Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

Putin’den Erdoğan’a 7 koşul

31 Ağustos 2016

YENİ ÖĞRENDİM

Putin'den Erdoğan'a 7 koşul

Bazen hiç umulmadık bir anda ve yerde hiç umulmadık biriyle karşılaşırsınız.
Bir süre önce evine davetli olduğum çok yakın bir dostumun bir de Rus konuğu vardı.
Ancak bu kişi sıradan bir Rus değil. Kremlin'e, yani Rusya Devlet Başkanlık Sarayı'na rahatlıkla giren, Putin'in analistlerinden biri.
Sohbet sırasında Erdoğan'ın Rusya ziyareti ve Putin'le yaptığı konuşmanın perde arkasını anlattı.
Söylediğine göre Putin bu görüşmede Erdoğan'a 7 koşul sıralamış.
Aslına bakarsanız “koşul” demek belki fazla olabilir, isterseniz 7 “öneri” olarak da okuyabilirsiniz.
Şimdi aldığım notları sıralayayım.

1- ESAD'I ARTIK KABUL EDİN: Suriye politikanız başından yanlış gitti. Hesabınızı Esad'ın gitmesine göre yaptınız ama bunun yanılgı olduğu ortaya çıktı. Biz Esad'ı destekliyoruz, siz de artık ısrardan vazgeçin ve Esad'ın varlığını tanıyın. Suriye sorunu Esad'tan geçiyor bunu kabul edin.

2- KARABAĞ'DA İTİDALLİ OLUN: Karabağ bizim için önemli. Sizin için de Azerbaycan nedeniyle önemli, bunu biliyoruz, ama itidalli davranın artık. Bu sorunun da çözülmesi gerekir. Bizimle inatlaşarak sorunu çözmek yerine daha zorlaştırıyorsunuz.

3- KIRIM VE KAFKASLAR'I BIRAKIN: Kırım'da tarihi bağları öne sürerek aleyhimize çalışmaları destekliyorsunuz. Bunu bazı Kafkas ülkelerinde de yapıyorsunuz. Bunları dikkatle izliyoruz. Doğru yapmıyorsunuz. Bunlar ilişkilerin düzelmesine değil sıkıntıya girmesine neden olur.

4- DÖRT ÜLKEDEN ELİNİZİ ÇEKİN: Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan federasyonumuza üye ülkeler. Sizin ajanlarınızın bu ülkelerde istihbarat çalışmaları yaptığını ve bölgedeki halkları bize karşı örgütlemeye çalıştığınızı biliyor ve izliyoruz. Artık bunlardan vazgeçin. Göz göre göre bunu size yaptırmayız.

5- PYD BİZİM İÇİN DE ÖNEMLİ: Suriye'de asıl tehlike IŞİD ve benzeri örgütler olduğu halde siz dikkatinizi PYD'ye veriyorsunuz. Şunu bilin ki PYD bizim için de önemli. Adımlarınızı atarken buna dikkat edin. Yoksa bölge hiç istenmeyen olaylara sahne olabilir.

6- SINIRLARINIZI TERÖRE KAPATIN: Artık Suriye'ye silah ve mühimmat göndermeyi bitirin. Sınırlarınız terör örgütlerine ve Rusya'nın çıkarlarına aykırı hareket edenlere açık tutuluyor. Sınırlarınıza hakim olun, terör örgütlerine müsamaha göstermeyin.

7- BAKANLARINIZ SÖZLERİNE DİKKAT ETSİN: İki ülke arasındaki ilişkilerde karşılıklı güven ve samimiyet çok önemli. İç politika için söylendiğini anlıyoruz ama bazı bakanlarınızın ve yetkililerinizin Rusya aleyhine sözleri bizde ciddi rahatsızlık yaratıyor. Hele uçağımızın düşürülmesinden sonra bazı bakanlarınızın açıklamaları unutulur gibi değil. Bundan sonra lütfen daha dikkatli olun.
Putin'in analistinin anlattıklarını dikkatle dinledim. Açık söyleyeyim Kırım, Kafkaslar, 4 Türki Cumhuriyet ile ilgili söylediklerini daha önce bu kadar ayrıntılı biçimde hiç duymamıştım.
Demek ki Rusya bizim kamuoyu tarafından pek bilinmese de bu konularda hassas.
Onlar hassas olduğuna göre demek ki bizim de bu bölgelerde bazı çalışmalarımız var.
Yani Rusya'ya PKK, PYD konusunda öfke yaparken bizim de Rusya'nın içişlerini sıkıntıya sokacak faaliyetlerimiz olduğu gerçeği varmış.
Rus analist yine Putin-Erdoğan görüşmesinde bir temenni ve bir tahmini de anlattı.
Onları da diğer yazımda bulacaksınız.

