Mediha ve Gökmen’in tutukluluğuna itiraz edildi

SÖZCÜ’ye yönelik algı operasyonuyla 19 Mayıs’ta gözaltına alınarak 26 Mayıs’ta tutuklanan arkadaşlarımız Mediha Olgun ve Gökmen Ulu hakkındaki karara itiraz edildi. 9. Sulh Ceza Hâkimliği’ne yapılan itirazda SÖZCÜ avukatları Celal Ülgen, İsmail Yılmaz ve Ceren Yakışır, Olgun ve Ulu hakkında verilen tutuklama kararının kaldırılmasını talep etti. Avukatlar dilekçede “Mesnetsiz ve hukuka aykırı işlemlerin hukuksuz olduğu ortaya konulmuştur. Tutukluluğa ilişkin şartların oluşmadığı ve delil olarak ileri sürülen tüm verilerin afaki ve zorlama bilgiler olduğu sebep sonuç ilişkisinin kurulamadığı ortadadır” dedi.

Mediha ve Gökmen’in tutukluluğuna itiraz edildi

SÖZCÜ avukatları; dilekçelerinde soruşturma savcılığının, dosyada gizlilik kararı gerekçesini öne sürerek, hukuksuz uygulamalar yaparak, dosyada yer alan belgelerin görülmesinin engellendiğini ve kendilerininin yanıltıldığını vurguladı.

Avukatlar itiraz dilekçelerinde şu tespitleri yaptı: “Kasten ve bilinçli olarak dosyada hukuksuz uygulamalar yapılmıştır. Amaçlanan hedefe gitmek için savunma makamı ve şüpheliler yanıltılmış ve soruşturma kuralları hiçe sayılmıştır. Bu tespitlerin FETÖ yargısı dediğimiz bir dönemi yaşadıktan sonra hukuka ve hukukun üstünlüğü ilkesine saygılı olmamız gereken bugün yapılmış olması düşündürücüdür.

“HEDEF SÖZCÜ GAZETESİ VE BURAK AKBAY”

Soruşturma savcısı tarafından emniyette sorulan soruların içeriği dışında herhangi bir soru sorulmamıştır. Buna karşın ifadelerin tamamlanmasından sonra tutuklama talepli sevk yazısında Gökmen Ulu ve Mediha Olgun için ‘Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım', ‘Cumhurbaşkanına suikast' ve ‘örgüt üyeliği' suçlamalarının yapıldığı görülmüştür. Bu maddelerin ayrı ayrı kullanılması mümkün değildir. Soruşturma sırasında ayrıca savunma avukatlarına ve şüphelilere bildirilmeyen ve bu yöndeki savunmaları alınmayan suçlar eklenmiştir. Şüphelilerden Gökmen Ulu ve Mediha Olgun için ‘Cumhurbaşkanına suikast' suçu fiziki dosyada talep edilmiş ve UYAP sisteminde ise bir ek daha yapılarak ‘Hükümete karşı isyan' suçu isnat edilmiştir.

Gazetecilik yapmaktan başka bir işleri olmayan Ulu ve Olgun'un ‘Cumhurbaşkanına suikast, hükümete silahlı isyan' ile ne gibi ilgisi olabilir? Hangi fiili ile ne gibi sonuç arasında nedensellik bağı kurulabilir? Belli ki hedefte Sözcü gazetesi ve Burak Akbay bulunmaktadır.”

HABERDE İMZA VAR MEDİHA OLGUN'UN SORUMLULUĞU YOK

İtiraz dilekçesinde SÖZCÜ gazetesi internet sitesi sorumlu müdürü Mediha Olgun'un cezai sorumluluğunun bulunmadığı ifade edildi. Yapılan tutuklamanın usule ve hukuka aykırı olduğu belirtilen dilekçede şöyle denildi: “Soruşturmaya konu haber, eser sahibi belli olan bir haberdir. Mediha Olgun ise sorumlu yazı işleri müdürü olarak ancak eser sahibi belli olmayan haberler için yasal sorumluluk yüklenen bir kişidir. Basın Kanunu'nun ‘Cezai sorumluluk' başlıklı maddesine göre; süreli ve süresiz yayınlardan dolayı eser sahibi sorumludur, eser sahibinin belli olmaması halinde ise sorumlu müdürün sorumluluğu olduğu açıkça belirtilmiştir.

