Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

Siz hiç köpek imha makinesi gördünüz mü?

19 Kasım 2016 Yazarlar

Ben fotoğraflarını gördüm! Ama bunun yanı sıra bir dönemin İstanbullusunun büyük köpek sevgisine de tanık oldum. Anlatayım…

7

Şimdilerde takıntı halinde izlediğim, evrenin tarihini ve bugününü ele alan belgesel ‘Kozmos'ta da, adeta yutarak okuduğum ‘Sapiens'te de köpeklerin ayrı bir yeri var.
Çünkü köpek ilk evcilleştirdiklerimiz, ilk dostlarımız.
Biz onu beslemişiz, o bizi korumuş; bize arkadaş olmuş.
Binlerce yıl öncesinden gelen bir yakınlık var ya aramızda, köpeklerle ilişki bir başka oluyor.
Eski İstanbul fotoğraflarına meraklı herkesin dikkat ettiği, sıkça gördüğü bir şeydir sokak köpekleri. Seyyahlar İstanbul'u hep bu köpeklerle resmetmiş, hep öyle anlatmış.

9

Köpeklerin altın çağı

Fetih'ten Tanzimat'a uzanan 400 yıllık dönemde köpekler kentte altın çağlarını yaşamış.
Müslüman halk köpekleri evde beslemiyor ama ‘Allah'ın yarattığına' ilgide de kusur etmiyor, onu elinden geldiğince besliyor. Dişi köpeklerin ya da yavrularının barınması için evlerinin önüne minik kulübeler yaptıranlar da var; sokaklarda et ve sakatat satanlardan ucuz malzeme alıp köpekleri sevindiren de. Hatta ölümünden sonra belli sayıda köpeğin beslenmesini vasiyet eden de.
O dönemin köpekleri de bekçi ve çöpçülerin olmadığı durumda artıklarla beslenen birer temizleyici, birer mahalle sakini.

8

İstanbul meğer köpek dostuymuş

Ama II. Mahmud dönemindeki modernleşme dalgası ve yabancı devletlerin güdümüyle gelen biçimci uygulamalar ‘köpeklerin itlafını'nın yapılmasını uygun görmüş.
Ama Pierre Loti'nin anlatımına göre, “Hiçbir Türk bu küçültücü işi üstlenmek istememiş”, serseri ve haydutlardan oluşan bir çete demir çubuklarla köpekleri toplamış ve köpekler Hayırsız Ada'ya (Sivriada) sürülmüş.
Sonrası ise hazin bir köpek itlafı hikayesi…

4

Pierre de Gigord koleksiyonundan alınan, 1923 yılına ait fotoğraflar dehşet verici; sokak köpeklerini karbondiyoksit gazıyla, elektrikle imha eden makineler!
Şimdilerde bu anlattıklarım ve çok daha fazlası İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'ndeki ‘Dört Ayaklı Belediye' adlı sergide. Bir dolu çarpıcı, eski İstanbul fotoğrafı, gravür ve kartpostalı da bonus.

5

Küratörlüğünü Ekrem Işın'ın, danışmanlığını Catherine Pinguet'nin üstlendiği serginin şimdiden dolan koca anı defteri ve özellikle yabancı ziyaretçilerin yazdıkları da çok etkileyici.
“Üç ay için İstanbul'a gelirken buranın köpek dostu bir şehir olmayacağını düşünerek köpeğimi yanımda getirmedim; sanırım çok yanılmışım. – Louise”

1

Sevan Bıçakçı'nın Miami çıkarmasına Whoopi Goldberg dopingi

Tasarımını yaptığı takılara özellikle de yüzüklere bir masal dünyası sığdırmayı başaran sanatkar ve zanaatkar Sevan Bıçakçı, aralık ayı başında Miami Design District'te bir mağaza açıyor. Türk esintili ama Osmanlı olmayan kubbeli bir mağaza… Guccilerin, Hermeslerin yanında…
Sessiz sedasız bir dünya markası olma yolunda ilerliyor.

