Sözcü Plus Giriş
ZEYNEP GÜRCANLI

AKP, Zarrab’ı bir de İran’dan sorsun

18 Eylül 2017

ABD'de görülen Reza Zarrab davasına eski Bakan Zafer Çağlayan'ın da dahil olması üzerine, AKP'den açıklama üzerine açıklama geldi.
Ancak hangi açıklamayı yaparlarsa yapsınlar iki soruyu yanıtlayamadılar.
– Sorulardan ilki, İran'ın durumuyla ilgili;
Zafer Çağlayan hakkında ABD'de verilen yakalama kararı konusunda, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, AKP'lilerin açıklamalarının hepsi birbirinin benzeri oldu;
“ABD'nin İran'a yaptırımı Türkiye'yi doğrudan bağlamaz; Türkiye kendi çıkarına bakar…”
Buraya kadar iyi. ABD konusunu anladık. Ama ya İran?
ABD'de Zarrab davasının konusu olan ticari işlemler doğrudan İran'ı ilgilendiriyor.
Ve İran ne yapıyor?
Zarrab'ın ortağı Babek Zencani'yi yargılıyor.
Eğer AKP hükümetinin İran'a Zarrab üzerinden yaptığı tüm o ticari işlemler, AKP'lilerin dediği gibi “normal ticaret” olsaydı, İran Zarrab'ın ortağının peşine düşer miydi?
Bir de tabi Zencani'nin İran'daki mahkemede söyledikleri var;
Zencani mahkemede, “Zarrab aracılığıyla Türkiye'de 8.5 milyar dolar rüşvet dağıttığını” iddia etti.
ABD ve İran gibi birbirine düşman iki ayrı ülkede, aynı konuda iki ayrı dava görülüyor.
Ve işe bakın ki, her ikisinde de aynı iddialar gündeme geliyor.
“İran'la yapılan ticari işlemler Türkiye'nin çıkarları için yapıldı” diyen AKP'lilerin, “Peki madem ABD komplo peşinde, İran niye Zencani'yi yargılayıp suçlu buldu?” sorusunu yanıtlaması gerekiyor.
– AKP'lilerin yanıtlaması gereken ikinci soru ise, 17-25 Aralık operasyonlarına adı karışan hükümet üyelerinin “neden” kabine dışı bırakıldıkları.
Mesela Zafer Çağlayan; bakanlık görev süresi boyunca sadece Türkiye'nin çıkarı için çalıştıysa, neden hükümet dışı kaldı? Daha da ilerisi, neden bir daha vekil bile yapılmadı? Neden diğer üç bakanın üçü de, tıpkı Çağlayan gibi parlamento dışındalar?
Bu sorular tatmin edici şekilde yanıtlanmadan, ABD'deki ve İran'daki iddialar 15 yıldır Türkiye'yi yöneten AKP'nin üzerine iyice yapışır, bir daha da çıkmaz…
AKP hükümetine düşen, önce Türkiye kamuoyunu, ardından da uluslararası camiayı, ABD'de ve İran'da gündeme gelen tüm iddiaların “yanlış” olduğu konusunda ikna etmektir.
Sadece “Milli çıkarlar”, “Türkiye'nin iyilği” gibi yuvarlak laflar, milliyetçi tonda hamasi nutuklar yetmez.

Türkiye AKP'den ibaret değil Avrupa, Merkel demek değil

AKP hükümeti, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini hiç olmadığı kadar krize soktu.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, daha ilk başbakanlık görevine geldiğinde söylemişti; “Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşıyım, ancak daha önceki Alman hükümetlerinin verdiği sözler var. Onlara da, devlette devamlılık nedeniyle, mecburen uyacağım…”
AKP iktidarı son dönemde Merkel'e arayıp da bulamadığı fırsatı adeta altın tepside sundu. Ve Avrupa'da, Merkel'in de öncülük etmesiyle, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin tamamen rafa kaldırılması ciddi ciddi konuşulmaya başlandı.
Ancak ne Türkiye AKP'den ibaret; Ne de Avrupa sadece Merkel'den sorulmuyor.
Bunun en somut kanıtını da, Çankaya Belediyesi'nin Zülfü Livaneli Kültür Merkezi açılışı için Ankara'ya gelen Yunan siyasetçi Yorgo Papandreu ortaya koydu.

10zeynepgurcanli20cm

Papandreu, Türkiye'nin Avrupa içindeki en büyük sorunları yaşadığı ülke olan Yunanistan'da Başbakanlık yapmış bir isim.
Kendisi şimdi de CHP'nin de üye olduğu Sosyalist Enternasyonel'in başkanlık görevini yürütüyor.
CHP'nin perde gerisinde kalan, ancak dünyaya açılan yüzünü oluşturan Şule Bucak'ın yoğun çabaları sonucu Ankara'ya gelen Papandreu, Türkiye'nin başkentinden sadece Türk kamuoyuna değil, Avrupa'ya da çok önemli mesajlar verdi.
Şule-Adnan Bucak çiftinin ev sahipliğinde düzenlenen akşam yemeğindeki sohbetimizde kimlik siyasetinin sorunlarına değinen, ırk, din, mezhep siyaseti yerine “insan olmanın” önemine vurgu yapan Papandreu, kültür merkezinin açılışında yaptığı konuşmada da isim vermeden Merkel'in izlediği Türkiye politikasını eleştirdi.  Papandreu aynen şöyle dedi;
“Son dönemde Türkiye'ye yönelik eleştirel yaklaşımlar var. Türkiye'ye kapıları kapatmaktan bahsediyorlar. Ancak bilinmelidir ki Türkiye'ye kapıları kapatmak, Türk halkını cezalandırmak anlamına gelir. Türkiye dışlanarak, duvarlar kurularak sorunlar çözülmez. Aksine duvarların kurulması negatif Türkiye algısını güçlendirir…”
AKP hükümeti içeriden, Merkel gibi kimi siyasetçiler Avrupa'dan, kimlik siyasetini öne çıkarıp, Türkiye'yi Batı medeniyetiyle ayrıştırmanın yolunu açıyorlar.
İşte böyle kritik bir zamanda, sorunlu bir komşudan, bu kadar sağduyulu bir ses duymak açıkçası iyi geldi.
Üstelik bu konuşmanın, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen'in kazandırdığı, Türkiye'nin yetiştirdiği önemli sanatçılardan Zülfü Livaneli'nin adına yapılan kültür merkezinde gerçekleştirilmesi, ayrıca büyük anlam taşıyordu.
Avrupa Birliği ile sorunlar yaşıyor olabiliriz.
Ancak unutulmasın; Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin yönü, demokrasinin, insan haklarının, hukukukun üstünlüğünün günümüz dünyasında hâlâ etkin şekilde uygulandığı Batı medeniyetidir.
Ne Katar gibi, Suudi Arabistan gibi sırtını dine dayamış diktatörlükler, ne İran gibi teokratik devletler Türkiye'ye model olamaz.