Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Yalancıktan Musul’daki petrole sulanınca!

30 Ekim 2016

Düşmanlarımızı azaltacaktık. Dostlarımızı çoğaltacaktık. Putin ile Erdoğan kucaklaştı. Obama ile Erdoğan telefonlaştı. Kurutuluş Savaşı sırasında Milli Mücadele düşmanı yazar Ali Kemal'in torunu İngiliz bakan Boris Johnson da Ankara'ya Erdoğan'ın çok pahalıya yapılmış  lüks Ak Saray'ına konuk geldi.
Bir umuttu!
Saman aleviymiş.
Dost çoğaltamadık.
Mavi Hattı yenileyemedik.
Mavi Hat: Ülkemizin Güney ve Güneydoğu sınırımızdaki bütün ülkelerden, etnik gruplardan, uluslardan, mezheplerden, dinlerden, inançlardan kim varsa hepsiyle dost olma, dost kalma kuşağıdır. Mavi Hattı, yaklaşık 500 yıl önce Yavuz Sultan Selim, “İpek Yolu ile Hac Yolu'nu” korumak için; Mardin-Hatay- Halep-Kerkük Hattına- Golan Tepeleri ile İsrail-Ürdün Bölgesine 500 bin Şii ve Sünni Türkmen'i birlikte yerleştirmişti. Sonradan bataklığa dönüşecek Ortadoğu'da dost çoğaltan mavi hattımız olmuştu. 1920 yılında İngilizler güçlü orduları ve Lawrence tipi “böl ve yönet” yöntemleriyle mavi hattımızı dağıttılar ve şimdi de ABD'liler askeri-siyasi-diplomatik-finansal güçleriyle “mavi hattımızı yeniden kurmamıza” izin vermiyor. Musul'da 100 yıl önceki İngiliz generali ile bugün Musul'da ABD generali arasında bir milim bile görüş farkı yok.
ABD'nin planı:
Küçük Sünni devlet.
Küçük Şii devlet.
Küçük Kürt Devleti.
Küçük Aşiret devletler.
Kurdurmak.
Hepsini soymak.
İngilizlerin başlattığı “böl- birbiri ile savaştır- yönet”  bataklık modelini güncelleştirip devam ettirerek “Müslümanlığı da sürekli fakir dini kalmaya” mahkum etmek.
Müslüman:
Çok doğuracak.
Hep fakir kalacak.
Sünni –Şii diye bölünecek.
İçinden IŞİD üretecek.
Müslüman Müslümanı öldürecek.
ABD'nin planı bu!
Biz bu plana geldik.
Tuzağa düşürüldük.

*  *  *

Türkiye'yi 14 yıldır yöneten Erdoğan, “dost azaltan-düşman çoğaltan çıkmazı”  kendi eliyle hazırlayıp hızlandırdı. ABD'nin yeni Ortadoğu Planı'nın “stratejik eş başkanı benim” gibi oy artırma nutukları söyleyip; Irak ile Suriye'yi tek devletler olmaktan çıkaran iç savaşlarla bölünmelerine omuz vermiş oldu. Oysa Irak ve Suriye, Türkiye'nin Mavi Hattı içinde “ekonomik işbirliğini sürekli geliştireceği” dost devletler olacaktı, kalacaktı.
Olmadı!
Şam'da Esad!
Türkiye'ye düşman!
Bağdat'ta Abadi!
Türkiye'ye düşman.
Erbil'de Barzani!
Türkiye'ye düşman!.
Rakka'da IŞİD.
Türkiye'ye düşman.
Tahran'da Rouhani!
O da Türkiye'ye düşman!
Kuzey Irak'ta PKK!
O zaten düşman.
Suriye'de PYD!
O da düşman.
Şii Haşdi Şabi çıktı! O da Türkiye'ye düşman. Dün Türkmen kenti Tel Afer'e (Türkiye'nin tek kalmış dostu) saldırdı. Arkasında Bağdat yönetimi var. Bağdat yönetiminin arkasında da İran ve ABD.

*  *  *

Oysa Türk Ordusu karadan Irak'a ve Suriye'ye  “dost çoğaltmak-düşman azaltmak” için girdi. Türk Ordusu Irak'ta ve Suriye'de “havada, karada,  sahada olmazsa; masada olamayız” ve elimizde tuttuğumuz bugünkü sınırları bile kaybedebiliriz.  Türk Ordusu, ”Musul'a ve Halep'e geçici olarak girmezse yarın Musul ve Halep Türkiye'ye kalıcı girmeye kalkacaktır” denildi.
Peki ne oluyor?
ABD planından vaz geçmiyor.
Türk Ordusu'nun sadece IŞİD'i vurmak için Irak ve Suriye'ye girmesine izin veriyor.  ABD, IŞİD'i bitirmek için Türk Ordusu'nu değil PYD' yi arkalıyor.  Obama, Erdoğan'ı dinlemiyor. Putin ABD ile gizli anlaşma yapmış gibi duruyor. Erdoğan'ın konuşmaları ise “sanki Türk Ordusu, Musul petrollerinden pay almak için Irak'a girdi” türü “Musul petrolüne sulanma” iç propagandasına dönüştü.
Şu acı çelişkiye bakın:
Yalancıktan!
Musul petrolüne sulanınca!
İçeride dolar zıplıyor!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more