Kılıçdaroğlu: ‘Evet’ çıksın diye 18 yaşındaki çocuklara tuzak kuruluyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Sormamız gereken ciddi bir soru var. Türkiye’nin Hollanda Büyükelçisi nerede? Neden Türkiye’de? Kaç aydır Türkiye’de ve nerede? Sayın Bakan Hollanda’ya gidiyor, kadın Bakanımız Hollanda’ya gidiyor. Etrafında polis koruması var Büyükelçi yok. Ben bu soruyu da sordum, şu ana kadar hükümet yetkililerinden bir cevap almış değiliz” dedi. Kılıçdaroğlu, “Garibanın çocuğu da El Bab'a gidecek, eksi 35-40 derecede kalkacak PKK ile mücadele edecek. Askere onlar gidecek, bunlar gitmeyecek. Buna ben itiraz ediyorum. 18 yaşındaki çocuk bugün ne bekliyor? Eğer okumuyorsa iş bekliyor. 6 buçuk milyon işsizimiz var. Resmi kayıt bu. Sen bunlara önce iş bul. Sırf 'Evet' çıksın diye 18 yaşındaki çocuklara tuzak kuruluyor” ifadelerini kullandı

Kılıçdaroğlu: ‘Evet’ çıksın diye 18 yaşındaki çocuklara tuzak kuruluyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Benim tayin ettiğim bir hakime Adalet ve Kalkınma Partili, MHP’li, Vatan Partili, Saadet Partili bir vatandaş nasıl güvenecek? Diyecek ki ‘Bu hakimi CHP’nin Genel Başkanı tayin etti, bu benim aleyhime karar verir, doğru karar verse bile kafasında bir sürü soru işareti çıkar' doğru değil. Biz bunu söylüyoruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, “Okumamış metni. TBMM'yi seçime götürür tek başına hiçbir gerekçe göstermeden. Arzu ettiği zaman bir sabah kalkacak bu parlamento da işe yaramıyor. Ben de kendi durumuma baktım bayağı iyi durumdayım, bu Meclis'i fesh ediyorum, yeniden seçime gidiyorum. Ben de gidiyorum Meclis de gidiyor. Bu yetki var. Okumamış herhalde” şeklinde seslendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu referandumun “Hayır” ile sonuçlanması olasılığını, “Değişen bir şey olmaz 2019'a kadar görevinin başında olacak. Binali Bey Başbakan, parlamentoda çoğunluk Adalet ve Kalkınma Partisi'nde Bakanlar yerlerinde duruyorlar. Erken seçim çağrısı olmaz. Niye olsun erken seçim. Türkiye'nin bu kadar derdi varken yeniden seçime gitmeyi ben doğru bulmam” şeklinde değerlendirdi.

Bir özel televizyon canlı yayınında gazetecilerin sorularını cevaplıyan Kılıçdaroğlu, dünyanın herhangi bir yerindeki insan hakkı ihlaline Türkiye hükümetinin itiraz ettiğini vurguladı. CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Bu çerçeveden baktığınız zaman, biz insan hakkı ihlallerini bir şekilde sıfırlamalıyız. Demokrasiyi savunuyorsak. Nedir bunlar? Medya özgürlüğü aramızda sorun yaratıyor. 150'nin üzerinde gazeteci hapiste. Niye hapiste? Anlatamıyorlar, anlatamazlar da zaten. Hele Cumhuriyet gazetesi yazarları kaç aydır hapiste iddianame yok bir türlü ortada. Savcı ne yazacak iddianameye biz de merak ediyoruz. FETÖ'cü diye içeri atıldılar, gazetenin bütün hayatı FETÖ'yle mücadeleyle geçmiştir. Ahmet Şık bunlardan birisidir mesela. Çok sayıda insan hakkı ihlalleri var” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'ndan Londra saldırısı açıklaması İlginizi Çekebilir Kılıçdaroğlu'ndan Londra saldırısı açıklaması

“BAKANIMIZ HOLLANDA'YA GİDİYOR BÜYÜKELÇİ YOK”

