Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

Pandeli’ye Bakanlık sahip çıkmalı

29 Ekim 2016

115 yılda hiç mi kötü gün görmedi Pandeli! 6-7 Eylül olaylarında ne lezzeti ne de şöhreti onu yağmadan koruyabildi. Ama bugünkü yerini ona sunan dönemin Valisi ve Cumhurbaşkanı ‘Pandeli'yi işe dönmeye ikna etti. Bugün de benzeri yapılmalı…

3

Pandeli Restoran'ın, kardeşi Paris'le birlikte üçüncü kuşak sahibi Sofia Çobanoğlu'nun yazdığı metinden anlıyoruz ki 115 yıllık lokanta kapanmamış, ‘kapanmaya yazmış'… Turizmin malum durumundan ve Mısır Çarşısı'ndaki bitmeyen tadilatlardan muzdarip; kapandı kapanacak, yardıma ihtiyacı var.
İyi bir okuma yapan herkes işlerin Pandeli için hiçbir zaman kolay olmadığını görür.

115 yılda hiç mi anormal dönem yaşanmadı? Yaşandı ama zamanında Cumhurbaşkanı bile Pandeli'ye sahip çıktı. Hatırlayalım…
Malum, restoranın kurucusu Pandeli Çobanoğlu, Niğde'de çoban, İstanbul'da gümrük hamalı bir babanın oğlu. Bulaşıkçılık, berberlik, bakkal çıraklığı derken seyyar arabada piyazcılık da yapmış, köfteci de açmış. 1910'lu yıllarda o köftelerin hayranı olanlar arasında, sonradan lokantanın da daimi misafirlerinden olan Atatürk de var. Faruk Nafiz Çamlıbel'den Ahmet Haşim'e, Yahya Kemal'den Ahmet Hamdi Tanpınar'a pek çok isim de müdavim.

4

‘Zero Mile'ı o çoktan çözmüş

İkinci Dünya Savaşı'nda un stokları azalınca havanlarda pirinç döverek ekmek yapmış Pandeli. Bu fikir ilerleyen yıllarda badem, tereyağı ve şekerle yaptığı kurabiyeye de ilham kaynağı olmuş. Şimdilerde Michelin yıldızlı restoran şeflerinin dillerinden düşürmediği ‘zero mile' (sıfır mil yani malzeme için uzağa gitmeme) meselesini o çoktan çözmüş. ABD'li bir yatırımcının teklifine “Uçakla getirilen sebzelerle yemek yapılır mı? Her sabah kasaptan eti, balıkçıdan balığı, halden sebze ve meyveleri ellerimle seçiyorum. Seçtiklerimin nereden getirildiğini biliyorum” yanıtını vermiş.

Vali yer gösterip ikna etmiş

Ancak dünyaca ünlü oyuncuların ya da diplomatların favori mekanı olması, 6-7 Eylül olaylarında dükkanı yağmalanmaktan kurtaramamış. Pandeli Usta yaşananlara küsüp evine kapanmış. Ama onun mesleği bıraktığını duyan dönemin Valisi Fahrettin Kerim Gökay, Pandeli'yi ikna etmiş. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar devreye girmiş ve Pandeli'ye bugünkü yani Mısır Çarşısı'ndaki yeri verilmiş.

Dönerli patlıcan böreği için bile…

Pandeli, ‘Türkiye'de yaşı 100'ü aşmış restoran' ya da ‘Atatürk'ün en sevdiği lokanta' dendiğinde ilk akla gelen isim!
20 senesini aşan restoranların bile ‘büyük başarı göstermiş sayıldığı' (öyle de zaten) İstanbul'da, üç kuşak ayrı zamanlarda yemek yediğimiz tek yer.
Sebzeli piliç dolması, kâğıtta levreği, dönerli patlıcan böreği ve farklı beğendisiyle, kısacası lezzetiyle, çinileriyle, tarihi eşyaları, ortamı ve ışığıyla çok etkileyici…
Şimdi kimi, “Ya servis o kadar da iyi değildi”, kimi, “Turiste alışmışlar; pahalıydı” diyor! Fark etmez! Pandeli bambaşka bir mevzuu, bir değer.
Ve İstanbullu yeterince sahip çıkamadıysa, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği ya da devletin bu işi düzeltebilecek kimi varsa o bir şey yapmalı. Pandeli tarihtir, kültürel bir değerdir.

5

İKSV'nin Dupont ve Dupond kardeşleri!