İnternet Kanunu'nun 4. maddesine göre; içerik sağlayıcı internet ortamında kullandığı her türlü içerikten sorumludur. İçerik sağlayıcı, içeriği oluşturan kişi olarak aynı kanunda tanımlanmaktadır. Soruşturmaya konu haber, diğer müvekkilimiz Bekir Gökmen Ulu tarafından hazırlanıp kendi imzasını taşıdığı için içerik sağlayıcıdır. Şayet imzası olmasaydı ancak sorumlu müdüre sorumluluk yüklenebilirdi. Soruşturmaya konu haberde, içerik sağlayıcı ve eser sahibi belli olduğuna göre artık Mediha Olgun'a bir sorumluluk yüklenemez. Kaldı ki, Mediha Olgun'un tutuklanma gerekçesi olan ‘Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım' iddiası, bu suçun işlenmesi halinde eser sahibi ile birlikte sorumlu müdürün de cezai sorumluluğunun bulunduğuna yönelik özel bir düzenleme ya da objektif sorumluluk müessesesi bulunmamaktadır. Bu nedenle sorumluluğu olmayan bir yayından dolayı hakkında tutuklama kararı verilmesi usule ve hukuka aykırıdır.”

SUÇLAMALARA TEK TEK YANIT VERİLDİ

Dilekçede tutuklama gerekçesi olarak sunulan iddiaların açıklanması gerektiğini ifade eden avukatlar itirazlarında yapılan suçlamalara da tek tek yanıt verdi. İtiraz dilekçesinde savcılığın öne sürdüğü iddialar madde madde sıralanarak şöyle denildi: “Soruşturma konusu edilen ve tutuklama gerekçesi yapılan Gökmen Ulu'nun www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan haberi basında bazı yayın gruplarınca hem muhabirimize ve hem de gazetemize karşı linç kampanyası ve hakaret içerikli haberler yapılmasına neden olmuştur.  Bu haberler ile Gökmen Ulu'nun ve Sözcü Gazetesi'nin FETÖ terör örgütüne üye olduğu, bu örgüte yardım ettiği yönünde iftiralar atılmış suç uydurularak, hedef gösterilmiştir. Anılan haberler sebebiyle mağdur olan Gökmen Ulu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştur. Gökmen Ulu, iddia edildiği gibi birilerine yer göstermek saiki ile değil, gazetecilik refleksi ile bir haber yapmıştır.

SİYASİLERİN TATİL HABERLERİ HER ZAMAN YAPILIR

Yaşadığımız vahim ve alçak darbe kalkışması öncesinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ailesi ile birlikte tatilde olduğu haber kulislerinde yayılmış ancak nerede tatil yaptığı merak konusu olmuştur. Her zaman siyasi liderlerin tatil yaptığı yerler merak edilir ve haberleri yapılır. Benzer uygulamalar Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve de eski Başbakanlar Tansu Çiller, Mesut Yılmaz için de aynı şekilde yapılmıştır. Bu son derece doğal ve olağan bir durumdur. Bu haberden kaynaklanarak geriye doğru yürümek müvekkilimiz gazetenin muhabiri hakkında soruşturma başlatmak basın özgürlüğü ile bağdaşmaz. Dünyadaki tüm liderler için bu tip haberler yapılmaktadır. Cumhurbaşkanının ailesi ile birlikte tatil yaptığı yerler her zaman ilgi çekmiştir. Nitekim kendisinin Başbakan olduğu dönemde de bu yönde çeşitli haberler yayınlanmıştır.”

2009 YILINDA DA HABER YAPILMIŞTI O ZAMAN NİYE SORUŞTURMA AÇILMADI

Dilekçe ekinde sunulan örnekte de Tayyip Erdoğan'ın 10 Nisan 2009 yılında Hatay'da tatil yaptığı sırada çıkan bir haber dosyaya konuldu. Hürriyet gazetesinin internet sitesinde yer alan haberde “Erdoğan tatile çıktı bu kez Hatay'ı seçti” başlığı yer alıyor.

Dilekçede “SÖZCÜ'nün ve Gökmen Ulu'nun iddia edildiği gibi, FETÖ terör örgütünün saldırısına yardım etmesi için böyle bir haber yaptığını düşünmek abesle iştigal etmekten başka bir şey değildir” denilerek Başbakan ve Cumhurbaşkanının tatil yaptığı yerler her zaman kamuoyu tarafından merak konusu olduğu ve bu tür haberlerin yapıldığına dikkat çekildi.