Hollanda krizi hakkında değerlendirmelerde bulunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Sormamız gereken ciddi bir soru var. Türkiye'nin Hollanda Büyükelçisi nerede? Neden Türkiye'de? Dışişleri Bakanı gidiyor. Normalde Büyükelçiler Dışişleri Bakanlarını karşılarlar. Devletin geleneği de böyledir. Niye Türkiye'de? Kaç aydır Türkiye'de ve nerede? Sayın Bakan Hollanda'ya gidiyor, kadın Bakanımız Hollanda'ya gidiyor. Etrafında polis koruması var Büyükelçi yok. Hakkını savunacak bir Başkonsolos var, nerede bu Büyükelçi? Büyükelçi o ortamda orada olmayacak da nerede olacak? Ben bu soruyu da sordum, şu ana kadar hükümet yetkililerinden bir cevap almış değiliz. Dış politika hamaset üzerine kurulmaz. Dış politika akıl işidir, mantık işidir, öngörü işidir” şeklinde konuştu.

“BU LAFIN ARKASINDA SAVAŞLAR ACI GÖZYAŞI KAN VAR”

Tek boyutlu, düşmanlık üzerine ve karşı tarafa kendini teslim ederek inşa edilen dış politika ile kaybedileceğini belirten Kılıçdaroğlu, “Niye bütün Avrupa'yı karşımıza alalım? Herkesi düşman görmeye değil, tam tersine düşmanı dahi dost olarak kazanmaya ihtiyacımız var bizim. Bu ülkeyi kuranlar, boşuna ‘Yurtta barış, dünyada barış' dememişler. Bu lafın arkasında savaşlar, bir devletin kuruluşu, acı, gözyaşı, kan var. Bu insanlar kolay kolay barıştan söz etmemişler. Bütün o kavgalardan, mücadelelerden sonra Cumhuriyeti kurmuşlar ve barışın değerini bütün dünyaya anlatmaya çalışmışlar. Suriye politikasında, Irak politikasında, Avrupa politikasında, Libya politikasında, Mısır politikasında kaybeden biziz. Dış politikada kazandığımız ne var? Neyi kazandık?” açıklamasında bulundu.

“BİZ BUNLARA HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİRİZ”

Kılıçdaroğlu, Avrupa'da yapılan PKK yanlısı gösteriler hakkında, “Kesinlikle karşıyız. Terör örgütü olarak görüyorsan, yasaklayacaksın. Terör örgütü olarak görüyorsun, parlamentoda kabul ediyorsun, ondan sonra geleceksin izin vereceksin. Niye izin veriyorsun? Vermeyeceksin. Çifte standart derken bunları kast ediyoruz biz. Hem diyeceksin terör örgütü hem izin vereceksin. Bayraklara asla izin vermeyeceksin. Türkiye de bunun takipçisi olmalı. Gösteri mi oldu? Buradaki Büyükelçi Dışişleri Bakanlığı'na davet edilmeli, kınanmalı. Bunlar yapılmalı. Biz bunlara her türlü desteği veririz. Hiçbir tereddüdümüz yok bunda” şeklinde konuştu.

“KURTULUŞ SAVAŞI'MIZIN ÖNSÖZÜDÜR ÇANAKKALE”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin yıldönümünde Genelkurmay Başkanlığı'nın hazırladığı afişlerde Atatürk resminin olmamasını, “Beni derinden yaralamıştır. Atatürk'ün Çanakkale'de neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Kurtuluş Savaşı'mızın önsözüdür Çanakkale. Gerçekten yedi düvele karşı mücadele edilmiştir” sözleri ile değerlendirdi.

