Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Futbolun borcunu neden biz üstleniyoruz?

22 Ocak 2016 Yazarlar

Farkında mısınız koskoca Galatasaray'ı batırmışlar!
Yok kreması, yok pastanın çileği filan derken bayağı yemiş yutmuşlar pastanın kendisini.
Galatasaray korkunç seviyede zarar ettiği ve uluslararası futbol otoritesi böyle zararları ya da böyle zararların kısa sürede kapatılmasını şüpheli bulduğu için Galatasaray'ımızı (Fenerbahçeli olsam da her takımın ülke futbolu için değeri ve öneminin farkındayım çok şükür) iki yıl Avrupa kupalarından men etmek üzere.
Taraftarı milyonlarca liralık saçma sapan transferlerle kandıran, takımı insan gibi doğru dürüst bir bütçe ile yönetmek yerine fantezilere atan her yönetici çıkıp bunun hesabını vermelidir.
Türk futbolunu genç, altyapıdan yetiştirilmiş futbolculara emek vermek yerine yabancı transfere bağımlı hale getiren herkesin ve tabii ki buna çanak tutan taraftarın da suçu var bu işte.
Sanki her transfer ile dünyanın en muhteşem futbol takımı olunuyor gibi bir hava yaratılıyor.
Milyonlarca Euro, futbol hayatının sonuna gelmiş eski yıldızlara peşkeş çekiliyor.
Ve sade Galatasaray değil birçok takım bu maddi sıkıntıyı yaşıyor.
Ama kabullenemediğim ve kabullenmeyeceğim bir durum gelişiyor şu an.
Efendim, Galatasaray'ın borçlarını üç devlet bankası üstlenecekmiş.
Neden bizim sırtımıza yaslanıyor bu yük?
Çiftçiye, esnafa yaratılması gereken kaynak milyonlarca Euro'yu har vurup harman savuran ve ülkenin esenliği için çok da fazla üretim sağlamayan futbol takımlarına peşkeş çekilmemeli bence.
Takımı bu hale getiren ve her fırsatta zenginliğini gözümüze sokan yöneticiler holdinglerini yönettiği gibi yönetse yeter takımı!

Poyraz esti geçti

Yeni başlayan işler çoklukla hayal kırıklığı oluyor. Yabancı dizileri takip ediyorum ama yerli işlerin keyfi bambaşka.
‘Poyraz Karayel' bence bu anlamda son birkaç sezonun en iyi birkaç işinden biri…
Biliyorsunuz bizde diziler, yurtdışındaki gibi onlarca sezon sürmüyor. Bölüm uzunluklarının Avrupa standartlarına göre neredeyse dört bölüm etmesi senaristlerimizi erken tüketiyor.
‘Poyraz Karayel' ise neredeyse bir buçuk sezondur yayınlanıyor olmasına karşın yorulma emaresi göstermiyor. Son iki bölümdür yine yeni bir hikaye gelişiyor dizide. Gerçek Adil Topal'ın ortaya çıkmasıyla biraz karanlık bir tona kavuşacak gibi görünen dizi yoluna güzel devam ediyor. Senarist Ethem Özışık'ın kalemine sağlık vallahi!

Salağı destekliyorum!

Amerikan seçimleri yaklaşırken, Amerikan medyasını takip etmek ayrı bir keyif…
İfade özgürlüğünün sınırlarını zorlamalarını ve ertesi sabah kapılarını polislerin çalmayışını izlemek hem acı hem de çok keyifli bir tecrübe.
New York Daily News bizim ülkemizde aklımızdan bile geçiremeyeceğimiz bir başlık atmış yine seçimlere dair.
Sarah Palin'in, hani Alaskalı aşırı muhafazakar, sıkıcı ve yer yer ırkçı olan Sarah Palin'in kendisinden aşağı kalmayan Donald Trump'ı desteklemesi üzerine “I'm with stupid” (Salakla birlikteyim) diye manşeti çakmış.
Bizde sadece gazeteciler yaptıkları haberlerden dolayı (Bkz: Can Dündar, Erdem Gül) tutuklandıklarında gündeme geliyor basın özgürlüğü.
Ancak böyle günlerde bahsediyor Başbakan çıkıp basın özgürlüğünden.
Sonra kimsenin aklına gelmiyor özgürlük filan.
İşte bizde en azından ülkenin en özgür gazetesinde çalıştığımız için biraz daha şanslıyız meslektaşlarımıza göre ama ABD'ye bakıp iç çekmek milli spor haline geliyor ne yazık ki…

 

YAZARIN TÜM YAZILARI