Dilekçede, Ulu'nun haber araştırması sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'te olduğunu çevre halkından aldığı duyumlar ve o bölgede yaşayanların sosyal medya paylaşımlarından öğrendiği belirtilerek, “Böyle bir haberi bulmak ve yayınlamak basın camiasında ‘özel haber' niteliğindedir ve gazetecilik mesleğinde ‘atlatma haber' olarak nitelendirilir. Dolayısıyla böyle bir haberi yapmak gazeteci açısından mesleki bir başarıdır” ifadeleri kullanıldı.

DARBECİLER “ERDOĞAN'IN YERİNİ BİLİYORDUK” DEDİ

SÖZCÜ avukatları dilekçede şu vurguları yaptı:

“Ortada TSK mensubu üst düzey askerlerin bulunduğu bir darbe kalkışması, geçmişten başlayan planlanması ve yapılanması söz konusu iken bu kadar vahim ve büyük bir olayı müvekkilime yüklemek, Cumhurbaşkanı'nın yerini deşifre ettiği ve bu yüzden darbe kalkışmasına yardım ettiğini iddia etmek akıl ve mantık ile bağdaşmaz. Mantık dışıdır Çünkü; Sözcü gazetesi tepeden tırnağa kadar geçmişte F tipi yapılanma adını verdiği FETÖ'ye karşıdır. Böyle bir kalkışmanın başarıya ulaşması durumunda Sözcü Gazetesi yazarlarının ve yöneticilerinin hayatta kalma şanslarının olmadığını bilebilecek akıl erginliğine de sahiptir. Bu alçakça girişilen darbe kalkışmasını devletin istihbarat kurumlarının atladığını buna karşın FETÖ çetesinin Cumhurbaşkanın kaldığı yeri zaten bildiğini bu gün hem iddianamesi tamamlanan ve yargılaması başlanan davalardan ve hem de TBMM Komisyon raporundan öğrenmiş bulunmaktayız. Bu raporun 319'uncu sayfasında şu bilgi yer almaktadır: ‘12 Temmuz 2016 tarihinde; Diyarbakır’daki 8. Ana Üs Komutanı Tuğgeneral Deniz Kartepe’nin pilotlar yüzbaşı Ceyhan Karakurt ve yarbay Ahmet Özdemir ile birlikte aylık uçuş planlamasında olmamasına rağmen Eskişehir Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı'nda Tümgeneral rütbesiyle Kurmay Başkanı olarak görev yapan Şüpheli Suat Murat Semiz’den onay almak suretiyle 2 adet F-16 uçağıyla Dalaman Havalimanı’na uçuş̧ gerçekleştirdikleri, ancak Dalaman Havalimanı’na inmeden önce Sayın Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otel ve civarında uçuş̧ yaparak fotoğraflama işlemi yapmışlardır.' Bir gazetecinin yaz haberciliği ile yaptığı basit bir haberin darbe kalkışması ile ve Cumhurbaşkanına suikast girişimi ile bağlantı kurulması olayı kabul edilemez.

DARBE ÖNCESİNDE CUMHURBAŞKANI'NIN KALDIĞI OTELDEN PAYLAŞIMLAR YAPILDI

Darbe girişiminden 4 gün öncesinden başlayarak, Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otelde kalan vatandaşlar Facebook sayfalarında, Cumhurbaşkanı'nın Grand Yazıcı Otelinde kaldığını defalarca paylaşmışlardır. Bu paylaşımlara ilişkin Facebook sayfası görüntüleri dosyaya eklenmiştir. Örneğin 11 Temmuz ve 12 Temmuz tarihlerindeki bu sosyal paylaşımda gerek paylaşımı yapanlar ve gerekse bu paylaşıma yorum yazanlar arasında iletişim bu gerçeği gözler önüne sermektedir.”

SÖZCÜ'NÜN YAYIN YAPMASI İKTİDARIN ONURUDUR

Gökmen Ulu ve Mediha Olgun'un tutukluluğunun kaldırılmasına ilişkin verilen dilekçede özetle şöyle denildi: “Bu konuda soruşturmanın resen başlatılmış olmasının tek sebebi de ne yazık ki gazetecilik ilkelerinden uzak bir yayın politikası izleyen Sabah ve Takvim gazetelerinin internet sitelerinden yapmış oldukları hedef gösterici ve tahrik edici yayınları olmuştur. Ancak bilinmelidir ki SÖZCÜ'nün muhalif tavrı ile yayın yaşamında bulunması bu siyasi iktidarın onurudur.