2

Bu yolda Brooke Shields'ten Lady Gaga'ya, Julia Roberts'tan Tory Burch'e pek çok şöhretli isim de onun takılarını kullandı.
Ama anlaşılan Oscar ödüllü aktris Whoopi Goldberg büyük hayranı, çünkü geçtiğimiz akşam Instagram'dan hem Bıçakçı'yı, hem açılacak mağazayı hem de bu yılki Oscar törenlerinde taktığı dev incili ahtapot bileziği anlattı.

3

‘Gangnam Style’ ne derin şarkıymış meğer!

Güney Koreli şarkıcı PSY'nin ‘Gangnam Style' adlı şarkısı malum birkaç yıl önce ortalığı yıktı geçti. Dünya genelinde popülarite, ödüller derken, “Adam bu şarkıda ne söylüyor ya da neyi anlatmak istiyor?” diye pek merak etmedik.
Gereği var mıydı? Onu da bilmiyorum…
Ancak ‘Biz İnsan mıyız?' temalı 3. İstanbul Tasarım Bienali'nde (20 Kasım'da bitiyor) Galata Rum İlkokulu'nu gezerken bir şey öğrendim.
İspanyol Igor Bragado ile Kanada'dan Miles Gertler'in eseri Seul'ün Gangnam bölgesini anlatıyordu.

Herkes estetİkçİ, herkes estetİklİ

“Gangnam dünyada plastik cerrahi kliniklerinin yoğun olarak bulunduğu yer. Doktorlar yılda 55 bin hastaya estetik yapıyor. Bölgede, yılda yarım milyon kişiyi kırışıklıklarından kurtarabilecek miktarda kolajen ithal ediliyor.”
Kendini baştan tasarlama ya da Batılı yüz hatlarına sahip olma arzusu Seul'de garip ya da mahrem değil. Ama bu durum bölgeyi, her yerde kliniklerin, lüks dinlenme, beslenme ve güzellik salonlarının olduğu bir yere dönüştürmüş.

Kahveyle medenİyet satın almak!

Şarkıya yeniden göz atınca, Güney Koreli genç bir kadının yazısını buldum. “Seksi kadınlar, atlar, ahırlar, tenis kortları, yoga dersleri… Hepsi Güney Kore'de Batı ithalatı servet ve refah belirtileri” diyordu.
Ama esas olarak sıkça bahsedilen şey ‘kahve'!
Çünkü Batı'dan ithal kahve bir statü sembolü orada; 2 dolara öğlen yemeği yiyip 6 dolara ünlü bir markanın kahvesini içenlerle dolu ortalık.
Tüm bu çılgınlığı, sonradan görmeliği, bir kahveyle başka bir medeniyet satın aldığını sananları anlatan Gangnam Style meğer ne güzel şarkıymış. Güney Kore'yle de meğer sandığımızdan da yakınmışız.

6

Parmaklarıma boynuma baktı, yükselen burcumu anladı!

Burçlardan anlamam; bir tek Satürn'ün Oğlak burcunu sürekli sınadığını biliyorum! Bi bitmedi!
Yükselenimi de babamın doğduğumda bana yazdığı ve sonradan bulduğumuz mektupta yazan saatten öğrendik, Boğa.
Ama sonradan Sözcü astroloji yazarı Dinçer Güner'le ilk kez yüz yüze geldiğimizde, “Senin yükselenin İkizler” dedi durup dururken. “Yemek, sanat aşkı, saat, tarih her şey Boğa diyor” dedim, “Uzat parmaklarını” dedi; enseme baktı, “Yok kesin yükselenin İkizler”! Meğer benim doğum yılımın da içinde bulunduğu birkaç yılda, şimdiki saat farklılığımız gibi bir farklılık yaşamışız da herkesin yükseleni karışmış. Yükselen fiziki özelliklerden de anlaşılırmış. Bu arada doğduğumuz hastaneye gittiğimizde bize doğum saati, tarihinin de içinde olduğu bir kart verirlermiş. Dinçer'den öğrendim. Siz de bir şeyler öğrenmek isterseniz, o ve onun gibi 20'yi aşkın sayıda ünlü astroloğun katıldığı ‘Astrofunfest' adlı bir etkinlik var; 25-26-27 Kasım'da Uniqİstanbul'da.

YAZARIN TÜM YAZILARI