Sözcü Plus Giriş
MEHMET TÜRKER

Boş yere 92 gün!..

27 Şubat 2016 Yazarlar

Boşu boşuna, pisi pisine insan ömründen giden günler…
“Onu bırakmam öyle”
Bu söz, onları 92 gün bırakmadı…
İktidar yandaşlarından dün atılan çığlıklara bakılırsa daha 92 yıl bırakılmamaları gerekiyor…
İki gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül…
“Bu tutuklama Anayasa Mahkemesi'nden, olmadı AİHM'den döner” diye yazmıştık…
Olayın gazetecilik faaliyeti olduğunu, bu sebeple davanın beraatla sonuçlanacağını daha ilk günden belirtmiştik…
Normali buydu; Anayasa Mahkemesi de bu yönde karar verdi:
“Gazetecilik faaliyeti”
Peki bu gazetecilik faaliyeti için ne isteniyordu?..
İki defa müebbet, üzerine 42 yıl!..

*  *  *

Haber MİT TIR'ları…
Gizliliği filan kalmamış, delik deşik olmuş eleğe dönmüş, dile düşmüş bir olay…
Malumun bilmem kaçıncı defadır ilamı…
Üstelik, yapılan haber resmi makamların, savcıların zabıt altına aldıkları olay…
Efendim o savcılar paralelciymiş, falanmış filanmış; ben gazeteci olarak onu bilemem ki…
İktidar olarak sen biliyor muydun, can ciğer kuzu sarmasıydın, ne istedilerse veriyordun!..
54 yıllık meslek hayatımın çok büyük kısmını bu gibi olayların peşinde geçirdim; bu haber bana getirilmiş olsaydı, getiren arkadaşlarımı ödüllendirirdim…
Ama Can Dündar ile Erdem Gül tutuklandılar!..
92 gün Silivri'de pisi pisine yattılar, tutukluluğa itirazları hep retle sonuçlandı…

*  *  *

5-6 yıl geriye dönelim…
“Hukuk” deyince değişen nedir?..
5-6 yıl önce özel yetkili savcıların, özel yetkili hakimlerin “At içeri sonra bakarız” anlayışından bugün farklı olan nedir?..
O devir bitti de, anlayış değişti mi?..
Tutuklamanın bir cezalandırma yöntemi olarak bugün de devam ettiğine en iyi örnek Can Dündar ile Erdem Gül'ün Silivri'ye atılması değil midir?..
Yargıdaki “paralelciler” devrinde tahliye kararı veren hakimler sürülüyordu, o günlere mi dönüyoruz?!.

*  *  *

Anayasa Mahkemesi'nde hak ihlali kararına katılmayan üç üyenin hangi kontenjandan seçildiğini biliyoruz da, karara katılmama gerekçelerini bilmiyoruz…
Elbette sağlam gerekçeleri vardır…
Tahliye taleplerine hep ret kararı veren Sulh Ceza Hakimlikleri ile esas mahkemesi de herhalde AYM kararından ders çıkaracaklardır…
Balyoz, Ergenekon gibi davalarda 5-6 yılını cezaevinde geçiren insanların hayatları karartıldı…
O günler geçti, bugünlere geldik…
Bugünlerin o günlerden farkı ne?!.

Suç duyurusunda rekor!..

Yargıda suç duyurusu yapmak kadar kolay bir iş yoktur… Avukat filan da gerekmez, iki satırlık dilekçeye bakar…
Dilekçeyi oturduğunuz ilin veya ilçenin savcılığına verirsiniz, o kadar…
Sonuçta hiçbir şey çıkmasa da hakkında suç duyurusu yaptığınız kişi savcılığa çağrılır, huzursuz edilir…
Savcının kapısında bekler, içeri girip ifade verir, sonuç ne olur diye korkar, meraklanır…
Suç duyurusunu yapan kişinin ise umurunda bile değildir…
Eğer dava açılırsa, gider ifade verir, iddiasını tekrar eder…
Bunu neden yazdım?.. Gazeteciler ve vatandaşlar hakkında sık sık, son olarak da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “Cumhurbaşkanı'na hakaret” iddiasıyla yapılan suç duyurularından…
Kılıçdaroğlu hakkında, “Cumhurbaşkanı'na hakaret” iddiasıyla tam 10 bin suç duyurusu yapılmış…
Demek bütün teşkilat buna çalışmış, hepsi ellerinde birer dilekçe savcılıklara koşmuş…
Bu kırılması çok güç bir dünya rekorudur!..
Guinness Rekorlar Kitabı'na girmesi gerekir!..

YAZARIN TÜM YAZILARI