Hepimizin başına gelmiştir; bir partide, otobüste, sokakta, iş yerimizde biriyle benzer giyinmiş olduğumuzu fark ederiz.
Kimi zaman renkler benzeşir, kimi zaman desenler ya da modeller, hatta kimi zaman aynı kıyafetler giyilmiştir.
Bu gibi durumlarda fotoğraf çekmek belki aklımıza gelir ama ya böyle bir şeyi beş yıllık arşiv haline getirmek? Efruz Çakırkaya, İstanbul Müzik Festivali direktör yardımcısı.

9

2011'den bu yana İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nda (İKSV) çalışan ve kıyafetleri benzeşen herkesi -çoğu zaman da esprili pozlarla- fotoğraflamış ve Facebook'ta ‘IKSV / Dupond & Dupont' adlı 343 fotoğraflık bir albüm oluşturmuş.
Dupond & Dupont ismi de Tenten'in -hep aynı giyinen- ikiz kardeşlerinden geliyor. Her fotoğrafın altına da giyilenlere ve pozlara göre esprili başlıklar atılmış. Kimi, “Bu işin blogunu aç” demiş, kimi de sergisini yapmak istemiş.

6

Üstelik filmden caza, bienalden tasarıma, müzikten tiyatroya pek çok festival ve etkinlikle hayatımıza dokunan işler yapan ekipleri, çalışma ortamlarında gülümseten hallerle görmek de hoş.

1

Socrates'in gastro-pub'ı da açılıyor

Yazını bir yana, görselliğiyle de farklı bir yere oturan ‘düşünen spor dergisi' Socrates, son dönemde atağa geçti. Can Yayınları'nın yayın yönetmeni Can Öz'ün mayıs ayındaki birinci yıl kutlamasında haberini verdiği şeylerden önce Almanca işi gerçekleşti. Dergi artık Almanya'da da (üstelik sadece çeviriler yok, orijinal içerik de olacak) yayımlanıyor. Ve şimdi İstanbul Nişantaşı'nda bir Socrates gastro-pub açılıyor. Dergiyi, sporu, edebiyatı sevenlerin, dergide yazanların, sporcuların buluşacağı, maçların, yarışların izleneceği bir yer. Mönü de ona göre olacak!

8

Netflix sansürsüz Tükçe'yi de getirdi

NetflIx Türkiye'ye ilk geldiğinde Türkçe dil seçeneği yoktu. Ancak bir geldi pir geldi. Ben dizileri orijinal dilleriyle, gerekirse altyazılı izlemeyi sevsem de Netflix'e özel çekilen Black Mirror'un 3. sezonunu izlerken tamamen Türkçe dublajlı olanı açtık. Açıkçası bu kadar sansürsüz dıtsız-bipsiz, olduğu gibi hiç Türkçe dizi izlememiştik, ilginç geldi, şaşırdık. Bu arada Orphan Black de harika diziymiş, tavsiye edilir. Sadece Tatiana Maslany'nin oyunculuğu için bile izlenir.

10

Rezan Has'ın plaklarında son 50 yıl

Kadir Has Üniversitesi'nin içindeki Rezan Has Müzesi'nde bir sergi açıldı. Üniversitenin 20, müzenin 10, Rezan Hanım'ın da 90'ncı yaşına denk gelen ‘Rezan Has: 90 Yılın Tanıklığı' adlı sergi, Cumhuriyetle gelen modernleşme yıllarına ışık tutuyor.
Beni sergiye çeken şey Rezan Has'ın büyük bir plak koleksiyonu olduğunu öğrenmem oldu.

7

Yerli ve yabancı pek çok plağın ilk baskıları onda. Üstelik Zeki Müren'den Müzeyyen Senar'a, dönemin pek çok müzisyeni arkadaşı olduğu için pek çoğunun kapağı da imzalı. Sergide bazı plakları görebiliyor, üstelik seçip dinleyebiliyorsunuz da.
Cam panolara yansıtılan ve 50'lerden 2000'lere çekilmiş fotoğraflardan da görüyoruz ki Kadir-Rezan Has çifti, birbirlerini çok seven, eğlenmeyi bilen, müzikten ve sanattan keyif alan insanlar.

2

Serginin küratörü Zeynep Çulha'dan öğreniyorum ki, onlar için pek çok ünlü sanatçının da sahne alacağı şaşaalı bir düğün hazırlanmış. Sonra Kadir Bey'in bir yakını vefat edince düğün yapılamamış. Onlar da yapacakları masrafı Mehmetçik Vakfı'na bağışlamışlar ve böylece yardım serüvenleri başlamış. Zeki Müren yakın dostları ya, onun bir filmi onların yalısında çekilmiş. Sergi Türkiye Cumhuriyeti'nin modern yüzünü, varlığı kültürle buluşturmanın iyi bir örneğini görmek isteyenler için bir durak.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more