Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Kadınların horlandığı dizilere tahammül zor

28 Eylül 2016
19

Yeni başlayan dizileri yavaştan izlemeye ve bu sezon televizyonlarımıza hakim olacak temaları anlamaya çalışıyorum.
Önceki gece Kanal D'nin yeni dizisi ‘Babam ve Ailesi'ni izledim. Bülent İnal çok beğendiğim bir aktör. Keza Ceyda Düvenci ve Ayça Bingöl de hem hayata karşı duruşlarını hem de performanslarını çok beğendiğim isimler.
Ama dizinin konusundan ve senaryodaki diyaloglardan gerçekten çok rahatsız oldum. Bir kadın, 24 yıldır evli olduğu eşinin bir başka kentte bir eşi ve çocukları olduğunu öğrenip bir de hasta oğluna, eşinin yeni öğrendiği oğlunun böbreğini vermesi için boşanması gerekiyor. Çünkü böbreği veren çocuk annesiyle babasının evlenmesini istiyor!
Sonrasında Ceyda Düvenci'ye yazılan karakterin şeytanlaştırılmasını ve masum öteki kadına seyircinin aşık olup Kemal (Bülent İnal) karakterinin annesini, eşini ite kaka yola getirmeye çalışmasını izliyoruz.
Muhtemelen çok kadın bu dille savaşıyor hayatında. Muhtemelen az bile yazıyor senarist. Ama kadına şiddetin artık çığrından çıktığı bir ülkede Kanal D gibi ana akım bir kanalda bu dizinin yayınlanması hiç de hoşuma gitmedi.
Dizinin alt metni korkunç çünkü…
İki saat boyunca Ceyda Düvenci'nin canlandırdığı karakterin yerden yere vurulmasına artık sonlara doğru bakamaz hale geldim. Kadın aniden hayatına giren, kocasının diğer ailesi karşısında bırakın da saçma sapan hareketler içine girsin yahu. Neymiş efendim, yılar önce annesi evlendirmemiş sevenleri. Tabii, hiçbir şeyden habersiz yaşayan eş ve çocuklar suçlu bundan, değil mi? Ay, sağdan sağdan geliyorlar!
Yok, ben artık ekranda kadına psikolojik şiddet gösteren dizilere tahammül edemiyorum sanırım.

Seyirci de bunalmış

Geçen hafta fikirlerinizi sormuştum dizilerle ilgili. Kıyamam, siz de çok bunalmışsınız. İşte bazı okurlarımın kendini tekrar eden dizilere dair görüşleri:
“Hakikaten aynı evleri bir-iki dizide değil, neredeyse beş-altı dizide görmek mümkün. Sanki evlere kıran girmiş gibi… Bu kopyalama dizinin kıymetini anında düşürüyor, insanın kendini kaptırıp seyretmesine mani oluyor. Bir başka berbat uygulamada da, dizinin bitmesine 30 dakika kala final sahne reklam sokularak üç defa tekrarlanıyor. Artık ben dizileri 30 dakika kala bırakıyorum, asabım bozulmasın diye. Ne diyeyim, her şeyde olduğu gibi bu alanda da insanı enayi yerine koymak ata sporu gibi oldu. Kolay gelsin.” (Oya T.)
“Bizim yapımcılar biraz Güney Kore dizileri izlesinler” (Ahmet A.)

16

OKURLARIM ÇOK TATLI

“Sevgili Rahşan Hanım, size daha önce de yazmıştım yazılarınızı beğendiğimi. Siz de nezaket gösterip bana cevap vermiştiniz, çok sevinmiştim…” (Yazarın notu: Ay çok tatlısınız sevgili okur!) “Şimdi gene bu günkü yazınızı okurken sorunuzu cevaplamak istedim. İnanın ben çok yerli dizi izleyen bir kişi değilim ama Ay Yapım'ın yaptığı bazı dizileri izliyorum. Çünkü sizin de yazdığınız gibi birbirinin kopyası gençler, kız-erkek fark etmiyor, aynı mekan, aynı yerler, aynı bakışlar, aynı makyajlar sıkıcı oluyor… Mutlaka bir kesime hitap ediyordur diye düşünüyorum. Onun için sorunuzu yanınızda olarak cevaplıyorum, yerden göğe kadar haklısınız…” (Aliye S.)
“Ben hep aynı dizileri izlemekten çooook sıkıldım. Özellikle esas oğlanların hep zengin, yakışıklı, genç yaşında şirket sahibi ve çok akıllı olmasından… Esas kızların ise daha fakir, çok güzel, yakışıklı iş sahibinin yanında çalışmaya başlamasıyla birbirlerine aşık olmalarından ya da bir şekilde tanışıp bir süre sonra aşık olmalarından… Kızların saçları, tipleri hep aynı, karakterler hep aynı, senaryolar birbirinin kopyası gibi. Erkekler de hep kaslı, yakışıklı, sportif. Maşallah ülkemizde de herkes bakımlı, sportif, kaslı, 0 beden sanki :) Geçen sezon sadece ‘Poyraz Karayel'i izledim, ondan önceki sene birkaç tane daha vardı. Önceki sezonlar daha çok dizi izlerdim, sıkılmadan takip ederdim, artık takip edemiyorum, biraz bakıyorum ve sıkılıyorum. Hep aynı senaryoları yazıyorlar, hep aynı tipleri gözümüze sokuyorlar, dizi izleyicilerini aptal yerine koyuyorlar gibi hissediyorum artık. Zaman ilerledikçe dizilerin uzunluğu da eklenince senaryolar iyice kötüleşti ve diziler başlayıp bitmeye başladı. Umarım iyi sağlam senaryolarla bu gidişe dur denir ve bu sezon başlayan birçok dizi kalıcı olur. Bu konuda çok doluydum, yazma şansı verdiğiniz için teşekkür ederim :)” (Serra A.)

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more