Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

Hürriyet yazarı ensestçileri AKP’li sanmış

10 Eylül 2017

ANALİZ

Hürriyet'in iri yazarlarından biri ensest konusundaki cehaletinin ortaya çıkmasından sonra belli ki ciddi bir komplekse girdi. Bu kompleksle öyle bir yazı yazdı ki, sanki Türkiye'de ensest ilişki içinde olanlar sadece AKP'liler.
Bu yazarın marifetini sırasıyla yazayım.
Hürriyet yazarı Melis Alphan magazin dünyasına bomba gibi düşen Murat Başoğlu ile yeğeninin aşkı olayından sonra yazdığı yazıda “Türkiye'de ensest ilişki oranı yüzde 40. Murat Başoğlu'nu ne konuşuyoruz ki” dedi. Buna tepki gösteren Hürriyet'in iri yazarlarından biri “Yuh” dedi ve bu oranın üfürme olduğunu söyledikten sonra “Ayrıca ensest dediğin gönüllü aile içi cinsel ilişkidir” diye yazdı. Bu cehalet cümlesinden sonra yazara elbette tepkiler geldi. Hürriyet yazarı ertesi gün gelen bu tepkileri hafiften alaya alarak ama cehaleti nedeniyle de üstü örtülü özür dileyerek olayı geçiştirdi.
Ancak araştırmayı yapan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun “Araştırmamız doğrudur” açıklamasından sonra nedense büyük bir komplekse giren Hürriyet yazarı inanılmaz bir yazı kaleme aldı.
Yazar ne yaptığının farkında mı bilemiyorum ama bu yazısıyla ensest ilişki içinde olanları AKP'li, buna karşı çıkanları da muhalifler olarak nitelemiş. Bu yazıyı ibret olsun diye aynen size de sunmak istiyorum:
Sizin gibi düşünmeyen, sizin gibi yaşamayan, sizin kadar cici olmayan, sizin gibi inanmayan, sizin kadar zengin olmayan, sizin kadar eğitimli olmayan, sizin kadar “janti” ve “klas” olmayan
insanlara karşı öyle nefret ve hınç dolusunuz ki…
Onlarla ilgili kulağınıza üflenen her türlü palavrayı anında doğru kabul ediyorsunuz.
Hatta kulağınıza üflenen palavrayı bile yeterli bulmuyor, “Ne yüzde
40'ı yahu! Yüzde 40'tan bile fazla” falan diyerek…
Sizin gibi olmayan insanların ana, bacı, yeğen, kardeş, amca, dayı, çocuk falan dinlemeden ırza tasallut ettiklerine şüphesiz iman ediyorsunuz.
Nefret, gözünüzü öyle
köreltmiş ki…
“Bir toplumun neredeyse yarısı aile içinde önüne gelene cinsel saldırıda bulunmaz, olmaz böyle saçmalık” demiyorsunuz, diyemiyorsunuz.
Nefret, izanınızı öyle esir almış ki…
“Hani bu araştırmanın künyesi? Nerede bunun finansörü? Nedir bunun metodolojisi?” sorularını bile sormaya gerek duymuyorsunuz.
Nefret, mantığınızı öyle bağlamış ki…
Verilen rakamın mantıksızlığını sorgulamıyor, hemen satın alıveriyorsunuz. Bu saçma rakamı sorgulayanı da “ensest destekçisi” ilan ediyorsunuz.
Ey “yüzde 40 ensest var” diyenler!
Sizin mantık sınırlarını zorlayan bu nefretiniz, karşı tarafta da mantık sınırlarını zorlayan bir nefreti besleyip büyütüyor.
Siz onlardan nefret ediyorsunuz, onlar sizden nefret ediyor.
Ve bu nefret ilişkisinin kazananı, kalabalık olan tarafa yaslanan siyasetçiler oluyor.
Siz o insanların ana, bacı, kardeş falan dinlemeden birbirlerinin ırzına musallat olduğunu tartışmasız bir veri olarak kabul edecek kadar nefret
dolu olursanız…
Her seçimde “bunlar niye onlara oy veriyor” diye daha çok ağlaşırsınız.
İnanılmaz değil mi? Hürriyet'in her konuda uzman yazarı ensest ilişki içinde olanların tamamının AKP'li olduğunu varsayıyor kendisini eleştirenlere cevap vereyim derken. Muhalifleri suçlayarak “Siz onlardan onlar da sizden nefret ediyor” diye bir de altını çiziyor. Ama son cümle çok ibretlik değil mi? “Bunlar niye onlara oy veriyor” diye soruyormuş muhalifler. Cehaleti ortaya çıkanın komplekse girmesi de bir başka oluyor yani.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Tek kişilik yönetimde hukuk da böyle olacak tabii

