Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

Resimden anladığınızı göstermek için bunları mutlaka bilmek gerek

24 Aralık 2017 Yazarlar

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Resimden anladığınızı göstermek için bunları mutlaka bilmek gerek

24

Bu pazar biraz eğlenelim istedim. Bir arkadaşımdan gelen mesaj çok hoşuma gitti. Kaynağını açıkçası bilmiyorum. Bazı internet sitelerinde yayınlanmış ama bir gazetede görmedim. Bu bir “resimden anlama klavuzu.” Esprili bir dille ünlü tabloların kime ait olduğunu anlamak için ipuçları veriliyor. Komik ama gerçek tarafı da yok değil hani. Arzu edenler burada adı geçen ressamların tablolarına bakabilir. Evet şimdi gelelim “resimden anladığımızı gösterebilmek için bilmememiz gereken” unsurlara;
– Resimdeki kadın erkek, alayının poposu değirmen taşı kadar büyükse; Rubens
– Resimdeki adamlar, şaşı, kıvırcık saçlı ve travestiye benziyorsa; Caravaggio
– Eğer herkesin vücudunda “töööbe bismillah, n'oolmuş lan buna” dedirten bariz bir tuhaflık varsa; Picasso
– Resim, kafanızın trilyon olduğu bir gece veya sabaha dair hatıralar gibiyse; Dali
– Resim karanlık ve insanların suratında kabızlıktan ölüyormuş gibi bir ifade varsa; Titian
– Resimde çok çok fazla insan var ve insanlar normal görünüyorlarsa; Bruegel
– Herkes, kadınlar da dâhil %80 Putin'e benziyorlarsa; Van Eyck
– Resimdeki insanlar, tozlanmış da grup seks yapıyormuş gibi görünüyorlarsa; Bosch
– Herkes, solgun sokak lambasının altındaki ayazda kalmış mezarlık iti gibi görünüyorsa; Rembrandt
– Resimde oraya buraya serpiştirilmiş en az 3 melek ve kuzular alan varsa; Boucher
– İnsanlar çıplak, güzel ve üst üste yığılmışsa; Michelangelo
– Balerin varsa; Degas
– Resim keskin, koyu renk, mavimsi, insanlar sakallı ve açlıktan geberiyomuş gibi görünüyorsa; El Greco
– Tek gördüğünüz, magirus tamponu gibi yekpâre kaşlı bir kadınsa; Frida
– İnsansız, benekli benekli bir doğa anlatımıysa; Monet
– Kafaları güzel, mutlu parti insanlarının olduğu bir ortam ise; Renoir
– Kafaları güzel, mutsuz parti insanlarının olduğu bir ortam ise; Manet
– Arka plan “Yüzüklerin Efendisi”ni anımsatıyorsa, ortalıkta tuhaf mavi bir sis varsa ve saçlar asla fön konmamışçasına kıvırcıksa; Da Vinci
– Rengarenk boyanmış excel sayfası gibi birşeyse; Mondrian
– Bakar bakmaz, “hadi lan, bunu ben de yaparım” diyorsanız; Miro

24krk05a_ist_izm_ant_ank_trb

ÇOK GÜLDÜM

Bu pazar bir fıkra bir test

Sevgili Yıldırım Tuna bu hafta sizler için bir fıkrayla beraber bir de test göndermiş. Birlikte okuyalım…

YALANCININ MUMU

Adam her günkü gibi işe hayli geç kalmış, sessizce odasına giderken koridorda patronu kesmiş önünü.. “ Nerelerdeydin yine bakalım?..” demiş sertçe..
“Efendim inanın sabah çok erken yola çıkmıştım” diye başlamış adam, “ Arabamı çalıştıramayınca karımı uyandırdım, yataktan fırladı, 15 dakikada hazırlandı ve çıktık, Boğaz trafiği kilitlenmişti, mecburen yüzerek karşıya geçmek zorunda kaldım, Sarayburnu önüne yaklaşırken Deniz Polisi fark etti, helikopterle beni denizden aldı sahile getirirken helikopterin ipi koptu, bir gökdelenin çatısına düştüm, oradan camlara, pervazlara tutuna tutuna aşağı indim, bakın üzerim hâlâ ıslak” deyince “Bu söylediğin kuyruklu bir yalan” diye kesmiş lafını patronu.
“Na… Nasıl?.. Nereden çıkarttınız efendim?”
“ Pes… Şuradan o kadar belli ki, hiçbir kadın 15 dakikada hazırlanıp evinden çıkamaz!”

