Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

170 ülkeye cemaati pazarladılar şimdi “sizde de darbe yapabilirler” diyorlar

24 Eylül 2016

ANALİZ

170 ülkeye cemaati pazarladılar şimdi “sizde de darbe yapabilirler” diyorlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmanın yabancı ülkeleri en gülümseten yanı hiç kuşkusuz “Gülen uyarısı” ile ilgili bölümdü.
Erdoğan cemaatin Türkiye'de kalkıştığı dinci faşist darbe girişimini anlattıktan sonra cemaatin faaliyet gösterdiği 170 ülkeyi uyararak “Bunlar” dedi “Uluslararası bir terör örgütü. Sizin ülkenizde de benzer işler yapabilirler, dikkat edin.”
Erdoğan'ın sözünü ettiği 170 ülke içinde Amerika da var, Kenya da var, İngiltere de var, Azerbaycan da var, Almanya da var, Senegal de var.. Düşünsenize Amerikalılar uyarıyı ciddiye alıyorlar ve ülkede cemaatçi avına çıkıyorlar.
Ya da İngilizler darbeye karşı yeni yasalar çıkarmak için kolları sıvıyorlar.
İşin şaka tarafını geçelim, saray yazarlarına göre bu uyarılar çok ciddi.
Çünkü Fethullahçı terör örgütünün asıl amacı İslam düzeni kurmak değil, ülkeleri ele geçirerek global bir güç haline gelmek. Bu nedenle bulundukları ülkelerdeki okulları kullanarak devlete sızıyorlar ve kendilerine hizmet edecek insanları iş başına getiriyorlar.
“Kesinlikle olmaz” denilemez belki ama çok uçuk bir iddia olduğu kesin.
Bunu da geçelim. O 170 ülke kendi düşünsün, bize ne, biz darbeyi önledik, şimdi önlem almaya çalışıyoruz.
Ama bu ülkelerin yöneticileri Erdoğan'ın karşısına geçip de “İyi de Sayın Cumhurbaşkanı, şimdi dünyanın en büyük ve sinsi tehlikesi dediğiniz bu terör örgütünün elemanlarını bizzat siz bize getirip referans vermediniz mi” derlerse ne olacak.
Bu ülkelerin liderleri “Okulların açılması için ricacı oldunuz, hatta aramızdaki bazı yoksul ülkelere bu okullara iyi bakmaları için para verdiniz, ticareti sadece bu kesimle yapmamız için tavsiyelerde bulundunuz, o zaman terörist olduklarını bilmiyor muydunuz?” diye sorsalar acaba Erdoğan nasıl bir cevap verir. Çünkü bunların hepsi gerçek.
Cemaat hangi ülkede okul açmak istese AKP iktidarı o ülkelerdeki büyükelçiliklere talimatlar verdi ve her türlü kolaylığın sağlanmasını istedi.
Bakanlar bürokratlar bu ülkelere giderek okulların açılmasına destek istediler.
Erdoğan cemaatin okulu olduğu her ülkeye mutlaka resmi ziyaret yaptı, yanında iş ve ticaret adamlarını alarak her biriyle özel toplantılar yapılmasını sağladı. Bu görüşmelerde cemaatin adamları resmi heyetlerin içinde yer aldılar.
Nitekim bu tür ülkelerde iş yapmak isteyenler bizzat AKP iktidarı tarafından cemaate yöneltildi.
Türk Hava Yolları cemaatin okulu olan bütün ülkelere eğer yoksa hat açtı. Bu hatlar zarar etse bile seferler ısrarla devam etti. Afrika ve Asya'daki bazı yoksul ülkelere cemaat okullarına izin verilmesi ve desteklenmesi için devlet eliyle maddi yardımlar yapıldı. Cemaatin okullarının olduğu ülkelerin bazılarıyla vize anlaşmaları yapıldı, vize olan bazı ülkelerle karşılıklı vizeler kaldırıldı, bazıları ile vize kolaylıkları sağlandı.
“FETÖ her ülkede aynısını yapabilir” söylemi ile yıllarca beyinleri yıkanan bu nedenle bütün olumsuzluklara rağmen hâlâ AKP'ye oy veren kitleleri “Kandırıldık, Allah bizi affetsin” diyerek inandırabilirsiniz ama dünyanın diğer ülkelerinde bu söylem sadece tebessümle karşılanır.
En azından “Siz çocuk musunuz ki kandırıldınız, hem yıllarca bunlara destek verdikten sonra kandırıldığınızı söylüyorsanız şimdi söylediğinizin de doğru olduğunu nasıl anlayacağız, belki yine kandırılıyorsunuz” deyiverirler.

