Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

Duygusal halı yıkamacılar olalım; ne olur olalım!

21 Haziran 2016

Ankara'da iki kardeş halı yıkamacı; okuyor, yazıyor, dans ediyor, şiirlerle, şarkılarla halılar üzerinden evrene adeta bir sevgi köpüğü gönderiyorlar. Biraz ‘yüksek kafalar' ama gündem belli, hepimize lazım…

İddia ediyorum; onlar dünyanın en farklı, matrak, ‘yüksek', düşünceli ve duygusal halı yıkamacıları.
İşlerini çok seviyor, her ayrıntıyı ince düşünüyor ve fark yaratmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ankara'da önce, ilginç, ‘başka kafa', eğlenceli, şarkılı, şiirli, bol mesajlı, renkli, göndermeli el ilanlarıyla dikkat çekiyorlar… Sonra da Enver Özüstün'ün çektiği muhteşem bir belgeselle ölümsüzleşiyorlar. Malum gündemde, bir arkadaşımın ‘sakinleştirici' olarak verdiği belgesel gerçekten iyi geldi; size de tavsiye ederim.

13

Sevgi çitilenmesi!

“Nasıl bilim adamları atomu parçalara ayırıp özünü anlamaya çalışıyorsa, siz de yaptığınız işi parçalara ayırıp anlamaya çalışmalısınız; anlayınca da mutlu olursunuz” diyor ve “Anlamak mutluluktur” diyerek dans etmeye başlıyorlar mesela.
“Halılara şiir, şarkı söylenmezse olmaz. İlacınız istediğiniz kadar iyi olsun, ovalamazsanız halı temizlenmez. Evrende bir hareket vardır, yani çitileme… Davamız sevginin çitilenmesi” onların sözlerinden birkaçı…

Kafaları da ‘yüksek'

Metin ve Taşkın Yüksek. İki kardeşler. Bir şirketleri var Ankara'da; adı da ‘Duygusal Halı Yıkama'.
Soyadları gibi ‘kafaları' da yüksek; onlar birer ‘duygusal halı yıkayıcısı'.
60'lı yıllarda Ankara'ya göç ederek bir apartmana kapıcı olarak yerleşen Yozgatlı bir babayla, Karslı bir annenin çocukları.
Çocukluklarından hatırladıkları ‘fakirlik', ‘sınırlılık' hissi ve deli gibi kaldırılan parmağa rağmen öğretmen tarafından hiçbir okumaya, piyese seçilmeme durumu.
“İmkanı olmadığını bilen insan kendini olgun görür; ben de olgundum herhalde. Kendimi hiç çocuk gibi hissetmedim” diyor Taşkın.
Çocuklukta biriktirdikleri tüm enerjiyi en saf haliyle içlerinden çıkarıp yaşıyor gibiler.

21

Dil kirliliğine karşı

Yıl 1998, yabancı isim moda, Almanca da okumuşlar; ‘Sofort Halı Yıkama' koyuyorlar şirketlerinin ismini. Sofort, ‘hemen' demek ama onların hoşuna giden harflerin uyumu, yuvarlaklığı.
Sonra Metin, ‘dil kirliliği' diye bir kavram duyuyor. Temizlik işinde dilin kirlenmesine izin veremezler ya, herkes de onlara “Aaa, duygusal halı yıkamacılar geldi” diyor ya, isimlerini değiştiriyor. O dönemki Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın'dan takdir belgesi bile alıyorlar.

Rujla ‘mor inek' yapmak!

Reklam onlar için önemli. “Shakespeare, ‘Dünya bir tiyatro sahnesidir, rolünü oynayan gider' demiş ya, biz de reklamı bir tiyatro sahnesi gibi gördük. Reklamı yapıyorsun, atıyorsun posta kutusuna, var oluyorsun; parasal nedenlerden ötürü değil var olmak için yaptık” diyor Metin.
“Nietzsche'den üstün insan kavramını okuyorduk. Bir üst kimlik kurmak istedik firmamıza, firmaların insancıllaştırılması lazım” diyor Taşkın.
Zaten Ankara'da ünlenmelerinde el ilanlarının rolü büyük…
Mesela Taşkın'ın yüzünün mor olduğu, ünlü bir ‘mor müşteri ilanları' var. “Amerikalı, uzman bir kişinin yazdığı mor inek felsefesiyle (Seth Godin, başarı ve göze çarpmak için farklı bir yol bulmak gerektiğini söylüyor; tek renk ineklerin arasında mor bir inek olmak gibi) fark yaratmak istedik. Herkes photoshop sanıyor ama tuhafiyeciden ruj aldık. Tüm yüzümü mora boyadık da o ilanı yaptık” diyor.
Halıdan kanat yaptıkları bir ‘silkme' ritüelleri, şarkılı, şiirli halı yıkamaları var. Taşkın yazıyor ve Metin yönetiyor! Onlar kartvizit değil ‘kalpvizit' taşıyor.

23

Duygulama merkezi

Halı yıkadıkları alanların isimleri var.
Duygulama merkezi: “Duygu katılan yer. Depresyonda hissediyorsunuz, size duygular katılıyor, kendinizi iyi hissedip hayata bağlanıyorsunuz. Su, köpük ve temizlik onlar için bunun bir yolu zaten”
Duygu parçalama ve birleştirme ünitesi: “İnsan duyguları da halılar gibi kirlenir. Kirlenen şeyi atmak yerine, yeni şeyler koymak, yeniden parlatmak daha iyidir. Duygu birleştirmenin amacı da budur.”
Bir de müşteri anıtları var; bir su tankı! “Varoluşçuluk okuyordum” diyor Metin, “Müşteri acayip bir kavram; ne para, ne insan. İkisinin karışımı bir şey. Su bizim için önemli, beş tonluk tank da işletmenin yaşam kaynağını ve müşterinin büyüklüğünü gösteriyor.”
Ara ara Mustafa Topaloğlu ile bir Modern Dans Üçlüsü olacaklarını bile düşündüm ama onlar çok gerçek, çok iyi. Bu gündemde, olmak istediğim yerdeler. Sanırım evime biraz halı alacağım!