Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Alman densizliği!

29 Mayıs 2016

Almanlar, Türkiye aleyhinde bir terbiyesizliğe hazırlanıyor!
Koskoca Alman Federal Meclisi Bundestag'ın, Ermeni yalanlarını doğru gibi kabul edip müttefiki Türkiye'yi soykırım suçlusu kabul etmesi, gafların en büyüğüdür.
Bunlar nasıl dost böyle? Fırsat buldukça gözlerimizi oymak isteyen bu devletlere biz de saf saf “Dost” diye bakıyoruz.
Böyle dostların tümüne lânet olsun!
Şu gerçeği kabul edelim:
Sen güçlüysen dostun var… Gücünü yitirdiğin zaman hepsi aç kargalar gibi üzerine üşüşür, gözünü oyar!
Biz, Türkiye olarak Cumhuriyet tarihinin en çalkantılı dönemini yaşıyoruz. Ülkemizi yönetenler (daha doğrusu yönetemeyenler) insanlarımızı göz göre göre ikiye böldüler.
Böyle karışık bir ortamda, elin oğlu da “Fırsat bu fırsat” diye bize her türlü kazığı atıyor!

*  *  *

Almanya'daki 15 Türk Sivil Toplum Örgütü harekete geçti.
Almanya'da yaşayan 3 milyon civarındaki Türk, Alman Federal Meclisi'ni protesto için büyük bir yürüyüş yapacak!
Peki, Türkiye'nin partileri AKP, CHP ve MHP nerede?
Ne yazık ki, bu partilerden şu ana kadar hiç ses seda yok!
Tam bir vurdumduymazlık içindeler!

*  *  *

Siyasi partilerden sahnede sadece Vatan Partisi ve onun Genel Başkanı Doğu Perinçek var.
Alman Meclisi'ni protesto eden bütün Türk kuruluşlarını destekleyen Vatan Partisi “Bu haklı davada Almanya'daki Türk kardeşlerimizle birlikteyiz” diye açıklama yaptı.
Doğu Perinçek “Alman Meclisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını çiğneyerek haksız bir karar almaya hazırlanıyor. Biz bu hukuk dışı, vicdana aykırı kararı şiddetle protesto etmeye devam edeceğiz” dedi. Diğer liderler ise henüz uykuda!

“Partili yargı” olur mu?

“Partili, Cumhurbaşkanı'ndan sonra, partili yargı mensupları olabilir mi?” diye soran okurlarım var.
“Daha neler” diyorum ama bir yandan da gelişen olaylar karşısında ne diyeceğimi şaşırıyorum.
“Yüksek Yargı” ne yazık ki tarafsızlığını kaybetmiş bir görüntü sergiliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Cumhurbaşkanları gibi siyaset dışı ve tarafsız değil… Bunu bizzat kendisi söylüyor ve açıkça siyaset yapıyor.
AKP kongresine “Gönlüm sizinle beraber” diye mesaj yolluyor, yurt gezilerine çıkıp siyasi propaganda yapıyor, muhalefet partilerine çatıyor, muhalif liderlere en ağır sözleri söylemekte bir sakınca görmüyor.

*  *  *

Tamamen siyasete bulaşan Cumhurbaşkanı'na gezilerinde, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ve Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Sayıştay Başkanı Recai Akyel, YSK Başkanı Sadi Güven, HSYK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz'ın da eşlik etmesi şaşırtıcıdır.
Erdoğan, muhalefet için “Bunlar haysiyet cellatlarıdır, bunlar kan emicidir!” derken, Yargıtay ve Danıştay başkanlarının onu partililer gibi alkışlamaları da çok yadırgatıcı bir olaydır!
Tüm bunlardan sonra yargı, Cumhurbaşkanı ile muhalefet partileri arasındaki karşılıklı hakaretleri tarafsız bir şekilde yargılayacak ve nihai kararını verecek, öyle mi? Yaşasın adalet!

THY, neyin kurbanı?

Hafta içinde Türk Hava Yolları'nın neden hep zarar açıkladığını sormamdan sonra araştırmacı yazar Semih Kalkanoğlu'ndan bir mektup aldım. Şöyle diyor:
“Dr. Cem Kozlu döneminde THY'de bilet fiyatları bugünün çok altındaydı. Alanda ve uçaklarda verilen hizmet son derece kaliteliydi.
Şimdi ise, Atatürk Havalimanı'ndaki THY kontuarına gittiğinizde kendinizi Tahran veya Jakarta, Suudi Arabistan havaalanında sanıyorsunuz.
Uçuşlardaki yemek kalitesi yerlerde sürünüyor.
Uçaklarda ayrım yapılıyor ve başta SÖZCÜ olmak üzere Atatürkçü gazeteler bulundurulmuyor.
Bilet fiyatları da eskisinin iki katı oldu. Kalitesizlik diz boyu!
Bu işletmecilik zihniyeti ile THY'nin Cem Kozlu dönemindeki kârlılık oranına ve kaliteye ulaşması söz konusu olamaz.
Biz aile olarak, gideceğimiz kente eğer THY dışında başka bir havayolu uçuyorsa, onu tercih ediyoruz. (Semih Kalkanoğlu)
NOT: THY'nin seferlerdeki yolcu uçağı sayısının 123 olduğunu yazmıştım. Oysa yolcu uçaklarının dışında kargo uçakları, bakımları yapılan ve tamirde olan uçaklar da var. THY'nin (uçan-uçmayan) toplam uçak sayısının 299 olduğu bildiriliyor.

Günün Sözü
Dünyadaki açlık ve sefaletin nedeni yoksulları doyuramamak değil, zenginleri doyuramamaktır!