“SORUN VERİLEN YETKİNİN BOYUTLARINDA”

Başkanın ekonomik ve sosyal konularda kararname çıkarma yetkisi olduğunu vurgulayan CHP lideri Kılıçdaroğlu şöyle devam etti. “Bir sorunu çözelim diye yola çıkarken tam tersine daha derin bir soruna zemin hazırlıyoruz. Daha önce muhtarlıkların kaldırılması tartışma konusu olmuştu. Biz tepki gösterince o durdu. Bu başkan kaldırmaz bir başka başkan kaldırır. Sorun verilen yetkide, kaldırıp kaldırılmamasında değil. Sorun verilen yetkide. Bugün bu yetki Meclis'e ait. Siz Meclis'in yetkisini alıyorsunuz, bir kişiye veriyorsunuz sorun orada. Söyleyeyim, işçiler de duysun, tak diye bir kararnameyle ‘Kıdem tazminatını kaldırdım' der bitti. Niye olmasın, yetkisi var mı? Var. Anayasal mı? Anayasal. ‘Asgari ücreti dondurdum' yetkisi var mı? Var. Bugün bu yetki TBMM'ye ait. Siz Meclis'ten bu yetkiyi alıyorsunuz bir kişiye veriyorsunuz o da ben istediğim gibi kullanıyorum diyecek. Sorun verilen yetkinin boyutlarında, sorun orada. Bugün Cumhurbaşkanı'nın yetkileri Anayasa'da sayılmış onun dışında bir yetki kullanamaz normalde. Ama fiili duruma bakıyoruz son iki buçuk yıla fiili durumda her şey kullanılıyor. Dışişleri Bakanı yok, Dışişleri Bakanı bir kişi. O konuşuyor. Hatta Başbakan bile konuşamıyor. O fiili durum Türkiye'yi bugün dış politikada, ekonomide, terörde geldiğimiz nokta buralara geliyor. Bir kişiye yetki verirseniz bunlar olur.”

“ÇARPITARAK İFADE EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisini yalan söylemekle itham etmesine ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, “Benim söylediğim şeylerin arasına bir şeyler katıp ifade ediyor. Örneğin ben muhtarlıkları kapatabilir dedim, kendisi konuşurken ‘Muhtarlıkları ve Belediyeleri kapatır diyor Kılıçdaroğlu' tam tersine Belediyeleri kapatma yetkisi verilmemiştir. Sanki ben bunu kasıtlı olarak söylüyorum gibi çarpıtarak ifade ediyor ama ben muhatap almıyorum. Bıktık artık kavgadan. Eğer gerçekten benim yalan söylediğimi iddia ediyorsa eline çok büyük fırsatlar veriyorum daha ne istiyor? Oturur konuşuruz medeni insanlar gibi der ki, ‘Kılıçdaroğlu bak açtım sen bunu diyorsun ama bu madde böyle demiyor' daha iyi ya belki hiç kampanyaya bile gerek kalmamış olur olay da bitmiş olur” açıklamasında bulundu.

FESİH YETKİSİ

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i fesih yetkisinin olmadığını öne sürdüğünün hatırlatılması üzerine, “Okumamış metni. TBMM'yi seçime götürür tek başına hiçbir gerekçe göstermeden. Biz buna fesih yetkisi diyoruz. ‘Fesh ediyorum Meclis'i yeniden seçime gideceğiz' bu doğrudur. Nasıl yok? Mevcut anayasada var mı? Var. Ne diyor mevcut Anayasa, seçimden sonra 45 gün içinde hükümet kurulmazsa Cumhurbaşkanı Meclis'i feshediyor normal seçime gidiyoruz. Yeni modelde bunların hiçbirisi yok. Arzu ettiği zaman bir sabah kalkacak bu parlamento da işe yaramıyor. Ben de kendi durumuma baktım bayağı iyi durumdayım, bu Meclis'i fesh ediyorum, yeniden seçime gidiyorum. Ben de gidiyorum Meclis de gidiyor. Bu yetki var. Okumamış herhalde” diye konuştu.

“BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİ YAPIYORUZ”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, tek adam tartışmaları hakkında şöyle konuştu: “Tek başınıza bir kararla TBMM’yi feshediyorsanız bu tek adamlık değil midir? Tek başınıza istediğiniz kadar başkan yardımcısı seçiyorsanız bu tek adamlık değil midir? Tek başınıza istediğiniz kadar bakanlık oluşturuyorsanız, bütün ekonomik ve sosyal kararları alıyorsanız bu tek adamlık değil midir? Kendisi de söylüyor zaten, ‘Bizim getirdiğimiz sistem dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi hükümetin tek kişinin şahsında toplandığı, dolayısıyla yürütmedeki çok başlılığın ortadan kaldırıldığı bir sistemdir' tek adam sistemidir diyor, daha ne desin? Tek adamlığı da kendisi söyledi. Binali beyi söyleyeyim, onun yaptığı açıklama, ‘Tek adam diyorlar, başka ne olacak? Elbette tek olacak' daha ne diyeyim? Ben söylemiyorum ki kendi Başbakanı söylüyor. Demokratik parlamenter sistemden tek adamın egemen olduğu otoriter bir sisteme geçiyoruz. Bir rejim değişikliği yapıyoruz. Olay bu kadar basit. Zor bir olay değil aslında.”

“GARİBANIN ÇOCUĞU DA EL BAB’A GİDECEK”

18 yaşında milletvekili olunmasına karşı olmadığını söyleyen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “18 yaşındaki kişi milletvekili olabilir. Ama 18 yaşında kişi erkek olursa, ömür boyu askerlikten muaf olursa ki bunu da Sayın Cumhurbaşkanı söyledi, bu doğru değil. İki yıl milletvekilliği yaptıktan sonra milletvekillerinin emeklilik haklarına da kavuşmuş oluyor. O hakları da elde etmiş oluyor. Askere gitmeyecek, milletvekili olacak, emekli olunca da ballı emekli aylığı alacak. Manavın oğluna mı, kasabın oğluna mı, simitçinin oğluna mı, ayakkabı tamircisinin mi, çiftinin oğluna mı verilecek bu? Kendi çocuklarına ikbal hazırlıyorlar. Garibanın çocuğu da El Bab’a gidecek, eksi 35-40 derecede kalkacak PKK ile mücadele edecek. Askere onlar gidecek, bunlar gitmeyecek. Buna ben itiraz ediyorum. 18 yaşındaki çocuk bugün ne bekliyor? Eğer okumuyorsa iş bekliyor. 6 buçuk milyon işsizimiz var. Resmi kayıt bu. Sen bunlara önce iş bul. Sırf ‘Evet’ çıksın diye 18 yaşındaki çocuklara tuzak kuruluyor. Annesi, babası inanmıyor doğru değildir diyor. Ben bu gerçeği söylüyorum, başka bir şey söylemiyorum” diye konuştu.

“SİYASİ PARTİNİN GENEL BAŞKANI HAKİM TAYİN EDEMEZ”

“Partinin genel başkanı hakim tayin eder mi?” sorusunu soran Kılıçdaroğlu, “Benim tayin ettiğim bir hakime Adalet ve Kalkınma Partili, MHP’li, Vatan Partili, Saadet Partili bir vatandaş nasıl güvenecek? Diyecek ki ‘Bu hakimi CHP’nin Genel Başkanı tayin etti, bu benim aleyhime karar verir, doğru karar verse bile kafasında bir sürü soru işareti çıkar' doğru değil. Biz bunu söylüyoruz. Bir siyasi partinin genel başkanı hakim tayin edemez, etmemelidir. Doğrusu budur” açıklamasında bulundu.

“PEK ÇOK PARTİ DE ‘HAYIR'IN TÜRKİYE İÇİN HAYIRLI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR”

“Hayır”ı savunan pek çok sivil toplum örgütü, meslek kuruluşu olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bizim dışımızdaki siyasiler var. Örneğin, Saadet Partisi, Vatan Partisi, ÖDP var. Pek çok parti de ‘Hayır'ın Türkiye için hayırlı olduğunu söylüyor. Belki biz biraz daha fazla görünür olmuş olabiliriz ama Türkiye’nin geleceğinden kaygı duyan ve ‘Evet'in çıkması halinde Türkiye'nin nasıl bir maceranın içine sürükleneceği konusunda endişe taşıyan geniş bir kitle de var. Dolayısıyla bunu bir partiye mal etmeyi doğru bulmuyorum. Dominant olarak da CHP’nin çok öne çıkmasını asla doğru bulmuyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“HEP SEÇİMLE GELDİM”