BAŞIMDAN GEÇENLER

Tek başına bir kadının feryadı

Geçen cumartesi gittiğim Merzifon'da kitaplarımı imzalarken, bir ara hava almak için kapı önüne çıkmıştım.
O sırada yanıma bir kadın yanaştı ve “Sesimi bir türlü duyuramıyorum. Sizi televizyonlarda izliyorum, yazılarınızı okuyorum, ne olur beni dinleyin, bir yardımınız olursa çok sevinirim” dedi.
“Peki” dedim ve dinlemeye başladım
Adının Nuran Yılmaz olduğunu söyleyen kadın “45 yaşındayım, hiç evlenmedim, bir ağabeyim vardı, onu kaybettim, ondan sonra hayatım karardı, çünkü kimsem yok” dedi.
Amasya'nın Taşova ilçesinde oturduğunu söyleyen Yıldız “Kaymakamlığa gittim, belediyeye gittim, bir küçük iş de olsa yapabileceğimi, bu yaşta namerde muhtaç etmemeleri için yardım etmelerini istedim” dedikten sonra gözünde biriken yaşları silerek “Hiç ilgilenmediler. Belediyede (kocandan maaş bağlanmadı mı?) diye sordular, yahu ben (hiç evlenmedim) diyorum onlar (kocamın maaşı) diye soruyor” diyerek yakındı.
“En çok ağrıma giden de beni bir huzurevine yatırabileceklerini söylemeleriydi” diyen Nuran Yılmaz “Bu yaşta huzurevi mi olurmuş, istediğim tek şey yapabileceğim bir iş vermeleri, dünyada tek başına kalmak ne demek bilmeyenlere bunu anlatmak ne kadar zor” dedi.
Yılmaz'a bu konuda yapabileceğim pek bir şey olmadığını ama samimiyetine güvenerek bunu yazabileceğimi söyledim.

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Ayıptır, halka bu kadar da salak muamelesi yapmayın

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman Rize'de yaptığı konuşmada dünyanın en önemli devrimcilerinden Che Guevara için “katil, eşkıya” sıfatlarını kullanmış bu sözler toplumun bir bölümünde büyük tepki almıştı.
Sanıyorum tepkilerin çoğalması üzerine Kahraman geri adım atmaya karar verdi ve Meclis Başkanlığı Halkla İlişkiler Bölümü bir düzeltme açıklaması yaptı.
Ama ne açıklama. Hem ifadesi bozuk, hem mantığı yanlış hem de milleti gerçekten salak yerine koyan bir açıklama.
Bakın açıklama ne diyor; “Sayın Kahraman tarafından gerçekleştirilen konuşmada, Küba sosyalist devriminde yer alan bir şahsın değil, kendi milli değerlerimizi özümsemiş, ülkemizin müreffeh ve barış dolu aydınlık geleceğinin teminatı olan gençlerimize, tarihimizdeki binlerce kahraman ve önderin rol model olarak örnek alınabileceği ve takip edilebileceği tavsiye edilmiştir.”
Allahım sabır ver bize.
Kimse bir yabancı önder yerine bir Türk önderin örnek alınmasının istenmesini eleştirmiyor ki.
Kahraman, başta en büyük düşmanı Amerika'nın bile “bir devrimci, bir kahraman” olarak tanımladığı Che Guevara'ya “katil, eşkıya” dediği için eleştiriliyor.
Düzeltmede bile zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışan aklın Türkiye'ye hiçbir faydası olamaz.