EŞİNİZİ MUTLU EDİYOR MUSUNUZ?

Dünyada evli erkeğin yapmaya mecbur olduğu tek şey vardır, o da eşini mutlu etmek… Eşiniz sizin her yaptığınız şeye puan verir. Onun istediği şeyleri yaparsanız puan kazanırsınız ama tersini yaparsanız hemen eksi puanlar yazılır hanenize. Onun sizden “beklediği” şeyleri yaptığınızda puan falan alamazsınız. Nasılsa yapılması gerek şeylerdir onlar. Kusura bakmayın ama sistem böyle çalışıyor. Yıllar sonra “Karıcığım, tekrar dünyaya gelseydin benimle evlenir miydin?” diye sorduğunuzda verdiği cevaba göre yaşam boyu size verdiği puanlarla artıda mı, ekside mi olduğunuzu o an anlarsınız. Haydi şimdi kalemi kağıdı alıp puanlarınızı yazın bakalım……

BASİT GÖREVLER

– Yatağı topladınız (+1)
– Yatağı topladınız ama en üste konulan o anlamsız dekoratif yastıkları koymayı unuttunuz (0)
– Yorganı özenle düzelterek yerleştirdiniz ama alttaki çarşaf buruşuk (-1)
– Gece birlikte yatarken içeriden gelen tıkırtıyı araştırdınız (0)
– Hiçbir şey çıkmadı (0)
– Araştırdınız ve buldunuz (+5)
– O tıkırtıyı yapan “şey”in kafasına demir çubuğu indirdiniz (+10)
– O “şey” onun sevgili köpeğiymiş (-10)

ONUN YAŞ GÜNÜ

– Onu yemeğe götürdünüz (0)
– Yemeğe götürdüğünüz yerde maç yayını yok (+1)
– Tamam, tamam.. Maç yayını var (-2)
– Yan gözle maçı izliyorsunuz (-3)
– Onu yaş gününde maç yayınlanan bir bara yemeğe götürdünüz ve suratınız tuttuğunuz takımın renklerine boyanmış (-10)

SİNEMA KEYFİ

– Onu sinemaya götürdünüz (+2)
– Film onun sevdiği türden (+4)
– Onu götürdüğünüz filmden siz nefret ediyorsunuz (+6)
– Onu sizin beğendiğiniz bir filme götürdünüz (-2)
– Filmin adı “Ölü Polis” (-3)
-“Öksüz kedilerle” ilgili olduğunu söylediniz ama film “Ölü Polis” çıktı (-15)

İLETİŞİM

– Şişman olup olmadığını sordu (ne cevap verirseniz verin bu soruda bu puanı kaybedersiniz)
– Cevabı vermekte geciktiniz (-10)
– Vücudunun hangi bölgesinden bahsettiğini sordunuz (-35)
– Herhangi başka bir cevap (-20)
– O size bir şey anlatıyor, ilgilenmiş gibi duruyorsunuz (0)
– Yarım saat oldu hâlâ dinliyorsunuz (+50)
– Yarım saattir bir an bile TV'ye gözünüz kaymadı (+500)
– Uyuduğunuzu fark etti (-10.000)

KOMİK

Bu haftanın aforizmaları

Mizah yazarı İbrahim Ormancı'dan gelen en yeni afornizmalar. Buyrun okuyalım;
Hanıma “Akşama yemekte ne var?” diye sordum. Kereviz dediği için depresyona girmiştim. Meğer kereviz yemek depresyona iyi geliyormuş. İyi mi?

* * *

Eski çamlar bardak olurken, eski çam devirmeler ise çoktan unutuldu.

* * *

Beyinlerindeki sözcük filtresi daha az olduğu için küfredenler daha dürüst oluyormuş. Yalnız bu doğruysa sözlükte bulunan bütün sözcüklerle küfredenlere ne diyeceğiz?

* * *

Ben seni sevdiğimi dünyalara duyurdum ama sana duyuramadım. Ne kalın kafalı şeysin sen öyle.

* * *

Eskiden racon kesenler, şimdi klavye başında sosyal medyada ahkam kesiyorlar.

