Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Yeni Başbakan Yıldırım’ın iktisat teorisi

22 Mayıs 2016

Prof. Davutoğlu'nu azleden Cumhurbaşkanı, yeni Başbakan olarak halen Ulaştırma, Denizcilik Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım'ı tensip etmiş bulunuyor. 1955 doğumlu olan Yıldırım, İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri bölümünden mezun olmuş bir yüksek mühendis. Ayrıca İsveç'teki Dünya Denizcilik Üniversitesi'nde uzmanlık eğitimi almış.
Aralarında Berlin Teknik Üniversitesi de olan 14 üniversite de kendisine fahri doktora derecesi vermiş. Yıldırım, talihin bir cilvesi olarak, İzmir Belediye Başkanı seçilemediği için Başbakan olmuş olacak. Öğretmen Semiha hanımla evli olan Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Erdoğan'ın İstanbul Belediye Başkanı olduğu 1994'ten beri birlikte çalışıyor.

İKTİSAT TEORİSİ (KURAMI)

Bilimsel araştırma, bir hipotezle (faraziye/varsayım) başlar. Gözlem ve deneylerle teori (kuram) haline gelir. Her hal için ispatlandığında “bilimsel kanun” olur. Bilimsel kanunlar herkes tarafından kabul edilir.
Çünkü içinde istisna yoktur. Teoriler ise tartışmaya açıktır. Aynı konuda birden fazla teori olabilir. Bu yüzden bazı saçma konuşmalara, karşı tarafı incitmemek için “dediğiniz teorik olarak doğrudur (yani yanlıştır)” denir.
Başbakan adayı Yıldırım'ın iktisatçı olmaması, kendisinin özellikle bir “kalkınma iktisadı teorisi” geliştirmesine engel değildir. Onun için hemen “Yıldırım'ın iktisat teorisi yoktur, olamaz” diye itiraz etmeyin. Kaldı ki benim burada kullandığım “teori” sözcüğü Peter Drucker'ın “firma teorisi” deyiminde kullandığı anlamdadır.
Yani her ülkenin, her kurumun, her firmanın, her gazetenin mesela SÖZCÜ'nün bir teorisi vardır. Bu teori, onu gözlemleyenler tarafından tanımlanabilir. Ben de Yıldırım'ın “eylem ve söylem”lerini sürekli izliyorum. Yani Yıldırım'ın iktisat teorisi, onun değil benim ifademdir.

BİLANÇOYU VARLIKTAN (AKTİFTEN) OKUMAK

İktisadi düşünme, olayları ve olanları bir “bilanço” içine yerleştirmeyi gerektirir. Bilanço, bir tarafında “varlıklar” (aktif) diğer tarafında “yükümlülükler” (pasif) yazan bir “Denge Belgesi”dir. Bilanço ile düşünmeye başlayan kişi, birisi varlık yarattık deyince, ona “bu varlık kime ait” ve bu varlığın yarattığı “yükümlülük kimin sırtında” diye sorar. Birisi “harcamalar” deyince, onun aklına “kaynağı nereden doğuyor” sorusu gelir.
Yıldırım'ın “Kalkınma İktisadı Teorisine” göre, iktisadi kalkınma varlık yaratmak demektir. Özellikle altyapı inşa etmektir. Yükümlülükler tarafına kafayı takmamak gerekir. Borca kafayı takarsan, başta ülkenin ulaşım ve iletişim sistemleri olmak üzere altyapısını inşa edemezsin. Altyapı yoksa zaten üstyapı da gelişmez.
Altyapısı zayıf ama dışa borçsuz ülke olacağına, altyapısı gelişmiş ama dışarıya çok borçlu ülke olmak evladır diye düşünür. Yıldırım'ın kalkınma iktisadı teorisine göre, (Japonya'nın, Kore'nin ve Çin'in yaptığı gibi) bir ülkenin öz kaynakları ile altyapı inşa etmesi Türkiye'de mümkün değildir. Çünkü seçmen buna izin vermez.

SON SÖZ: Teorisiz, pratik olmaz.