Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

29 Ekim’de Anıtkabir’e…

26 Ekim 2016

Sevgili okuyucularım, Türkiye'de neler olduğunu hep birlikte izliyoruz. Başımızda bir iktidar var, bu iktidarın destekçisi olan kitleler var.
Bu kafalar ulusal bayramlarımızın kutlanmasına bile kısıtlama getirdi.
Bu konuda son olarak Ankara Valiliği bir karar aldı, önümüzdeki bir ay boyunca düzenlenecek bütün mitingleri, gösteri ve yürüyüşleri yasakladı.
İsim verilmedi ama amaç belliydi:
29 Ekim ve 10 Kasım'ı yasaklamak!
Ellerinde nasıl olsa OHAL yetkisi var.
Baskı rejiminde hak ve hukuk yok, özgürlüklere kelepçe vurulmuş durumda.

*  *  *

Bu karar büyük tepki yarattı… Ve iktidar yetkilileri tepkileri görünce geri adım atmak zorunda kaldı:
“Alınan bu kararın 29 Ekim ve 10 Kasım'la ilgisi yoktur!..”
Olup olmadığını, gazların yine sıkılıp sıkılmayacağını göreceğiz bakalım.

*  *  *

Önümüzdeki cumartesi günü Cumhuriyet'in İlanının 93. Yıldönümü. Büyük kitleler elbette ki yürüyecek, yasal haklarını kullanıp barışçıl gösteriler yapacak.
Cumartesi günü hedef Anıtkabir…
O gün Anıtkabir'e on binlerce insanımızın akın akın gelmesi gerekiyor.
O gün Ankara'da hava soğuk olabilir, yağmurlu olabilir…
Mustafa Kemal Atatürk'ün aydın izinden yürüyen, Cumhuriyet rejimi ve laikliğin bekçisi olan sevgili okuyucularım, üşenmeyin… Ellerinizde Türk bayrakları ile lütfen gelin.

*  *  *

Sanırım Ankara'ya o gün dışarıdan da on binlerce yurtsever insanımız akın edecek.
Atatürk'ün huzurunda saygı duruşunda bulunursunuz, ruhuna bir dua edersiniz…
Ve haykırırsınız:
“Bazıları öyle zannetse de biz ölmedik, biz bu ülkenin bekçileriyiz…”
Çünkü bu iktidar bizleri, milyonlarca insanımızı yok (!) sayıyor.
Ölmediğimizi görecekler.
Cumartesi günü Anıtkabir'de buluşmak dileği ile…

Bir astsubayın feryadı

15 Temmuz olayı sonrasında haksızlığa uğradığını vurgulayan kesimlerden çok sayıda mektup alıyorum. Çok acı, çok insanlık dışı olaylar yaşanıyor, haksızlıklar yapılıyor, kurunun yanında yaş da yakılıyor.
Hükümet vur deyince öldürdü.
Kim darbeye bulaşmışsa, kim suç işlediyse üzerine amansızca gidilsin, eyvallah…
Ama hukuk çiğnenmesin, masum insanların canı yakılmasın, insanlık dışı olaylar yaşanmasın. Benim bütün derdim bu…
Bugün size havacı bir astsubayın, Hasan Kargın'ın cezaevi mektubunu, üzerinde hiçbir yorum yapmadan iletiyorum:

*  *  *

“Sevgili Emin Çölaşan, mağdurların sesini duyuran sayılı yazarlardan olduğunuz için çok sağolun. 18 Temmuz 2016 gününden beri Adana F Tipi Cezaevi'nde tutukluyum. Bana isnat edilen suç 15 Temmuz darbe gecesi F-16'lara havada yakıt ikmali yapmak.
İlk bakışta tutuklanmamda yanlış olan şey nedir diye düşünebilirsiniz ama kurulan kumpası öğrenmek isterseniz bu mektubumu lütfen okuyunuz.
İncirlik Hava Üssü'nde harbe hazır havada yakıt ikmal operatörü astsubay olarak görev yapmakta idim…
Uçuşa gitmediğimiz günlerde (uçağın) bir saat içerisinde kalkmaya hazır edileceği şekilde, lojmanda tabiri caizse hapis hayatı yaşarız.
15 Temmuz günü yine aynı şekilde lojmanda beklerken terörle mücadele harekatı kapsamında saat 21.02'de uçuşa çağrıldım. Apar topar filoya gittim. Üs komutanı general, uçak komutanı (tanker uçağı komutanı) pilota ‘Afyon üzerine gidiyorsunuz. Gelen uçaklara (F-16'lara) yakıt ikmali yapacaksınız' emrini verdi ve uçuşa çıktık.
Afyon üzerine yaklaştığımızda hava harekat merkezinden ‘Planlı görev yok, üsse dönün' şeklinde emir geldi.
Uçak komutanı emre riayet etti ve Adana üzerine geldik. Filo ile temasa geçtik ve durumu izah ettik. Yakıt azaltıp iniş yapacağımızı bildirdik.
Filodaki personel ise üs komutanı generalin emrini şöyle iletti: ‘İniş yapılmayacak, göreve devam edilecek.'
Uçuş ekibi olarak yerde neler olduğuna dair bir bilgimiz yoktu. Mecburen, askerlik gereği, sesini bildiğimiz ve tanıdığımız kişinin aktardığı bu emri yerine getirdik.
Zifiri karanlıkta, yerden 8 kilometre yükseklikte 700 kilometre hızla uçarken ve elinizde komutan emrinden başka bir şey yokken ne yapabilirsiniz?
Tanker uçağı hiçbir şekilde mühimmatı olmayan bir uçaktır.
Tek görevi (jetlere havada) yakıt ikmali yapmaktır.
Bizden yakıt alan F-16 uçağının pilotunu, ne kapsamda görev icra ettiğini, nereye harekat düzenlediğini, pilotun kim olduğunu, nereye operasyon yaptığını ve operasyonun amacını tanker uçağı olarak bizim bilme şansımız yoktur.

*  *  *

Sayın Çölaşan bu hainler emir komuta zincirini kullanarak çok sayıda vatansever askere ‘Vatanınız yanıyor yetişin' diyerek kumpas çekti. Sonuç ne oldu? Bu vatansever askerler saf dışı kaldı.
Bir uçucu personelin yetişme bedeli milyon dolarlarla ifade ediliyor. Hesabı size bırakıyorum. TSK'nın bu seçkin insanları (pilotlar ve mürettebat) saf dışı kalınca ordumuz kan kaybetti. Amaçları da bu değil miydi zaten.
Hava Kuvvetleri'nin lojistik bacağına kurulmuş olan bu kumpası es geçmeyin lütfen.
Verilen zararlar ve bu kumpas yanında, benim mahvolmuş hayatımdan söz etmiyorum bile. Vatan sağolsun. Şu anda anayasal suçtan yargılanıyorum. Benim fakir bir aileden çıktıktan sonra evlenip hayat düzenimi kurmaktan başka ne amacım olabilirdi?
Hain darbe girişiminde elinde tüfeği ile etrafa boş gözlerle bakan erlerden farkımızın olmadığını anlatabilmiş olmam dileği ile saygılarımı sunuyorum.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more