* * *

Keşke geçmişte “Padişahım çok yaşa” diyenler yerine “Padişahım çok yaşat” diyebilen cesur insanlar olsaydı.

* * *

Diyojen günümüzde yaşasaydı eğer, elindeki fenerle insan aramaz, elektriklerin kesilmesine saydırırdı herhalde.

* * *

Eski arkadaşlar büfede buluşup sohbet ettik. TOST MECLİSİ !…

* * *

Kadınların en ufak bir şeyinden TAHRİK olan erkeklerin, beyinlerinin büyük bir bölümü TAHRİP olmuştur kesin.

* * *

“Bir ihtimal var” deyip durdun hacı. Ne piyangodan çıktı o ihtimal, ne de sayısal lotodan.

* * *

Bana kıro diyen dilber; Sanki baban Galler Dük'ü.

* * *

Benim bu yaşamdan aldığım tek KISSA. Ömür dediğin şey çok KISA.

* * *

Bu şarkı burada bitmeeeeez. Amcam, uzun havayı uzattıkça uzatmaya meraklı.

* * *

– Beyefendi ne işle iştigal ediyor?
– Varlığıyla dünya üzerinde gereksiz bir yer işgal ediyor.

* * *

Aslında yaşamı basit yaşamalı. YALIN KAFALI olmak gerek anlıyor musun.

* * *

Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır diye bir söz var ya. Türkiye'de çok şeytan var anlaşılan.

* * *

Aaaaa Kral çıplak; Kral niyetini bozmuş vatandaş. Çabuk kaç.

* * *

İnsan kuş misali derler ya, çok doğru. Bazı insanların beyni, kuş beyni kadar.

* * *

Sakalsız erkek kadına benzermiş şehvet uyandırırmış. Eeee bu sapıklar yüzünden sokağa çıkmak için popomuzu sağlama almak şart oldu yeminle. Tövbe tövbe.

BUNU YAZMAK GEREK

Bugün Noel, yılbaşı ile karıştırmasınlar yine

Tarih 24 Aralık. Hristiyanların ünlü yortusu Noel bugün kutlanıyor. Hristiyan dünyası şu anda tatilde. Bizim Kurban bayramından bile uzun bir tatile girdiler. Bizde bayramlar artık “Tatil için nereye kaçsak” modunda kutlanıyor ama Hristiyan dünyası öyle değil. Özellikle dini günlerine çok önem veriyorlar. Bu günleri tatil için bir yerlere kaçarak değil aileleriyle birlikte değerlendiriyorlar. Bizdeki dinci takım biliyorsunuz Hristiyanların dini bayramı Noel ile yılbaşını hep karıştırırlar. Aslında onlar da bilir Noel'le yılbaşının ayrı olduğunu ama yine de yaparlar yapacaklarını. İşte bu yıl da yine “tebliğci” adı altındaki meczup tipler ortaya çıktılar. Lokantaların ve sosyetik eğlence merkezlerinin önüne gidip herkesi “İslama davet” ediyorlar, yılbaşının kutlanmaması gerektiğini anlatıyorlar. Bazı kentlerde sokaklara “Müslüman Noel kutlamaz” gibi pankartlar asıldı yine. Bu kez işe devletimiz de katıldı, Milli Eğitim Müdürlükleri okullara yazılar yazarak yılbaşında çocuklara Noel Baba veya çam ağacı figürlerinin cazip gösterilmemesi konusunda “hassasiyet” istedi. Tabii hep yapılan temel hata yine açığa çıkıyor. Noel'le yılbaşını karıştıran bu dinci zihniyet Hristiyanların yılbaşında çam süslemesini de dini bir adet sanıyor. Oysa çam süsleme bir Hristiyan adeti değil, orta Asya Türklerinin binlerce yıl öncesine dayanan bir ritüeli. 21- 22 Aralık kuzey yarıkürede en uzun gece. Türkler en uzun geceden sonra günlerin uzamaya başlamasını “Nardugan bayramı” ile kutlarmış. Nardugan bayramında “güneşin yeniden geri verilmesini” kutlayan Türkler Akağaç altında toplanır, ağaca süsler asar ve sevdikleri için aldıkları hediyeleri de ağacın altına koyarlarmış. Hristiyanların bu adeti öğrenmesi kendilerinin de uygulamaya başlaması 1606 yılında olmuş.

 

YAZARIN TÜM YAZILARI