Hayır’ın kazanacağını nasıl tahmin ediyorum

ANALİZ

Referandum kararı alındıktan sonra yanılmıyorsam televizyon ekranlarından “Hayır kazanacak” diyen ilk kişiyim.
Elbette hayır'ın kazanmasını istiyorum ama “hayır kazanacak” tahminini sadece bir temenni olarak değil, matematiksel verilere ve seçmenlerin siyasi eğilimlerine dayanarak yapıyorum.
Elbette bu tahmin doğru çıkmayabilir. Bu gelişmeleri anlamamak, gelişmeleri iyi okuyamamak anlamına gelmez. Sonuçta toto oynamıyoruz. Siyasal davranışlara, bugüne kadar alınmış sayısal verilere ve halkın psikolojisine bakarak analiz yapmaya çalışıyorum.
Öncelikle şu gözlemimi paylaşmak istiyorum. Halk içinde çok gezen ve konuşan biriyim. Yaklaşık bir aydır sokaklarda yüzlerce kişiyle konuştum. Doğal olarak herkes gazeteci olarak benim daha çok şey bildiğimi düşünerek referandum sonucunu soruyor. Ben de “Siz hangi yönde oy kullanacaksınız” diye karşı soru soruyorum. Yüzlerce “hayır” duyduğum gibi yüzlerce “evet” de duydum.
“Evet” diyenlere şu soruyu soruyorum; “Son seçimlerde hangi partiye oy vermiştiniz?”
İnanın, asla abartmıyorum “Evet” diyenler arasında şu ana kadar AKP dışında bir partiye oy vermiş ya da oy kullanmamış bir kişiye bile rastlamadım.
Benim rastlamamış olmam tüm evet'çilerin daha önceki seçimlerde AKP'ye oy vermiş olduğunu göstermez elbette. Ancak yüzlerce kişi arasında AKP'ye oy vermemiş tek bir evet'çiye bile rastlamamış olmam bu oranın çok düşük olduğunu gösterir.
Şimdi gelelim son seçim sonuçlarına. AKP'nin seçimlerde son aldığı oy yüzde 49.5'ti. Ancak bu hormonlu bir oran. Aslında 7 Haziran'ı baz almak durumundayız. AKP 7 Haziran'da yüzde 41 oy aldı.
1 Kasım'daki seçimlerde halkın korkusu, kaos endişesi ve yeniden bir seçime gitme olasılığı MHP ve Saadet ve HDP'ye oy veren bir kesimi kerhen AKP'ye yöneltti.
AKP'nin oyu 41'dir. Kendilerinin de kabul ettiği gibi en az yüzde 10'luk bir AKP'li kesim referandumda ya hayır kullanma ya da sandığa gitmeme eğiliminde. Bunun genele yansıması yüzde 4-5'tir. Demek ki AKP seçmeninin referanduma katkısı yüzde 38-39 olacaktır.
MHP Genel Başkanının talimatına uyacak MHP'liler elbette vardır. MHP'nin yüzde 40'ı evet dese bunun genele yansıması 3-4 puandır. AKP'ye eklersek yüzde 41-42 olur. Korkutulan HDP'den de iki ya da üç puan gelse evet'ler yüzde 45'e çıkar.
Yüzde 55 ise hayır der.
Kendi hesabımı buna göre yapıyorum. Tabii referandum yaklaştığında iktidarın, özellikle sarayın toplumu derinden etkileyecek bir takım eylemler yapması ya da çok büyük vaatlerde bulunması da göz ardı edilmeyecek bir olasılıktır.
Ancak şu anda görünen manzara budur. Evet'le hayır arasında hayır lehine en az 10 puan fark olması asla sürpriz olmayacaktır.
Sanıyorum iktidar tarafı da bunun farkında ve son 20 güne adeta “ölüm-kalım savaşı” yapar gibi giriyor. Erdoğan'ın daha sertleşeceğini tahmin ediyorum. Çünkü gerginlik ve kaos politikası 7 Haziran'dan sonra çok iyi iş yapmış ve kaybedilmiş görünen iktidarı tekrar geri getirmişti.
Ama bu kez bu taktiğin de tutmayacağını düşünüyorum.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Doğan Grubu'nun İrfan Değirmenci'ye dava açması ayıptır