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın partisine yönelik eleştirileri hız kesmeden sürüyor.
Hafta içinde partililere konuşurken yine yolsuzluklardan, ihanetten söz etti. Söylediği özetle şu: “Yolsuzluk yapanları bir kenara çekip yolumuza devam edeceğiz.”
Yolsuzluk, hırsızlık suç mu değil mi? Erdoğan'a göre ne suç ne de değil. Çünkü kimse o yolsuzluk yapan, hakkındaki kararı kendisi verecek. Adalet falan hak getire.
Örneğin Erdoğan yolsuzluk, hırsızlık yaptığı birine haber gönderdiğinde, o kişi efendice pılısını pırtısını toplayıp giderse yaptığı yanına kâr kalacak. Yok eğer karakter yapmaya kalkarsa işte o zaman başına ne geleceğini bilmiyoruz. Her şey olabilir.
Türkiye çok tuhaf bir ülke oldu. Yönetimi tek başına elinde tutan kişi kendi partisi dahil herkese istediğini söylüyor ama kimse çıkıp da iki satır laf edemiyor.
Nereye kadar acaba? Böyle bir yönetim biçimi ne kadar sürdürülebilir ki? Eninde sonunda AKP içinden de haysiyetli birileri çıkacaktır herhalde.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Dünya Kore liderini daha çok konuşuyor

Son zamanlarda iktidarın ama özellikle sarayın en büyük propaganda aracı Avrupa ve Almanya ile didişmesi. Şimdi buna bir de Amerika eklendi. Hem de ne eklenmek. Amerika ile savaşa bile girebiliriz. Öyle böyle değil yani. Dünya ülkelerine karşı hayli öfkeli olan AKP Genel Başkanı Erdoğan ısrarla şunu söylüyor “Dertleri varsa yoksa Türkiye, varsa yoksa Erdoğan. Başka konuları yok.”
AKP'nin önde gelen yandaşları da tv ekranlarında güya tartışma programlarında “Tüm dünya Erdoğan'ı konuşuyor. Bu da Türkiye'nin son yıllarda ne kadar büyük önem kazandığının bir göstergesidir” diyorlar. Onlara göre dünya ve Avrupa'nın sürekli Erdoğan'ı konuşması Türkiye'nin bir süper devlet olduğunun ve çok ciddiye alındığının, en önemlisi herkesi korkuttuğunun bir kanıtı.
Yandaşlar biat kültürü içinde bunu elbette söyleyebilirler. Ama biri de çıkıp “Şu anda Kore lideri Erdoğan'dan bile daha fazla konuşuluyor, bu durumda Kore çok önemli ve ciddiye alınan bir ülke mi oluyor” diye sorarlarsa ne cevap verirler bilemiyorum.