ERDOĞAN'IN YERİNİ DARBECİLERE YAVERLERİ SÖYLEDİ

Cumhurbaşkanının en yakınında bulunan yaverleri ile başyaveri Ali Yazıcı da şu anda darbeye teşebbüs suçundan tutuklanmışlardır. Cumhurbaşkanının Kara Yaveri olan Mete Semercioğlu'nun ifadesi Haber Türk Gazetesi'nin 08 Ağustos 2016 tarihli nüshasının yayınlanmıştır. Bu ifadelere göre, darbe teşebbüsüne kalkışan ve şu ana tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı Başyaveri Ali Yazıcı'nın Cumhurbaşkanının kaldığı otelin yerini darbeci gruba darbeden bir gün önce, 14 Temmuz 2016 günü bildirmiş olduğunu belirtmiştir. Üstelik bu gerçek Müvekkilimiz SÖZCÜ gazetesine iftira atan yayın organlarında da manşetten yer almıştır.

Buradan da görülmektedir ki, darbe içerisinde yer alan ve Cumhurbaşkanına en yakın kişilerden birisi olan Başyaver Ali Yazıcı, zaten darbe girişiminin içerisinde yer almış ve Cumhurbaşkanının yerini darbeci gruplarla paylaşmıştır. Cumhurbaşkanı'nın Başyaveri Ali Yazıcı'nın da alınan ifadesinde benzer şekilde Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otelin yerini kendisinin söylediği hususu, müvekkilimize iftira atan Takvim ve Sabah gazetelerinin internet sitesinde 12 Ağustos 2016 tarihinde yayınlanmıştır.

HABERDEN ÖĞRENİLDİ İDDİASI DARBE GİRİŞİMİNİ KÜÇÜMSEMEK İSTEYENLERİN YALANI

Şimdi bu kadar kapsamlı ve planlı girişilen bu alçak darbe girişiminde Cumhurbaşkanını hedef aldıkları ve hatta darbenin gerçekleşmesi için bu hususa özel önem verdikleri yukarıda sözü edilen ve darbe sanık ve şüphelilerin alınan ilk ifadelerinden ortaya çıkmaktadır.  Yoksa bir gazetecinin halkın haber alma hakkına saygı çerçevesinde verdiği gazete haberi ile bu işi ilişkilendirmek bu hain darbe girişimini fazla küçümsemek olur.

ERDOĞAN'IN HALKI SOKAĞA DAVETİ İLK KEZ SÖZCÜ İNTERNET SİTESİNDE YAYINLANDI

15 Temmuz 2016 gecesi Marmaris'te kaldığı otelden dışarı çıkıp kapıda bekleyen basın mensuplarına canlı olarak açıklamalarda bulunduğu esnada Cumhurbaşkanının darbeye karşı direnilmesi yönündeki ilk demeci koruma amaçlı getirilen jammer'ların iletişimi kesme engeli olmasaydı Sözcü internet sitesinde canlı yayınlanacaktı. Daha sonra bu haber internet sitesinde haber olarak yayınlanmış ve halkın darbeye karşı çıkması yolunda kamuoyu oluşturulması sağlanmıştır.

Sözcü Gazetesi, tirajı 350 bin olan Türkiye'nin şu anda bayi net satışı rakamları ile en çok satan gazetesidir. Bu gazete kurulduğu 2007 yılından beri Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Laik bir yayın politikası izlemiştir. Yapılan okuyucu profili araştırmasında Sözcü Gazetesi'nin okuyucu kitlesinin Cumhuriyete, devlete ve laikliğe bağlı kişilerden oluştuğu ortaya çıkmaktadır. Bu kitle Türkiye'de her zaman Fethullah Gülen'e karşı olan, onun faaliyetlerden rahatsız olan bir kitledir. Fethullah Gülen ile Sözcü Gazetesi'nin okur kitlesinin ve çalışanlarının ideolojik yönden çok farklı noktalarda olduğu şüphe götürmez bir gerçektir.