Referandumda “Evet” çıkması halinde 80 milyon vatandaşın freni olmayan bir otobüse binmiş olacağını kaydeden CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Yokuş aşağı hep beraber gideceğiz, nereye gideceğimizi hep beraber de göreceğiz. Demokrasisi olmayan bir ülkede ben kendi sorunumu mu tartışacağım? İnsan bu kadar küçülür mü? Asla. Bizim partimizde demokrasi vardır, genel başkan adayları vardır. Çıkarlar demokratik yollardan yarışırız. Biz bizin gibi düşünmeyen insanların da özgürce konuşabileceklerine inanan, savunan bir partiyiz böyle bir gelenekten geliyoruz. Hep seçimle geldim. Genel Başkan Adayları çıktılar, kurultayı ben istedim, demokratik olarak yarışalım dedim. Onlar gibi değiliz biz. Bu bir seçim değil, bu bir referandum. Bir ülkenin geleceğini oyluyoruz, bir partinin geleceğini değil. Bir ülkenin demokrasisini oyluyoruz. Olaya böyle bakmamız lazım” diye konuştu.

“TEK ADAM REJİMİ YIKIMDIR”

Referandumun sonucunun “Evet” olmayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Hiç endişe etmeyin ‘evet' çıkmayacak. Alanı görüyorum, her partili vatandaşımla da konuşuyorum. Adalet ve Kalkınma Partili, Milliyetçi Hareket Partili, Saadet Partili, Büyük Birlik Partili, Vatan Partili sağduyulu herkesle konuşuyorum, Merkez sağ partinin ileri gelenleriyle de konuşuyorum. Demokrat Parti'nin Sayın Genel Başkanı onlar da ‘Hayır' diyorlar, Anavatan Partisi onlar da ‘Hayır' diyorlar. Herkes şunu söylüyor, ‘Tek adam rejimi yıkımdır ve Türkiye’yi felakete götürür' tarih örnekleriyle doludur. Böyle çok uzak bir tarihe gitmeye gerek yok. Yakın tarih de bunu zaten belirliyor. ‘Evet’i hiç boşu boşuna da düşünmeyin, ‘Hayır’ çıkacaktır” şeklinde konuştu.

“ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI OLMAZ”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, referandumda “Hayır” çıkması halinde ne yapacaklarını, “Sayın Cumhurbaşkanı'nın makamına saygı gösteriyoruz. Halk seçti. Ne söyleyeceğiz. Değişen bir şey olmaz 2019'a kadar görevinin başında olacak. Binali Bey Başbakan, parlamentoda çoğunluk Adalet ve Kalkınma Partisi'nde Bakanlar yerlerinde duruyorlar. Erken seçim çağrısı olmaz. Niye olsun erken seçim. Türkiye'nin bu kadar derdi varken yeniden seçime gitmeyi ben doğru bulmam. Ama çoğunluk bizde değil iktidarda. Derse ki ‘Biz erken seçim yapacağız' kanun teklifi gelir kararı kim alır? Bir kişi değil, 550 kişi oturur tartışır kararı alır. Herkes Anayasal sınırlar içine çekilecektir ‘Hayır' çıktığı zaman millet şunu söylemiş olacaktır, ‘Biz sizi seçtik TBMM'ye gönderdik. Sayın Erdoğan'ı da Cumhurbaşkanı olarak seçtik dolayısıyla oturun, bu memleketin dünya kadar sorunu var. Ekonomide, işsizlikte, dış politikada sorun var. Oturun bu sorunları çözün, uzlaşma kültürünü geliştirin, ortak aklı egemen kılın”

Günün Trend Videosu

Daha fazla göster
Loading...