BUNU YAZMAK GEREK

Önce Askeri Casusluk davası şimdi de FETÖ nedeniyle ordudan atılan yarbay

Bu köşede pazartesi günü gözaltına alınan, tutuklanan ya da işlerinden edilen herkesin mutlaka cemaatçi olmayabileceğini yazmıştım.
Elbette kimsenin iç yüzünü bilmiyoruz. Bunca tutuklama yapılırken birçok kişinin “suçsuz” olduğunu ve cemaatle hiçbir ilişkisi olmadığını söylemesi son derece normal.
Bizler ise bu konularda çok az bilgiye sahibiz ve kimin gerçekten cemaatçi kimin olmadığını anlamamız da mümkün değil.
Ancak yazımda şikayetlerin bu kadar çoğalmasının zihinlerde kuşkular oluşturmaya başladığını belirtmiştim.
Bugün size kimliğini açık olarak yazan bir tabip yarbayın mesajından söz etmek istiyorum.
Doçent Tabip Yarbay Ahmet Turan Ilıca, cemaatin kumpaslarından biri olan “Askeri Casusluk” davası sırasında ordudan atıldığını belirtiyor.
Yarbay Ilıca daha sonra açtığı davayı kazanmış ve orduya dönmüş.
Ancak 15 Temmuz dinci faşist darbe girişiminden sonra bu kez “cemaatçi olduğu” gerekçesiyle yeniden ordudan atılmış.
Yarbay Ilıca “Can bey, her şeyi yapabilen bu cemaatçilerin listeleri bulandırdığını düşünüyorum” diyor.
Ankara GATA'daki cemaatçi yapılanmayı Ankara Emniyeti'ne liste ile bildirdiğini de ekleyen Ilıca “Beni bu nedenle hedefe koymuş ve cemaatçi subaylar listesine eklemiş olabilirler” ifadesine yer veriyor.

KOMİK

Elinde bayrak “darbe kahramanı” olmak için can atanlar varmış

Konya'da gece yarısından sonra elektrik kesiliyor, he taraf karanlığa boğuluyor.
Elektrik yarım saat gelmeyince sosyal medya üzerinden haberleşen bir grup “darbe mi oluyor?” diyerek sokaklara çıkıyor.
Kalabalık artınca vali açıklama yapıyor ve elektrik kesintisinin arızadan kaynaklandığını, darbe olmadığını söylüyor.
Komikliğe bakar mısınız?
Elektrik kesintisinden darbe çıkarıp sonra sokaklara dökülerek “kahraman” olmaya çabalayan bir kesim var demek ki.
Halkın bir bölümü “darbe karşıtlığı kahramanlığı” çok sevdi anlaşılan. Muhtemelen 15 Temmuz gecesi ne yapacağını şaşıran bu kesim şimdi “bir darbeye kalkışan olsa da tankların önüne biz yatsak” heyecanı içinde sanki.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Putin'e göre Rusya, Türkiye ile bir tür kader birliği içinde

Rus analistin Putin-Erdoğan görüşmesinde ele alınan maddeleri anlattıktan sonra “Devlet Başkanımız sayın Erdoğan'a bir de temennide bulundu” dedi ardından da bir tahminde bulundu.
Anlattığına göre Putin “Şu anda siz de biz de hem Amerika hem de Avrupa Birliği tarafından itilmiş ülkeler durumundayız. O halde bu durumda daha sıkı işbirliği içinde olmamız gerek. Yani koşullar bizi birlikte hareket etmeye zorluyor” demiş.
Putin'e göre Türkiye ile Rusya her konuda anlaşamayabilir, ancak adeta bir kader birliğine zorlanmış iki ülke olarak bu gelişmeyi daha iyiye doğru değerlendirmek gerekiyor.
Putin'in üstü kapalı ima ettiği bir konu da Türkiye'de ara sıra gündeme gelen “Avrasya Birliği ya da Şanghay Beşlisi gibi yapılanmaların içinde yer almamızın mümkün olmadığı” yolunda olmuş.
Putin Erdoğan'a mevcut koşullarda Türkiye'nin Rusya, İran, Çin ortaklığı içinde olamayacağını anlatmış.
Rus analist “Türkiye'nin NATO ülkesi olması ve Amerika ile sanıldığının çok ötesinde işbirliğinin bulunması zaten böyle bir yapılanma içinde olmasını önlüyor” dedi.
Gelelim Rus analistin yaptığı ve daha sonra doğru çıkan tahmine.
Bu görüşme 9 Ağustos'ta yapılmıştı. Rus analist “Erdoğan darbe olayını çok iyi bir fırsata çevirdi. Şimdi Suriye'ye bir şekilde asker sokmak istiyor. Ancak bunun için askere hakim olduğuna inanması gerek. Askerin artık kendisi için bir tehdit olmadığını anladığı an Suriye'ye girecektir. Sonu ne olur bilemem” dedi.
Bundan 15 gün sonra Türk askeri Suriye'den içeri girdi.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more