Sözcü Plus Giriş

İzmir Haberi: İlber Ortaylı, Egeli sanayicilere Ortadoğu'yu anlattı

İlber Ortaylı, Egeli sanayicilere Ortadoğu'yu anlattı

Güncellenme: 18:29, 27/01/2017
İlber Ortaylı, Egeli sanayicilere Ortadoğu'yu anlattı

GALATASARAY Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, üretimin önemine vurgu yaparak, "Ortadoğu'da üretim yapan 3 ülke var; Türkiye, İran ve İsrail. Üretim demek, topraklarından çıkan madenleri veya petrol gibi kaynakları başkalarının işleyip satması değildir. Bu çok açık bir gerçektir" dedi. Türkiye'nin Suriye konusunda başta hata yaptığını, olayın en başında barışçıl şekilde çözülebileceğini ifade eden Prof. Dr. Ortaylı, "Suriyeli turist Türkiye'yi seviyordu. Yılda 900 bin turist geliyordu" diye konuştu.
Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ESİAD) 32. Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı, İzmir Swiss Otel'de gerçekleştirildi. İlk toplantının ardından gerçekleştirilen ikinci toplantıya Prof. Dr. İlber Ortaylı, konuk konuşmacı olarak katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan, ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Güçlü, ekonomik performansın en belirgin göstergesinin büyüme hızı olduğunu belirtti. Güçlü, "Büyüme hızı kadar niteliği de önemlidir. Daha yüksek katma değerli ürünler, sürdürülebilir kalkınma için olmazsa olmazdır. Bu hedeflere ulaşmak için yatırım ihtiyacı da öne çıkıyor. Sanayi 4.0'ı yakalamak için yatırım alanında yüksek tempo tutturmak gerekiyor" dedi.
'ORTADOĞU ÜLKELERİNDE ÜRETİM YOK'
Prof. Dr. İlber Ortaylı ise Ortadoğu'nun yapısından bahsetti. Ortadoğu'daki ülkelerin üretim yapmadığını, sadece 3 ülkenin üretiminin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ortaylı, "Türkiye, İran ve İsrail üretiyor. Ancak üretim demek, topraklarından çıkan bir takım madenleri veya petrol gibi kaynakları başkalarının işleyip satması değildir. Bu çok açık bir gerçektir. İçtiği suya kadar dışarıdan getiren petrol zengini ülkeler, hiç bir şekilde siyasi nutuklar için bir araya geldikleri halde, fakir ülkelerin kredi kaynaklarını yönlendirecek oluşum içine girmemektedir, Üretmeyen, hammaddelerini iyi kullanamayan, onlara sahip olamayan bir dünyayı düşünmek zorundasınız. Dünyada petrol üreten ülkeler iki kategoridedir. Norveç gibi petrolü kendisi işleyen, diğeri ise ellere bakan ülkelerdir. Örneğin; İran, benzin kuyruklarının oluştuğu bir petrol ülkesi. Çok iyi mühendisleri teknisyenleri de var" dedi.
'PUTİN'E YANAŞIP ANLAŞACAKTIK'
Kime sorulsa Rusya'yı Suriye'de istemediği ya da konuyla ilgilenmediği sonucuna varılacağını söyleyen Prof. Dr. Ortaylı, "Rusya orada ve bunu kabul etmek zorundasınız. Rusya tepede. Bunların denizcilikle alakası yoktur. Rusların denizleri nehirlerde yüzer. Başka denizlerde kayık bile yüzdüremezler. Küçümsemek için söylemiyorum. Ancak bugün nükleer denizaltıya sahip bu donanma artık Karadeniz'in tepesinde Baltık'ta oturacağını düşünemezsiniz. Tabii ki Kırım'a çıkacaktı. Biz Fatih Sultan Mehmet veya Kanuni olmadığımıza göre oradaki kültürel azınlığımızı korumak için Putin'e yanaşıp anlaşacaktık. Bunun yerine hayal peşinde koşup Merkel ile Ukrayna ile konuştular. Merkel ne yapacak Ukrayna'da" dedi.
'RUSYA SURİYE'Yİ BIRAKAMAZ'
Rusya'nın oradaki limanı bırakmayacağını söyleyen Prof. Dr. Ortaylı şöyle konuştu:
"Suriye'yi de bırakamaz. İngilizler Kıbrıs'ta üs kurduysa o da orada kurar. Kıbrıs'ta eşitlik olsun, onlar Avrupa Birliği'ne girerse biz de gireriz gibi hayaller. Kıbrıslıların ne istediği önemli değildir burada. Kıbrıs'ta ne istediğini söyleyenler Lefkoşa'yı temsil ediyorlar. Yarısı sağcı, yarısı solcudur. Halkı temsil etmezler. Burada mühim olan şey sağcılar Kıbrıs'ın tarihinde görülmemiş bir politikacı çıkardılar. Rahmetli Rauf Denktaş."