SÖZCÜ KURULDUĞU 2007'DEN BERİ FETÖ DİYOR

Sözcü Gazetesi, FETÖ başı olarak bilinen Fethullah Gülen'e asla yakın olmamıştır ve asla onları desteklememiştir. Tam tersine Sözcü Gazetesi, kurulduğu 2007 yılından beri bu kişi ve bu kişiye yakın olarak bilinen kurumlara karşı çok ağır nitelikte eleştiren haberler yapmıştır. Hatta adı geçen şahısla sürekli hasmane bir tutum içinde bulunmuştur.  Şu an dahi Sözcü Gazetesi aynı kararlılıkla, FETÖ terör örgütüne karşı olmaya devam etmektedir. Sözcü Gazetesi'nin FETÖ'ye karşı duruşunu gösteren haberlerden bazıları örnek olarak dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Bu gazete manşetleri 2008 yılından 2016 yılına kadar, her yıl içinde yapılan haberlere örnek teşkil edecek 23 manşet sureti şeklinde dilekçemiz ekinde sunulmuştur.

FETÖ'YÜ ÖVEN SABAH GAZETESİ SUÇUNU ÖRTMEYE ÇALIŞIYOR

O yıllarda birçok yayın grubu ve kurumlar Fethullah Gülen'e adeta el-etek öpecek şekilde ‘Muhterem Hoca Efendi' diye hitaplarda bulunurken, Sözcü Gazetesi doğrudan ‘FETÖ' şeklinde hitap ederek, ağır haberler yapmıştır. Sürekli olarak Fethullah Gülen'e karşı dikkatli olunması gerektiği, bu kişinin ve yapılanmasının devlet için çok tehlikeli olduğu belirtilerek, bu konuda toplum, hükümet ve kamu kurumları sürekli olarak uyarılmıştır. Sözcü Gazetesi yayın politikası gereği özgürlük ve demokrasi yanlısı olarak, herkesin korktuğu ve çekindiği bir dönemde cesurca haberler yaparak Fethullah Gülen'e ve örgütlerine karşı meydan okumuştur. Yayın politikasında sürekli olarak bunu açıkça vurgulayan Türkiye'deki tek gazetedir. Ve de bu tavrını kararlılıkla sürdürecektir? Müvekkilimiz gazeteye bu iftiraları atanlar geçmişteki FETÖ liderine dizdikleri övgüleri içeren manşetlerini gözden geçirmek zorundadırlar. Kendi suçlarını örtmek için, geçmişte yaptıklarını gizlemek için SÖZCÜ'nün hedef seçilmesi oldukça tirajı komik bir olaydır. Ayrıca son yıllarda Sözcü Gazetesi tarafından yapılan haberler, TSK içerisinde Fethullahçı örgütlenmenin boyutlarını ve bunlara karşı önlem alınmasını isteyen ciddi uyarı mahiyetindedir. Buna ilişkin gazete manşetleri örnekleri yer almaktadır. Devleti yönetenler, kamu kurum ve kuruluşları, ya da kısaca sorumlular, Sözcü Gazetesi'nin manşetlerini dikkatle inceleyip bu uyarıları ciddiye alarak gerekli önlemlere alsalardı, bugün bu kötü olaylar belki de yaşanmamış olacaktı.

SÖZCÜ MUHALİF BİR GAZETEDİR, İKTİDARIN RAHATSIZ OLMASI DOĞALDIR

Sözcü muhalif bir gazetedir. Bu nedenle Siyasi iktidarın bu yayınlardan kimi zaman rahatsız olması doğaldır. Hatta bu yayınların Siyasi iktidarı, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve Bakanları şoke edecek kadar ağır da olabilir. Siyaset yapan herkesin bu eleştirilere dayanması demokrasi kriterinin ölçüsünü belirtir. Küfre kaçmadan, iftira atmadan Gerçekleri dile getirmek, iktidarın eylem ve işlemlerini eleştirmek SÖZCÜ'nün anayasal hakkı ve temel bir demokratik görevidir.

SABAH GAZETESİ ‘HOCA EFENDİ' DERKEN BİZ F TİPİ ÇETE DİYORDUK

Sözcü Gazetesi, kurulduğu 2007 yılından beri, o günün şartlarında hiç korkmadan cesur bir şekilde, Fethullah Gülen'i çok ağır eleştiren tek gazetedir. Bugünlerde Sözcü Gazetesi aleyhine yayın yapan ve FETÖ'cü iftirası atan Sabah ve Takvim Gazeteleri, o tarihlerde sürekli olarak Fethullah Gülen'e övgüler düzen yayınlar yapmışlardır. Oysaki Sözcü Gazetesi ise sürekli Fethullah aleyhine yayınlar yapmış ve yaptığı bu yayınlar nedeniyle Fethullah Gülen tarafında defalarca davaya maruz kalmıştır. Herkesin sindiği F Tipi yargının herkesi korkuttuğu ve basının çok büyük bir bölümünün FETÖ'ye methiyeler düzen haberler yaptığı günlerde, SÖZCÜ bu şahsa açıkça meydan okumuş ve “FETÖ” şeklinde hitap etmiştir.”

