Sözcü Plus Giriş
NASUH MAHRUKİ

Dünyanın en değerli kaynağı topraktır, bir karışı bile gözden çıkarılamaz

25 Ocak 2016 Yazarlar

Bu­gün siz­le­re ge­ze­ge­ni­miz­de­ki hız­lı nü­fus ar­tı­şı ve top­rak üze­ri­ne bir­kaç söz söy­le­mek is­ti­yo­rum. Ma­lum bu­gün­ler­de her­kes top­rak­la­rı­mı­za göz dik­miş du­rum­da. İçe­ri­de bö­lü­cü­ler, ha­in­ler, pro­fes­yo­nel ka­til­ler, dı­şa­rı­da da İs­ra­il ve em­per­ya­liz­min bü­yük oyun­cu­la­rı. İs­ra­il Ada­let Ba­ka­nı Aye­let Sha­ked, ba­ğım­sız Kürt dev­le­ti ku­rul­ma­sı­na bü­yük des­tek ver­di­ği­ni ve bu ye­ni dev­le­tin Tür­ki­ye ve İran ara­sın­da yer al­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­di da­ha bu haf­ta ba­şın­da. İs­ra­il Baş­ba­ka­nı Bin­ya­min Ne­tan­ya­hu'nun da 2014'te Kürt dev­le­ti ku­rul­ma­sı­na des­tek ver­di­ği bi­li­ni­yor­du ama bu se­fer, İra­n'­ın ve bi­zim ka­dim top­rak­la­rı­mız­da ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni de küs­tah­ça ilan et­ti­ler ve ulus­la­ra­ra­sı bir ça­lış­ma ya­pıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni de ek­le­di­ler. Kaç gün­dür ba­kı­yo­rum, Mil­li ege­men­li­ği­mi­zi ve top­rak bü­tün­lü­ğü­mü­zü doğ­ru­dan he­def­le­yen bu ka­dar önem­li bir had­siz­lik­te, her­han­gi bir AK­P'­li­den ve­ya her­ke­se her gün had­di­ni bil­di­ren Cum­hur­baş­ka­nın­dan bir kı­na­ma, açık­la­ma, one mi­nu­te fi­lan ge­lir mi di­ye. Ner­ede o gün­ler! Er­te­si gün İs­ra­il Bü­yü­kel­çi­si­ni ça­ğı­rıp; ne de­mek is­ti­yor­su­nuz siz bi­zim top­rak bü­tün­lü­ğü­mü­ze böy­le açık ve cü­ret­kar bir teh­dit­le, di­ye sor­ma­la­rı­nı bek­ler­dim…
***
Ata­türk; “Va­tan hiç­bir ka­yıt ve şart al­tın­da ay­rı­lık ka­bul et­mez ve bü­tün­dü­r” der. Top­rak­la­rı­mı­zın bü­tün­lü­ğü ko­nu­sun­da­ki Cum­hu­ri­ye­tin ta­viz­siz­li­ği­nin te­me­li­ni ve ne­de­ni­ni da­ha iyi an­la­mak için, dün­ya­mı­zın nü­fus ar­tış hı­zı­nı da mut­la­ka çok iyi an­la­ma­mız ge­rek­mek­te­dir. Çün­kü dev­let­ler, coğ­ra­fi çev­re­le­ri­nin, ge­ze­gen üze­rin­de sa­hip ol­duk­la­rı top­rak par­ça­sı­nın ese­ri ola­rak ka­bul edi­lir. Coğ­ra­fi çev­re, ül­ke­le­rin mil­li men­fa­at ve mil­li he­def­le­ri­nin tes­pi­tin­de te­mel da­ya­nak­tır. Dev­le­tin coğ­raf­ya­sı­na ait tüm un­sur­lar da coğ­ra­fi gü­cü oluş­tu­rur, bu ne­den­le de pa­ha bi­çi­le­mez ve ta­viz ve­ri­le­mez de­ğer­de­dir.