Türkiye'nin Suriye konusunda başta hata yaptığını, olayın en başında barışçıl şekilde çözülebileceğini ifade eden Prof. Dr. İlber Ortaylı, Suriyeli turistin Türkiye'yi sevdiğini, yılda 900 bin turist geldiğini söyledi. Şimdi benzer bir ilişkinin Kuzey Iraktaki Kürt halk ile meydana geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ortaylı, Türkiye'de harcamayı seven bu topluluğu değerlendirmek gerektiğini belirtti.
'DEMOKRASİDE YÜZDE 100 ÖZGÜRLÜK YOKTUR'
Ortadoğu ülkelerinde demokratik yönetimin, hukuk ve kanunun olmadığını, ancak hiç bir demokraside de yüzde 100 özgürlük olmadığını anlatan Prof. Dr. Ortaylı, "Sistemin hoşuna gelmeyen şekilde konuşan adam kibarca susturulur. İsrail toplumunda insanlar Filistinlilerin hakları için çarpışan, konuşan, yazan insanlar vardır. Bunların arabası sabah yanmış olarak bulunuyor. İşleyen bir demokrasi vardır. Ana yasa olarak olmasa da laiklik var" diye konuştu.
Birçok Ortadoğu ülkesi gibi Suriye'de de Irak'ta da demokrasinin olmadığını, belirten Prof. Dr. Ortaylı, "Çok açık bir şeydir. Saddam diye çok baba terbiyeli idare eden bir adam yoktu. İnsanların canı çıkıyordu. İnsanların mülkiyeti de başka şeyleri de garanti altında değildi. Bu kanunsuzluk çok tezatlar teşkil edecek şekilde monarşilerde var. Ancak Suudi Arabistan'da polis yüksek mahkemeden izin almadan insanların evini arayamıyor. Aşiretler yılda bir kez kralı tenkit edebiliyor" dedi.
'İSRAİL İLE SADECE TÜRKİYE İKTİSADİ ORTAKLIK YAPABİLİR'
Ortadoğu'nun hiç ümit vermeyen bir dünya olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ortaylı, İsrail'in Amerika'nın politikalarına paralel hareket etmese hiç bir ülke tarafından ciddiye alınmayacağını ifade etti. Ortadoğu'daki iki iktisadi partnerin tartışmasız şekilde İsrail ve Türkiye olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ortaylı, "Bizden başka hiç kimse o adamların teknolojik bilgisi ile üretim kapasitesiyle ortaklık yapamaz. Ermenistan bir ara olur mu dedik ama her hafta bir ailenin dışarıya kaçtığı bir yerden hiç bir şey olmaz" dedi.
'SU PETROLDEN DAHA ÖNEMLİ'
Ortadoğu'da su probleminin bulunduğunu, İsrail'in projeleriyle Filistin'i kuruttuğunu söyleyen Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Bizim suyumuz çok kıymetli. Bu su kaynakları üzerinde durmak zorundayız. Bizim için petrolden daha önemli. Tarım topraklarımız da çok önemli. Sınır bölgelerimizde toprak satışını durdurmamız gerekli. Anti liberal gibi görünse de yapmak gerekir" dedi.
TOPKAPI SARAYI SORULAN ORTAYLI BAĞIŞÇILARDAN DERT YANDI
 Topkapı Sarayı'ndaki çatlakların sorulduğu Prof. Dr. Ortaylı, "Ona kayma denmez. Bakımsız kaldı. Yeni bir restorasyona gitmek lazım Marmara'ya bakan duvarda. Yapmıyorlar, boyuna müze açıyorlar. Orada yanlış işler yapılmış, mesela terastaki hazine dairesinin tavanı ahşaptır, çünkü daha sağlam, kurt yemeyen ağaçlardan, muhkem ve hafif. Sen onun yerine 2. Harpten sonra bir takım cahil bürokratların tavsiyesiyle, olur mu öyle bir şey diyerek, taş kubbe örüyor beyaz çimento kullanıyor. Hapı yuttun işte, bina terliyor tasmen denen olay artıyor. Bütün bunlar yıkılacak. Garip garip bacalar yapmışlar onları yıktırmak için kısmen başarı gösterdim. Oraya para verilmiyor, bakanlık diye birşey yok. Ahalinin de bağış verme merakı yok. Bağış için gidiyorsun, 'Efendim şu eski İtalyan Sefareti bizim için muhteşem bir yer olur. Şunu alsanız da restore edip bize verseniz. Biz de sizin adınızı analım' diyorsunuz. Sonra görüyorsun adam otel yapmak için almış orayı. Otelcilikten de hiç anlamıyor. Ben ne kadar iç çamaşırı üretirsem ondan da o kadar otelci olur. Saçma sapan insanlar, tuhaf bir memleket" dedi.

DHA