TERÖRİST BAŞININ ELİNİ ÖPMEK İÇİN SIRAYA GİRENLER AFFEDİLDİ

İtiraz dilekçesinde yandaş medyanın FETÖ ile ilişkili şirketlerden aldığı reklamların listesine de yer verildi. Dosyaya konulan tabloda FETÖ'cü şirketlerin Hükümete yakın gazetelere sık sık reklam verdiği saptandı. Dilekçede şu tespitler yapıldı:

“Soruşturma savcılığı tutuklamaya sevk yazısında MASAK'tan bilirkişi raporunun alındığı, rapordaki tespitlerden birinin Burak AKBAY’ın aynı zamanda sahibi de olduğu Estetik Yayıncılık Havacılık ve Hava Taşımacılığı Ticaret Ltd. Şti.’nin haklarında FETÖ kapsamında soruşturma açılan firma/şahıslarla yoğun olarak ilişkisinin bulunduğunun tespit edildiği” şeklinde bir açıklama yer almıştır.  Buna da el insaf denir. Sözcü gazetesini çıkaran Estetik Yayıncılık AŞ’dir sevk yazısında sözü edilen Estetik Yayıncılık, Havacılık ve Hava Taşımacılığı Tic. Ltd. Şti. 2013'e kadar vardır. Demek ki siz 2013'ten önceki hususları araştırmıştır. Buna karşın 2013'te de öncesinde de FETÖ kapsamında hakkında soruşturma açılan kimse ile ilişki yoktur. Öyle bir konu olsaydı bugüne kadar soruşturması olurdu. Ayrıca bildiğimiz kadarıyla FETÖ örgütü ile iltisaklı olanlar FETÖ örgütü ile yemek yiyenler, FETÖ örgütü ile aynı yolda yürüyenler milat dediğimiz 17-25 Aralık 2013’ten önceki bütün suçları milat öncesi sayarak affettirmiş ve bunun ceremesini çekmek SÖZCÜ'ye mi kalmıştır? FETÖ ile beraber olan insanları Pennsylvania'ya el ve etek öpmeye gidenleri konulan milat affettirmedi mi?

MASAK tan gelen bilgilere dayanılarak hazırlanan iki kişilik bilirkişi raporunun son bölümünde sayılan ve FETÖ ile iltisaklı gösterilen kişilerle kimin ve hangi kuruluşların işbirliği içinde olduğunu göstereceğiz. Elbette işinize gelmeyenler için milattan söz ederek onları aklamaya çalışacaksınız.  Aksini yapacak ne cesaretiniz ne de yetkiniz bulunmaktadır.

Masak raporuna dayandırılarak yapılan iki kişilik bilirkişi incelemesinde FETÖ örgütü ile ilgili olarak gösterilen kurumlarla müvekkilimiz şirketin hangi tarihte, ne miktar alışverişi olduğu bu alışverişin ya da ticari ilişkinin normal sayılamayacak ne gibi yönleri bulunduğu FETÖ'ye para aktarma niteliğinde bulunup bulunmadığı irdelenmemiş afaki olarak bu iltisaklı kişiler listesi verilmiştir. Yukarıdaki tablolardan da anlaşılacağı gibi bu dönemlerde başta iktidar yandaşı medyanın ticari ilişkisi yer almaktadır.”

SÖZCÜ'YE YAPILANLARA İKTİDAR YANLISI GAZETECİLER BİLE TEPKİ GÖSTERDİ

İtiraz dilekçesinde Hükümete yakın gazeteci ve köşe yazarlarının SÖZCÜ'ye yapılan operasyonu eleştiren yazılarına da yer verildi. Dilekçeye Milliyet yazarı Nagehan Alçı'nın 28 Mayıs tarihli köşe yazı da eklendi.  Alçı yazısında operasyonu şu sözlerle eleştirmişti: “Son iki haftadır ısrarla yazıyorum: Sözcü operasyonu ve tutuklamaları gibi işler Fetullah Gülen'in şu anki örgütsel stratejisi bağlamında tam istediği gelişmeler. Oğuz Güven, Musa Kart, Turhan Günay gibi insanların FETÖ'den tutuklu olması Gülen'i bayram ettiren olaylar. Hâkimler ve savcılara bir kez daha sesleniyor hatta yalvarıyorum: Lütfen hep birlikte Türkiye'nin yararını, Gülen'in zararını gözetelim, düşünelim, hesap edelim. Onların oyununu bozalım. Bu ülkede gerçek bir devlet aklına ihtiyacımız var.”