MERAK ETTİĞİ ŞEYLER

Genelkurmay'ın Suriye açıklamaları sadece kafa karıştırıyor

Askerimiz Suriye'de.
Ne yaptığını tam bilmiyoruz.
Resmi devlet adamlarımız bölgenin IŞİD'den temizlendiğini söylüyorlar.
Ama sonra bir bakıyorsunuz Kilis'e yine roket saldırısı oluyor. Hani temizlenmişti?
Genelkurmay ise bol rakamlı ama az sonuçlu basın açıklamalarıyla kafamızı karıştırıyor.
Açık söyleyeyim; Genelkurmay'ın “bilmem kaçyüz atış yapıldı” açıklamaları bana hiçbir şey ifade etmiyor.
Ne oluyor yani yüzlerce top atılınca. IŞİD yok mu ediliyor, Türkiye'den uzaklaştırılıyor mu, militanları tamamen etkisiz hale mi getiriliyor?
Bunları bilmiyoruz.
Ama iktidarın hep “en çok, en büyük, ilk kez, dünyada tek” gibi övünmeli şişinmeli sloganlarına alıştırılan halk Genelkurmay'ın “Yüzlerce bomba atıldı” açıklamalarını da büyük kahramanlık ve zafer gibi görüyor sanki.
Bu arada ilginçtir, tanklarımız vuruluyor, askerlerimiz şehit ediliyor, ancak şu ana kadar IŞİD'le karşı karşıya gelip gelmediğimiz yolunda da herhangi bir bilgi ve belge sunulmadı. Yoksa daha önce de sorduğum gibi askerimiz yürüdükçe IŞİD militanları da kıyafet değiştirip “Özgür Suriye Ordusu” pozuyla paşalarımıza mı sarılıp öpüyor?

ŞAŞIRDIM

Bir internet gazetecisinin dehşet verici iddiası

Fatih Tezcan ismini yandaş kanal ekranlarından biliyorum. Atatürk, Cumhuriyet ve devrimleri aleyhine ateşli konuşmalar yapıyor. Bazı internet sitelerinde yazı yazıyormuş ama hiç denk gelmedim. Ama Twitter'dan tanıyorum.
Bildiğimiz Aktrol türü twitler atıyor.
Bu kişinin dün attığı bir twit kan donduran nitelikteydi.
Aynen şöyle diyor Fatih Tezcan; CIA ve FETÖ, İstanbul'da iz bırakmadan korkunç sayıda insanı öldürecekleri ve sonrasında kaos başlatacakları bir plan üzerine çalışıyorlar.
Bu müthiş ve dehşet verici bir iddiadır.
Tezcan kamuya açık bir alanda bunu yazabiliyorsa bu mutlaka bir bilgiye ya da devlet istihbaratına dayanmaktadır.
Bugüne kadar terör olaylarında can verenlerin sayısını biliyoruz. En büyük can kaybı Ankara patlamasında olmuştu ve 100'ün üzerinde insanımızı yitirmiştik.
Tezcan “korkunç sayıdan” söz ediyor. Bu ne kadar ürkütücü.
Peki, böyle dehşet bir iddiayı bu kadar aleni yazabilmek suç değil mi?
Eğer bir belgeye, istihbarata dayanmıyorsa bu tür bir iddia “halkı panik ve korkuya düşürmek” suçuna girmez mi?
Türk Ceza Yasasını'nın 213'üncü maddesi bunu açıkça belirtiyor.
Yasa şöyle diyor;
Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.
Bu maddeye daha sonra “basın yoluyla işlenmesi halinde cezalar yarı oranında artırılır” ifadesi de eklendi.