Her dev­let, ken­di coğ­raf­ya­sın­da yer al­tı, yer üs­tü, ha­va sa­ha­sı, ka­ra­su­la­rı, kı­ta sa­han­lı­ğın­da bu­lu­nan her tür ti­ca­ret, ta­rım, hay­van­cı­lık, ba­lık­çı­lık, tu­rizm, ma­den­ler, pet­rol, do­ğal gaz vb. hak­la­rın ve bu coğ­raf­ya­da üre­ti­le­bi­le­cek her tür­lü su, gü­neş, rüz­gar ve ge­le­cek­te icat edi­le­cek tüm ener­ji kay­nak­la­rı gi­bi ya­şam­sal de­re­ce­de önem­li eko­no­mik im­kan­la­rın tek yet­ki­li sa­hi­bi­dir. Bun­la­rı iş­le­te­rek ya­ra­tı­lan kat­ma de­ğe­ri, ül­ke­si ve va­tan­daş­la­rı­nın gü­ven­li­ği, re­fa­hı ve mut­lu­lu­ğu için ka­zan­dır­mak­la yü­küm­lü­dür. Bü­tün bun­la­rı da, ulus­la­ra­ra­sı tüm an­laş­ma­lar ta­ra­fın­dan da ka­bul edi­len, ken­di coğ­raf­ya­sın­da­ki ege­men­lik hak­la­rı­na da­ya­na­rak ya­par. O yüz­den coğ­raf­ya ya­ni top­rak çok önem­li­dir. Top­rak Va­tan­dır. Ge­ze­gen­de­ki ola­ğa­nüs­tü hız­lı nü­fus ar­tı­şın­dan do­la­yı çok de­ğer­li­dir.
***
Araş­tır­ma­cı­lar mi­lat­tan ön­ce 8000 yı­lın­da, ya­ni gü­nü­müz­den 10 bin yıl ön­ce, dün­ya­da 5 ila 10 mil­yon in­san ya­şa­dı­ğı­nı tah­min edi­yor­lar. Sü­mer­le­rin ya­zı­yı bul­du­ğu yak­la­şık 5500 yıl ön­ce­sin­de top­lam in­san nü­fu­su­nun 25 mil­yo­nu aş­tı­ğı dü­şü­nü­lü­yor. 2000 yıl ön­ce, İsa'­nın doğ­du­ğu gün­ler­de ya­ni gü­nü­müz­den 60 ku­şak ön­ce, dün­ya­da 300 mil­yon in­san ya­şı­yor­du. 300 mil­yo­nun iki ka­tı­na, 600 mil­yo­na ulaş­ma­sı, nü­fu­su­muz sa­vaş­la­ra, kıt­lık­la­ra ve has­ta­lık­la­ra bağ­lı ola­rak ol­duk­ça ya­vaş art­tı­ğı için 1600 yıl sür­dü. 18. yüz­yı­lın or­ta­la­rın­da­ki Sa­na­yi Dev­ri­mi'nin sağ­la­dı­ğı her alan­da­ki tek­no­lo­jik ge­liş­me ve iler­le­mey­le bir­lik­te, nü­fus ar­tı­şı­mız hız­lan­ma­ya baş­la­dı. 1800'le­re gel­di­ği­miz­de ge­ze­gen­de­ki top­lam nü­fu­su­muz 1 mil­ya­rı aş­tı. Ge­ze­gen­de­ki nü­fu­sun 300 mil­yon­dan 1 mil­ya­ra ulaş­ma­sı 54 ku­şak ve 1800 yıl sür­müş­ken, 1 mil­yar­dan 2 mil­ya­ra ulaş­ma­sı sa­de­ce 4 ku­şak ve 130 yıl sür­dü, gel­dik 1930'a. 2 mil­yar­dan 3 mil­ya­ra çı­kış ise sa­de­ce 1 ku­şak ve 30 yıl sür­müş­tü, 1960'ta­yız…
