Sözcü Plus Giriş
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Yanıt aranan sorular

25 Şubat 2016 Yazarlar

Kimi olaylara ve durumlara neden ve gerekçe bulmak güç oluyor. Halk dilinde “Akıl erdirmek” sözüyle anlatılmak istenen, çözüm bulmakta, sonuca varmakta duyulan sıkıntı da aynı duraksamayı açıklamaktadır. Kişisel yaşamda karşılaşılan benzer durumlar, toplumsal yaşamdakilerle bir tutulamaz. Toplumu sarsan olayların öncelik ve ağırlığı daha büyük önem taşır.
Son yıllarda kamuoyunun ilgisini çeken, gerçeğini merak ettiği ama çelişkili durumlar nedeniyle bir türlü özüne ulaşamadığı oluşumlar var:
1. Ayakkabı kutuları, para sayma aygıtları, “sıfırlama” konuşmaları, çikolata paketleriyle anılan 17/25 Aralık 2013 olayları nasıl bastırıldı? Savcı ve yargıçlar nasıl dağıtılıp meslekten ihraca kadar cezalandırıldı? Bu olaydan sonra AKP'lilerle Fethullahçıların arasının açılmasına kadar birlikte neler yaptılar, ortak suç bir yana nasıl yüklenir?
2. Günümüz cumhurbaşkanı ile onunla birlikte davranan günümüz başbakanının konuşmaları ortada iken, özellikle dış ilişkilerdeki dağınıklık, bozukluk ve fiyasko somut biçimde her gün olaylarla yansırken, yaşam güçlükleri katlanılması güç düzeyde ve şehitler her yöreyi yakarken AKP'nin oy artışı sağlaması nedir?
3. Sertleşen ve konumundan beklenmeyen kötü konuşmalarıyla yapacaklarının belirtisini veren yaptıkları ortada iken Bay RTE'ın “Başkanlık” tutkusuna ve adamlarının bu konudaki çabalarına, önceleri onu eleştirip sonra AKP'ye katılanların konuşma ve tutum çelişkilerine ne anlam verilir? Hesap verme korkusu mu, karşıtlıklarını açıkladıkları durumları kökleştirip iktidarlarını sürdürmek telâşı mı, çıkar güdüsü mü? Ülkenin gereksinim duyduğu çağdaş bir Anayasa edinimini bir kişi için çıkmaza sokmak doğru mu?
4. Giderek yaygınlaşan güven bunalımında yargının, kolluk güçlerinin, özellikle yandaş medyanın yarattığı duygu çöküntüsü nasıl giderilecektir?
5. Yurdu kurtarıp devleti kuran Mustafa Kemal ATATÜRK karşıtlığının temelinde iktidar kesiminin köktendinciliği mi, Türkiye düşmanlarının oyunları mı, eğitimsizlik, bilgisizlik, bağnazlık mı yatıyor? Atatürk'ü unutmak ve unutturmak, yaşamsal ilkelerini geçersiz kılmak, eserlerini yıkmak için girişilen çabalar, başta lâiklik ve halkçılık olmak üzere, karalamalar, Marmara Köşkü ve Atatürk Orman Çiftliği olayları neleri anlatıyor?
6. Toplumdaki değişik nedenli (başta din, mezhep, parti) ayrışmalara çözüm aranıyor mu? Bilim, kültür, sanat adamlarımıza siyasetçiler kadar ilgi gösteriliyor mu?
7. Güneydoğu olaylarında iktidara eleştiri gelmemesi için savsaklandığı anlaşılan sıkıyönetim ve olağanüstü hal uygulamaları yerine sokağa çıkma yasaklarıyla sorunun üstesinden gelineceği sanılıyor mu? Kazılan hendekler, yığınağı yapılan silâh ve cephanenin sorumlusu yalnız gönderip kullananlar mı? Göz yumup ilgisiz kalanların sonuçta payları yok mu? İktidarın sözde “açılım” siyasetine ters düşmemek için yerel yönetimlerle merkezî yönetim temsilcilerinin sorumlulukları yok mu? Devlet uyumaz ve uyutulamaz. Buyruk verenlerle alanlardan hesap sorulmaz mı?
8. Siyasal kesimde ve toplum bağlamında yargıya güvensizlik açıklamaları, ağır eleştiriler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun kimi işlem ve kararlarıyla kimi yargı kararları hukukçularımızı düşündürmüyor mu? Cumhuriyet savcılarının iddianameleriyle Sulh Ceza Hâkimlikleri'nin kararlarına ilişkin yakınmalar ilgilileri uyarmıyor mu? Tutuklama isteyen savcılık yazılarındaki nedenler iddianamenin temeli olacağından günler ve aylar süren tutukluluklara neden olan zaman dilimi uygun oluyor mu? İddianame yazmak için uzun zaman beklemenin gereği inandırıyor mu? Cezalar bile yıkmak, yok etmek için değildir. Aydınlığın, özgürlüğün, güvenliğin ve cezasızlığın değerini bilerek düzelmek için uygulanan bir düzeltme yöntemidir. Cezayı geçen tutukluluklar hukuka ve yargıya güveni sarsmaktadır. Amaca aykırı, gereksiz ceza indirimlerine anlam verilebiliyor mu?
9. Günümüz başbakanı “Cezaevlerinde gazeteci yok” demiş. Suçlandıkları yazıları yazmasalardı gazeteciler cezaevine gönderilecek miydi? Yazıları nedeniyle başka oluşumlarla ilişkilendirip tutuklamak gazetecilik işlevini ortadan kaldırmaz. Gerçekleri saklamak yerine açıklamak yönetimin ve yöneticinin erdemidir.

ANMA

Dün, büyük hukukçu Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU'nu yitirişimizin 24. yıldönümü idi. Yarın da unutulmaz Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL'i yitirişimizin 55. yıldönümü. İki ulusal değerimizi de en iyi duygularla, özlemle anıyor, sonsuz aydınlıklarına saygı, sevgi gönderiyoruz.

YAZARIN TÜM YAZILARI