Doğan Grubu bir süre önce “hayır dediği için” işine son verdiği İrfan Değirmenci'ye 30 bin liralık tazminat davası açmış. Gerekçe İrfan Değirmenci'nin ayrıldıktan sonra yaptığı açıklamalarla Doğan Grubu'nun itibarını sarsması.
Grubun avukatları sarsılan itibarlarının 30 bin lira ile eski haline geleceğini düşünmüşler herhalde.
Koskoca bir grubun yıllarca çalışmış ve bu süre içinde kuruma hayli itibar kazandırmış bir çalışanından “maddi tazminat” istemesi olmaz. Madem dava açılıyor maddi kısmı çok düşük tutulur hiç olmazsa.
Bunun ötesinde Doğan Grubu şunu da bilmeli. Kurumun itibarı İrfan Değirmenci'nin işten ayrıldıktan sona yaptığı bazı açıklamalar yüzünden düşmez. O itibar çoktan kaybedildi zaten.
Doğan Grubu AKP iktidarı işbaşına geldiği günden beri güçlü ve güvenilir bir medya kuruluşu gibi çalışmadı. Grubun medya dışı bazı işleri konusunda hükümetle sürekli pazarlıklar yaptığı, bu pazarlıklardan iyi sonuçlar aldığında hükümetin yanında durduğu, iyi sonuçlar alamadığında ise muhalefet yaptığı dedikoduları dolaştı ortalıkta.
İlk başlarda Erdoğan'ın da “bir zamanların kartalı” Doğan Grubundan çekindiği, ama emme basma tulumba gibi bir muhalefet bir yağcılık yapılmasının sonuçta Erdoğan'ı çok güçlendirdiği ve koca bir medya imparatorluğunu önünde diz çöktürdüğü gerçeğini de bilmemiz gerek.
İktidarla ilişkilerinde bir medya kuruluşu gibi davranamayan Doğan Grubu geçen yıllar içinde itibarını sıfırladı ve bugünlere geldi.
Şimdi “İrfan Değirmenci itibarımızı sarstı, bunu düzeltmek için 30 bin lira versin” demek komiklikten başka bir şey değildir.

BEĞENMEDİM

Halk Bankası reklamı halkı aşağılıyor

Reklamlarda “absürt komedi” kullanılması ilgiyi elbette artırıyor. Ama komik reklamların ürünlere bir faydası var mı orası bana göre tartışılır. Genellikle izleyici bu komik reklamlara gülüyor ama reklam bittiğinde hangi ürünün reklamının yapıldığını hatırlıyor mu bilemiyorum.
Halkbank Şahan Gökbakar'ın hazırladığı absürd komedi türü reklamlarla kendini tanıtıyor. Reklamlar komik mi? Evet komik.
Ancak bu komik reklamlar aslında halkı aşağılıyor. Son reklamı hatırlayın. Şahan Gökbakar eşi ve çocuğu ile bir yabancı ülkede kent turu yapan bir otobüsteler. Selfie çektiriyorlar ve sonra dikkat ediyorlar ki her fotoğrafta bir Halkbank tabelası görülüyor. Şahan Gökbakar “Bizi aynı yerde gezdirip duruyorlar, turistiz diye kazıklıyorlar” diyor ve çocuğunu “Git paramızı geri iste” diye zorluyor.
Medeni görünümlü aile babasına bakar mısınız, hem aptal hem de çıkarcı, üstelik haksızlığa karşı tapki gösteremeyecek kadar da korkak ve küçük çocuğunu öne sürüyor.
Komik reklam çekmek iyi de; bu da yapılmaz ki.

ÇOK GÜLDÜM

Bu pazar gününün duvar yazıları

İbrahim Ormancı bu hafta da bir dolu aforizma göndermiş. Aralarından seçtiklerimi sizlerle paylaşmak istedim. Neşeli pazarlar dilerim;
Eğer bir kadına “Neyin var?” diye sorduğunda “Yok bir şey” diyorsa çıra gibi yandığının resmidir. Aslında çok bir şey vardır.

*  *  *

“Parayla saadet olmaz” diyenlere gıcık oluyorum. Madem öyle, vereyim hesap numaramı, paralarınızı banka hesabıma havale edin lütfen.

*  *  *

Ben sana sanat galerisi açamazsın demedim. Sanatçı olmazsın dedim sanatçı.

*  *  *

Büfede düşünceli biçimde bir şeyler yerken bir tanıdığım elimdekini kapıp “Ne düşünüyorsun be? Dürüme el koyuyorum” dedi. Çok ama çok güldüm.

*  *  *

Ekmek gerçekten aslanın ağzında benim için. Hayvanat bahçesinde aslanları yemliyorum.

*  *  *

Bir şarkısın sen…Her söylediğimde ömür boyu detone olduğum.

*  *  *

Yok efendim bugün sevgililer günü, bugün uyku günü, bugün komşular günü. Bugünü de kendi günüm yaptım canım. Yorganı üstüme çekip fosur fosur uyuyacağım.

*  *  *

Özellikle muhalifler konuşma yaparken kürsü devirenler aynı zamanda demokrasi adına çam devirdiklerini de biliyorlar mı?

*  *  *

Hatasız kul olmaz ama sen tutmuşsun Türkiye'de futbol hakemi olmuşsun. Olmaz ki bu kadar da yalama olunmaz ki canım!..

*  *  *

Bir of çeksem, sanal alem yıkılır.

*  *  *

Sana dün bir tepeden bakamadım aziz İstanbul. Rezidanstan baktım sayılır mı?

*  *  *

Devletin geçiş garantisi yüzünden Osmangazi Köprüsü yüzünden devletin kasasından çıkan para 50 günde 225 milyon TL imiş. Osmangazi'nin ruhunu sızlatmayalım bence. Köprünün adını Deli Dumrul Köprüsü yapalım bitsin.

*  *  *

Siz siz olun kraldan çok karalamacı olmayın. Kimseyi hedef almayın.