1960'tan son­ra­ki 40 yıl içe­ri­sin­de, 2. Dün­ya Sa­va­şı'nın kor­kunç yıl­la­rı­nın ar­dın­dan ye­ni­den to­par­la­nan kü­re­sel eko­no­mi ve ar­tan re­fah­la bir­lik­te; Baby Bo­om – Be­bek Pat­la­ma­sı de­dik­le­ri bü­yük bir nü­fus ar­tı­şı olur. 1 ku­şak­tan bi­raz faz­la za­man için­de nü­fu­su­muz tam iki ka­tı­na 6 mil­ya­ra ula­şır. Bü­yük­ba­ba­mın bü­yük­ba­ba­sı­nın ba­ba­sı Na­suh­za­de Şe­hit Kap­tan-ı Der­ya Ali Pa­şa'dan oğ­lum Bar­la­s'­a sa­de­ce 6 ku­şak ge­çer ama 6 ku­şak­ta 1 mil­yar­lık nü­fu­su­muz 6 ka­tı­na çı­kar. Bu­gün ise 7.3 mil­ya­rı aş­mış du­rum­da­yız. Bu­gün ya­şa­yan­la­rın ço­ğu­nun gö­re­bi­le­ce­ği bir ge­le­cek­te bel­ki de 10 mil­ya­ra ula­şa­ca­ğız. Oy­sa ge­ze­ge­ni­miz­de­ki top­rak hep ay­nı mik­tar­da ka­la­cak…
***
Ge­ze­ge­ni­mi­zin ça­pı bel­li­dir, üze­rin­de­ki zen­gin­lik­ler­den fay­da­la­na­rak in­san­la­rın ya­şa­ya­bi­le­ce­ği ve ço­ğa­la­bi­le­ce­ği top­rak küt­le­si de bel­li­dir. Sı­nır­lı olan bir alan üze­rin­de gi­de­rek ar­tan bir nü­fus­la ya­şa­mak, tüm top­lum­lar üze­rin­de bü­yük bir bas­kı ya­rat­mak­ta­dır. Bu bas­kı­nın za­man za­man ye­rel ve böl­ge­sel hat­ta kü­re­sel an­laş­maz­lık­la­ra, çı­kar ça­tış­ma­la­rı­na, sa­vaş­la­ra yol aç­ma­sı ka­çı­nıl­maz­dır. Dün­ya ta­ri­hi, kay­nak­lar üze­rin­de sa­vaş­lar ve mü­ca­de­le­ler­le do­lu­dur. Bun­dan son­ra­sı için ön­gö­re­bil­di­ği­miz tüm ge­le­cek­te de öy­le ol­ma­ya de­vam ede­cek­tir. Bu dün­ya­da­ki en de­ğer­li şey top­rak­tır, top­ra­ğın ve üze­rin­de­ki ege­men­lik hak­la­rı­nın sun­du­ğu kay­nak­lar­dır. Bu­gün 7.3 mil­yar in­sanın pay­laş­tı­ğı­ ge­ze­ge­ni­mi­zi ya­rın, 10 mil­yar – 12 mil­yar – 15 mil­yar ve kim bi­lir ne­re­ye ka­dar ar­tar­sa nü­fus, o ka­dar in­san pay­la­şa­cak ama top­rak hep ay­nı mik­tar­da ka­la­cak­tır. O yüz­den Tür­ki­ye Cum­hu­ri­yeti'nin her bir ka­rış top­ra­ğı­nın ve üze­rin­de­ki tüm ege­men­lik hak­la­rı­nın sa­hi­bi olan yurt­ta­şım ço­cuk­la­rı­na, to­run­la­rı­na, so­yu­na kal­ma­sı ge­re­ken top­ra­ğın, bir tek ka­rı­şı üze­rin­de­ki en kü­çük bir hak­kın­dan bi­le hiç­bir şart al­tın­da ta­viz ver­me­me­li­dir. Va­tan de­mek olan top­ra­ğı­na göz di­ken, ege­men­li­ği­ni ve hak­la­rı­nı elin­den al­ma­ya kal­ka­cak, kar­şı­sı­na çı­ka­cak tüm düş­man­lar­la dö­vüş­me­ye de her za­man ha­zır ol­ma­lı­dır.
Ata­türk bu ko­nu­da­ki ta­viz­siz­li­ği­ni, 1923'te şöy­le ifa­de eder; “U­lu­sal ege­men­li­ği­mi­zin bir zer­re­si­ni da­hi ver­me­ye yel­te­nen­le­rin ka­fa­la­rı­nı ko­pa­ra­ca­ğı­nız­dan emi­nim…”

YAZARIN TÜM YAZILARI