“BU OPERASYON FETÖ'NÜN EKMEĞİNE YAĞ SÜRDÜ”

Dilekçede Alçı'nın SÖZCÜ'ye yönelik yapılan operasyona ilişkin yaptığı şu eleştiri de yer aldı: “Birkaç gün önce Sözcü gazetesine FETÖ gerekçesiyle operasyon geldi ve gözaltı kararları çıktı. Çok çok yazık! Yine gerçek anlamıyla, büyük harfle Hukuk ve Adalet değil, yargısal aktivizm galip geldi. Maalesef bu operasyon da Fetullah Gülen'in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayacak. Gülen, kendi yönettiği korkunç suç örgütünü kamufle etmek için Türkiye'de yaşanan her abukluğu büyütmeyi çok iyi beceriyor. 15 Temmuz vahşetini yapan FETÖ gerçeğinin üstünü örtmek amacıyla ‘FETÖ diye bir örgüt yoktur. Bu uydurma gerekçeyle her muhalif tutuklanacak' propagandasını sürekli yapıyor. Kemalistlerin en sevdiği gazete olan Sözcü'ye operasyon Gülen'e tam istediği gri propaganda imkânını sunuyor. Dileğim, sağduyunun galip gelmesi ve yargının bu yanlış işten dönmesi. Hâkimlerimiz gösterecekleri hukuk performansıyla ‘Türkiye'de hâkimler var' dedirtmeli.”

Dilekçenin ekine Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan'ın da yaptığı eleştiriler de eklendi. Hakan operasyonu şu cümlelerle eleştirmişti: “Öncelikli olarak Cumhurbaşkanı'nı hedef almış eli kanlı darbecilerin, Cumhurbaşkanı'nın nerede olduğunu bilmediklerini varsaymak ve bu en önemli bilgiyi bir gazetenin internet sitesindeki haberden aldıklarını düşünmek… BİR: Darbecileri hafife almaktır. İKİ: Darbeyi sulandırmaktır. Sözcü'ye operasyon çekeceğim diye… Koca darbe girişimini oyuncağa çevirmeseydiniz bari…”

Gökmen Ulu ve Mediha Olgun'un “Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs” iddiasıyla  tutuklanmasının bir takım varsayımlara ve faraziyelere dayandırıldığı vurgulanan dilekçede, “Somut hiçbir kanıt yoktur. Müvekkillerimiz ile alçak suikast timi lideri menfez paşa  bir tutulmaktadır. Böyle absürt ve mantık dışı bir suçlama ile iki gazetecinin tutuklanması hukuki açıdan doğru değildir. Burada itham geniş tutularak tutuklamaya gidilmesi hedeflenmiştir. Müsnet suçtan müvekkillerimizin aklanacağı kesindir. Cumhurbaşkanın yerinin zaten çete tarafından çok önce hatta keşif yapılarak öğrenildiği sağır sultan tarafından bile duyulmuştur” denildi.

SAVCILIĞIN İDDİALARI GERÇEK DIŞIDIR

SÖZCÜ avukatları Celal Ülgen, İsmail Yılmaz ve Ceren Yakışır itiraz dilekçesinde Mediha Olgun ve Gökmen Ulu'nun haksız ve hukuksuz olarak cadı kazanının içine atılmak istendiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Bu soruşturma bir çeşit ‘Cadıavı'na dönüştürülmüştür. Gerçek dışı suçlamalar, yanıltmalar, gerçeklerin üstünü küllemeler yakın tarihte yaşadığımız FETÖ yargısı sürecini anımsatmaktadır. Türkiye, hukuksuzluğun boy attığı bir ülke olmayacaktır. Kısaca bir kez daha belirtmek isteriz. MASAK bilgilerine dayanarak yaptırılan bilirkişi raporu ve buna dayanarak yapılan bütün işlemler hukuk dışıdır ve tüm iddialar gerçek dışıdır.”