Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Rezil kumpas şimdi tartışılıyor

Sevgili okuyucularım, Türkiye 2009 yılı aralık ayında Cumhuriyet tarihinin en büyük kumpaslarından biriyle sarsıldı.
Ergenekon ve Balyoz tezgahları sürüyor, AKP iktidarı Türk Ordusu'na vurdukça vuruyordu. Amaç TSK'yı baygın duruma getirip
mahvetmekti.
Bir sabah korkunç bir olayla uyandık. İki subay Başbakan Yardımcısı, “Şeyini şey ettiğimin şeyi” Bülent Arınç'a suikast hazırlığı yaparken Ankara'da suçüstü yakalanmıştı!
Onun evinin yakınlarında bir araç içerisinde bekleyen iki subaya polis tarafından baskın yapılmıştı. Ellerinde Arınç'ın adresi vardı ve yakalanınca bu kağıdı çiğneyip yutmaya kalkışmışlardı!
İki kurmay subay düşünün, bir ev adresini bile ezberleme yeteneğinden yoksundu.
Üstlerinde ve araçlarında arama yapıldı. Silah veya herhangi bir suç unsuru yoktu.
Adliyeye götürüldüler, salıverme kararı çıktı ama ortalık birbirine girmişti.

*  *  *

Subaylar adı daha sonra Seferberlik Tetkik Kurulu
olarak değiştirilen Özel Harp Dairesi'nde görevliydi. Sonra devreye Mustafa Bilgili isimli bir savcı girdi, bu kuruluşta arama kararı çıkardı.
Kadir Kayan isimli bir hakime görev verildi… Kadir bu kuruluşa gidip arama yapmaya başladı.
Arama günlerce devam etti ve devletin en gizli bilgileri ortalığa saçıldı.
Ne var ne yoksa paketlenip Ankara Adliyesi'ne götürülüyordu.
Örneğin, ülkemiz günün birinde düşman işgaline uğradığı takdirde direnişi hangi siviller örgütleyecek, yeri gizli olan silahlar nasıl kullanılacaktı?..
İsimler ve silahların gizlendiği yerlerin listeleri artık Ankara Adliyesi koridorlarında boy boy diziliydi!
Listelerin kimlerin elinde olduğu şimdi bile bilinmiyor.

*  *  *

AKP iktidarı korku imparatorluğunu kuruyor, kumpaslar düzenlenip toplum ve TSK dahil bütün kuruluşlar sindiriliyordu.
Özel Harp Dairesi'nin bütün bilgi ve belgeleri böyle yağmalandı, sorumsuz kişilerin ellerine geçti.
İktidar medyası bu olanlara bütün gücüyle alkış
tutuyordu.
Adına Bülent Arınç denilen siyasetçi derseniz, iki suikastçı (!) subay yakalandığında zaten Ankara'da değil, seçim bölgesi Manisa'da idi.

*  *  *

Düzmece suikast olayı Türkiye'yi salladı. Hükümetin açıklamaları da birbiri ardına geliyordu:
“Yargımız bu konuda gerekeni elbette yapacak ve sorumlulara hak ettikleri cezalar derhal verilecektir.”
Özel Harp Dairesi'nde aramayı gerçekleştiren Kadir Kayan isimli hakim terfi ettirildi, hükümetin onayı ile Yargıtay üyesi seçildi.
Bu şahıs şimdi firarda!

*  *  *

Bu kozmik oda rezaletini Aralık 2009'dan bu yana burada en az 40 kez yazdım, gündeme getirdim, sorular sordum.
Hükümetten bir tek yanıt gelmedi.
Zaten gelemezdi çünkü her tezgah bilinçli olarak kuruluyordu.
Böyle bir suikast olayı yoktu. Her şey yalan, her şey düzmece idi.
Türkiye ile alay ettiler.

*  *  *

Şimdi yeniden sorulması gereken çok önemli sorular var:
Kozmik oda baskınında ele geçirilen kozmik dosyalar nerede ve kimlerin
elinde?
Bilemiyorum, belki birilerine
satıldı, ya da yabancı ülkelerin eline geçti…
Belki adliye koridorlarında dolaplarda bekletiliyor…
Evet, ülke işgale uğradığı takdirde sivil direnişi kimler örgütleyecek, gizli silah depolarını kimler nasıl kullanacaktı?..
Belki evinizin yanındaki bakkal, belki çocuğunuzun öğretmeni, belki köyündeki meçhul çiftçi…
Ama o en gizli listeler artık gizli değil, kapanın elinde!

*  *  *

Bu kumpasa geçmiş yıllarda alkış tutan, en büyük desteği veren iktidar medyasına şimdi bakıyorum da iğreniyorum, midem bulanıyor…
Şimdi “FETÖ yaptırdı”
diyorlar!
FETÖ yaptırdıysa arkasında kim vardı, hangi siyasi gücün desteği vardı?
Hükümetten habersiz mi yaptırdı?
Ya hükümet, ya da “Şeyini şey ettiğimin şeyi” bu utanç verici olayın içyüzünü belki bir gün açıklar da öğreniriz!

Bizim imam yurtdışına mı atandı!

Sevgili okuyucularım, Diyanet'in Ankara'da görevli olan Elvan Bal isimli imamı geçen yıl facebook sayfasında bana ağır hakaretler etmiş, Atatürk'le ilgili bir yazım nedeniyle şöyle demişti:
“Bu yazıyı okuduktan sonra şöyle dedim. Vay O. çocuğu vay. Senin Bizans artığı bir pislik olduğunu zaten biliyorduk dedim.”
Yazdıklarını yalanlaması mümkün olmayan, üstelik özür de dilemeyen bu imamı savcılığa şikayet ettik, hakkında ceza davası açıldı.
Öncesinde Diyanet'e de şikayet dilekçesi verip hakkında soruşturma açılmasını istemiştik. Bu aşamada Diyanet'e çeşitli zamanlarda burada sordum:
“Uluorta küfreden bu imam hakkında işlem yapıyor musunuz?..”
Yanıt gelmiyordu… Sonra dava dosyasından öğrendik ki, soruşturma yapılmış ve kendisine ödül gibi göstermelik bir ceza verilmiş!
Yer değiştirme cezası!..
Ve bu yolla Etimesgut'ta evine en yakın olan bir camiye atanmış!
(Diyanet'in dosyasında yeni bir kavram geliştirip kendini şöyle savunuyordu:
“Emin Çölaşan'a O. çocuğu derken orospu çocuğu değil, Osmanlı çocuğu demek istemiştim!”)

*  *  *

İmamın ilk duruşması dün Ankara 4. Asliye Ceza mahkemesinde yapıldı. Bakalım gelecek mi, gelirse ne diyecekti…
İmam gelmedi!
Yurtdışında imiş…
Duruşma tutanağından aynen veriyorum:
“Sanığın duruşma günü yurtdışında olacağını, 1 Aralık günü döneceğini ve 15 gün Türkiye'de kalacağını beyan ettiği görüldü.”

*  *  *

Allah Allah!.. Adam yurtdışına gitmiş, 1 Aralık günü Türkiye'ye gelip 15 gün kalacak ve yine gidecekmiş. (Duruşma 8 Aralık gününe ertelendi.)
Diyanet, Elvan Bal isimli
bu Atatürk düşmanı imama
yeni bir ödül vermiş
olmasın!..
Yani onu yurtdışında kıyak bir göreve atamış olmasın!
Vay anasını sayın seyirciler, bu işin içinde bir iş var ama ne olduğunu henüz anlayamadık. Yakında onu da anlarız!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more