BAŞIMDAN GEÇENLER

Metrobüste kadına değmek istemeyen adamdan Arapça dua

İstanbul trafiği dün sabah çok kötü bir metrobüs kazası ile kilitlendi.
Bir şehir magandasının tartıştığı otobüs şoförüne şemsiye ile vurması sonucu dev otobüs kontrolden çıktı ve yolundan çıkıp 4 aracı altına aldı.
Otobüs içi bu tartışma sonu feci bir kazayla bitince kamuoyunun gündemine geldi.
Oysa benzer tartışma hatta kavgalar toplu ulaşım araçlarında ama özellikle metrobüste çok sık yaşanıyor.
Ayrıca toplu taşıma araçlarında birbiriden garip olaylara da sıkça tanık oluyoruz.
İşte bunlardan birini bir iki gün önce bizzat yaşadım;
Eşimle birlikte Zincirlikuyu'da metrobüs durağındayız.
Akşamüstü olduğu için çok kalabalık. İki otobüse binmedik, böylelikle sıra başına geldik.
Ama fark etmiyor, kapılar açılınca içeri hücum oldu, orta sahanlıkta ayaktayız. Sonuçta sadece köprüyü geçip Beylerbeyi ayağında ineceğiz.
Orta sahanlık iyice sıkışınca aramızda iki kişi daha olan bir adam önündekini itti. O da dönüp “ne oluyor?” deyince “Kardeşim az git ileri, zaten kadınlara değmemek için uğraşıyorum burada” dedi öfkeyle.
Sonra da “Besmele” çekip Arapça bir dua okumaya başladı.
Otobüsün içi bir anda buz kesmiş gibi oldu.
Herkes birbirine bakıyor. Yüzlerde de korku ifadesi var. Öyle ya adam canlı bomba da olabilir. Neyse ki üzerinde kısa kollu daracık bir gömlek var, canlı bomba olma ihtimali çok düşük.
Hemen yanımızda türbanlı bir kadın vardı.
O da adama öfkeyle baktıktan sonra eşime döndü ve “Ne hale getirdiler ülkeyi” dedikten sonra ekledi “Duayı da yanlış okuyor geri zekalı.” Biz Köprü'de indik. Sonra ne oldu bilmiyoruz.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Erdoğan dünyayı karıştıracak bir açıklama yaptı

Amerika gezisini bitiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye gelmeden önce yaptığı bir konuşmada tüm dünyayı karıştıracak çok çarpıcı bir iddiada bulundu.
Dedi ki “Üç gün önce Kobani'ye silah dolu iki uçak indirdi Amerika. Bu silahların yarısı PYD'ye yarısı IŞİD'e gitti.”
Erdoğan konuyu Amerika Başkan Yardımcısı'na “Mister Biden bunu biliyor musunuz?” diye sorduğunu, onun da “Hayır bilmiyorum” cevabını verdiğini söyledi.
Erdoğan'ın bu iddiası Amerika'yı açık biçimde “terör örgütlerine yardım yapmakla” suçlamaktır.
Erdoğan bunu söylediğine göre herhalde bölgedeki Türk istihbaratı bu silahların IŞİD'e gittiğini belgelemişlerdir.
Amerika'nın ve kimi başka ülkelerin terör örgütlerine yardım ettiklerine yönelik şüphelerimiz ve duyumlarımız var elbette ama ilk kez Cumhurbaşkanlığı seviyesinde böyle bir açıklama yapıldı.
Bu durumda Amerika bölgede çok zor durumda kalacaktır.
Anlaşılan Türkiye'nin eline çok önemli bir koz geçti. Bunun iyi kullanılması ve Amerika'nın sıkıştırılması Türkiye'nin çok yararına olacaktır.

YENİ ÖĞRENDİM

Amerika'nın istediği 9 teröristi iade etmişiz

Bilgiyi bizzat Cumhurbaşkanı'ndan öğrendik hep birlikte.
Amerika'nın aradığı 10 terörist varmış. Bunlar “nedense” Türkiye'deymiş. Bunları geri istemişler. 9'unu iade etmişiz.
Erdoğan bu açıklamayı Fethullah Gülen'i iade etmekte çekingen davranan Amerika'yı uyarmak için yaptı.
Yani bir anlamda “Siz isteyince biz veriyoruz ama” demek istiyor.
Ancak insan ister istemez merak ediyor.
Amerika'nın istediği ve onlara verdiğimiz teröristler acaba ne cins teröristler.
Sıradan Amerikan suçluları mı (katil, soyguncu, kaçakçı gibi) yoksa bildiğimiz teröristler mi?
Bildiğimiz teröristlerse, Müslüman olmaları büyük ihtimal. Bu durumda ister istemez “Amerika'nın aradığı Müslüman teröristler neden Türkiye'de?” sorusu geliyor akla.
Neyse, hepsini bir kenara bırakalım, “Biz size istediğiniz teröristleri verdik, siz de bizim istediğimizi verin” demek pratikte bir yarar sağlar mı onu da düşünmek gerek.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more