ŞAŞIRDIM

Erdoğan New York'a indiğinde ya…

Eski bakanlardan Zafer Çağlayan hakkında Amerika'da verilen tutuklama kararına AKP Genel Başkanı çok öfkelendi. O öfkeyle ve biraz da sesi titreyerek çok önemli bir açıklama yaptı. Dünkü yazımda bunu belirttim, Erdoğan İran'a ambargo kararına uymadığımızı ve bunu dönemin Amerika Başkanı Obama'ya da ilettiğini söyledi. Tabii burada ortaya “Madem Türkiye ambargoya katılmamıştı İran'la neden gizli saklı bir alışverişe girdi?” sorusu çıkıyor. Erdoğan öfkeyle böyle bir açıklama yaptı ama sanıyorum bir suçu da itiraf etmiş gibi oldu. Nedeni basit. Amerika'nın ve dünya kamuoyunun gözünden bakıldığında Türkiye ambargo uygulamadığı halde İran'la giz li saklı alışveriş yapıyorsa bu bir kara para aklaması olarak algılanabilir. Erdoğan'ın öfkeli açıklamasında bir de “Zafer Çağlayan alt tarafı bir bakan, kararı biz alıyoruz uygulamayıp da ne yapacak” mealindeki sözleri ile bir anlamda “Bir suç varsa işleyen benim” demiş oluyor.
Bu ay içinde Erdoğan Amerika'ya gidecek. New York'a indiğinde Federal mahkemenin “ifadesi alınsın” talebiyle karşılaşırsa ne olacak? “Diplomatik dokunulmazlık var” diyebilirsiniz. Ben de biliyorum. Ama diplomatik yollar izlenerek Erdoğan'dan böyle bir talepte bulunabilirler. Erdoğan reddederse elbette bir şey yapamazlar. Ama her şeyi bir kenara bırakalım. Milli birlik beraberlik nutuklarını da atmaya kalkmasın kimse. Türkiye'yi bu kadar itibarsız ve onursuz bir duruma düşüren iktidar olmuş muydu hiç?

KOMİK

Bu pazarın duvar yazıları

İbrahim Ormancı bu hafta da sizler için duvar yazıları yani aforizmalar göndermiş. Seçtiklerimden bazılarını birlikte okuyalım;
Eski manken Yaşar Alptekin “Önce FETÖ'cüydüm. Şimdi Menzil'ciyim” demiş. Çıkıp açık açık söylesene “Benim menzilim hep birilerine yaranmak” diye Yaşar'ım.

*  *  *

Dün gece hiç tanımadığım bir kadına sırf sana benziyor diye merhaba
dedim. Meğer ikizinmiş. Şimdi çok mutluyuz !….

*  *  *

Bekarlık bunama riskini artırıyormuş. Yahu inanmayın külliyen yalan. Evlenince bunalıp durdukça bunamaz mı insan yani?

*  *  *

Türküm, doğruyum,
değişkenim.

*  *  *

Kırşehir'de bir Alman avcının 1940'larda bulduğu Hitit dönemine ait 4 bin yıllık kaya anıtını defineciler dinamitle patlatmış. O definecilere dinamit fabrikasının içinde sigara içme cezası vereceksin. Bak bir daha yapabiliyorlar mı?

*  *  *

ABD'li astronot uzayda tam 665 gün kalıp rekor kırarken, bizdeki numuneler dünyanın yuvarlak değil düz
olduğunu söyleyerek saçmalama rekoru kırıyorlar ne acı.

*  *  *

Şekerleme yapmak mutluluğu artıyormuş. Hadi canım, dünyada inanmam. Benim hanım “Yine mi uyudun miskin herif” deyip söylenip durdukça ne mümkün mutlu olabilmek?

*  *  *

Dünya yuvarlak değil düz diyenlere dümdüz gitsem günah olur mu?

*  *  *

O kadar sıkıldım ki ülkedeki gündemden. Kuzey Kore'ye gidip, bir daha dönmeme gibi bir niyetim var.

*  *  *

Enflasyon oranı açıklandı. %10.68. Peki memur maaşına yapılacak zam? %4 +%3.5. Eee dünya yuvarlak değil
düzdür bile diyen olduğuna göre, sanırım toplu sözleşmenin çok büyük bir başarı
olduğunu söyleyen bir sendikacı çıkar herhalde.