Loading ...

‘Nitelikli okulların yarısı meslek ve imam hatip liselerinden oluşacak’

Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı merkezi sınavla öğrenci alacak okul listesine eğitimciler ve veliler tepki gösterdi. Eğitim Sen, Veli Der ve ÖVDER ortak bir basın toplantısı düzenlerken, Eğitim-İş de konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Eğitim-Sen, yaptığı açıklamada Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın nitelikli olarak tarif ettiği bin 367 okulun yarıdan fazlasının imam hatip ve meslek liselerinden oluşacağını belirtti. Eğitim-İş ise kontenjanlarda sınavla öğrenci sayı oranının imam hatiplerde yüzde 15, Anadolu liselerinde ise yüzde 10 olduğuna dikkat çekerek, “MEB yine öğrencileri gözden çıkardı” yorumunda bulundu.

Loading ...

Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıkladığı merkezi sınavla öğrenci alacak okul listesine tepkiler sürüyor.  Eğitim Sen, Öğrenci – Veli Derneği (Veli Der) ve Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (ÖVDER) ortak bir basın toplantısı düzenledi. Eğitim-İş de bir açıklama yaparak, listeye tepki gösterdi.

Aylardır TEOG sonrası getirilecek yeni sisteme karşı kamuoyunu bilgilendirme faaliyeti yürüttükleri ve mücadele ettikleri belirtilen açıklamada, “Ancak gerek yetkililerin gerekse Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın yaptığı açıklamalardan, yeni sistemde Bakanlığın ısrarcı olduğunu, uyarılarımızın ve itirazlarımızın gerektiği biçimde ele alınmadığını görüyoruz. Üstelik her fırsatta, TEOG yerine getirilen sistemin, üniversiteye giriş sınavı gibi olmadığını, dolayısıyla öğrencilerimizin ikinci bir şansının bulunmadığını, bu nedenle de öğrencilerimizin telafisinin mümkün olmayan bir sisteme mahkum edildiğini belirtiyoruz” denildi.

Açıklama şöyle devam etti:
“Bu mahkumiyeti özetlememiz gerekirse;

BURSA'DA YÜZDE 10'LUK DİLİMLE ÖĞRECİ ALACAK 50 LİSENİN 32'Sİ MESLEK VE İMAM HATİP LİSESİ

AKSARAY'DA AKADEMİK BAŞARISI YÜKSEK 7 LİSE VAR, ANCAK LİSTEDE YOK

ADRESE DAYALI SİSTEMDE FİİLİ ZORLAMA VAR

Görüldüğü üzere sistemin yapılandırılmasındaki temel amaç, resmi istatistiklerle de kanıtlanmış olan ve öğrencilerin tercih etmek istemediği, imam hatip ve meslek liselerine öğrencilerin gitmek zorunda bırakılmasıdır. Haliyle velilere bu sistemden çıkış yolu olarak da özel liseler işaret edilmekte ve bu nedenle de özel liselere erken tercih imkanı tanınmaktadır.

Kaldı ki yeni sistemin özellikle Büyükşehirlerde ve içerisinde 9 lise bulunmayan ilçelerde neden olacağı sorunların boyutları dahi tahmin edilememektedir. Bakanlığın bu soruna bulduğu tek çözüm İl, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve okulun bağlı olduğu Genel Müdürlük tarafından yerleştirmenin yapılmasıdır. Yani, öğrencinin ve velinin iradesi, eninde sonunda Bakanlığın vereceği kararlara teslim edilmektedir.

Bizler, eğitim emekçileri ve veliler olarak çocuklarımızın ve öğrencilerimizin geri dönülemeyecek bir yola sokulmasını kabul etmiyoruz. Her çocuğun, hükümetin siyasi arzularının ötesinde bir önemi, değeri olduğunu düşünüyoruz. Öğrencilerimizin ve çocuklarımızın hayatlarını böylesine olumsuz etkileyecek bir sisteme karşı çıkıyoruz. Bu kapsamda; MEB'in ilgili yönetmelik ve yönergesine karşı 12.04.2018 tarihinde ayrı ayrı yargıya başvuruyoruz. Bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmaların ötesine geçerek, konunun sadece 8. Sınıf öğrenci velilerinin değil, tüm toplumun sorunu olduğunu daha güçlü örgütleyebilmek için eylem ve etkinlikler düzenleyeceğimizi ifade ediyoruz.  Yeni sınav sisteminin yıkıcı sonuçlarından çocuklarımızı, öğrencilerimizi kurtarabilmek için bu sistemin bu yıl uygulanmamasını talep ediyor, Bakanlığı eğitim emekçilerinin, velilerin ve öğrencilerin sesine kulak vermeye davet ediyoruz.”

EĞİTİM-İŞ: MEB ÖĞRENCİLERİ YİNE GÖZDEN ÇIKARDI

Eğitim-İş, “MEB öğrencileri yine gözden çıkardığı” başlığıyla yaptığı açıklamada, “Böyle bir sistem alelacele uygulanamaz en azından bu yıl askıya alınıp gelecek yıl için ortak akıl ile bir sistem oluşturulsun dememize rağmen ısrarla bu yıl uygulayacağız diyen Bakanlık, öğrencileri yine gözden çıkarmıştır. Okul seçiminde ve dağılımında adil davranmayan Bakanlık toplam 10 bin lise içinden sadece 1376 tanesini sınavla öğrenci alacak lise olarak belirledi” dedi.

Kontenjanlar göz önüne alındığında imam hatip liselerine yapılan ayrıcalığın açıkça görüleceğini kaydeden Eğitim-İş, açıklamasına şöyle devam etti: “Okul sayıları yönünden de imam hatip liseleri önceliklendirilmiş, köklü birçok Turizm otelcilik, Sağlık Meslek ve diğer meslek lisesi alanları ve okulları ya gözardı edilmiş ya da sınavla alacak kontenjan sayısı sınırlı tutulmuştur.
Veriler göstermektedir ki MEB, imam hatiplerin talep görmemesi ve başarı düzeylerinin düşük olmasının ve özel okulları teşviğin üç yönlü formülünü bulmuştur.
1- İmam Hatipleri sınavla öğrenci alan okullara dönüştürüp talebi, zorunlu geçişi gerçekleştirmek böylece talep ve başarı düzeyini arttırmak
2- Bir çok il ve büyük ilçelerde yıllardır tercih edilen en başarılı öğrencileri (yüzde 2, yüzde 3 dilimindeki ) okulları sınavsız alan okul, başarı düzeyi daha düşük okullarımızı ise sınavla öğrenci alan okul olarak tanımlayarak yıllardır başarılı olan okulların başarısını da düşürmek.
3-Böylece kendi başarı durumuna göre okul bulamayan öğrenciler ile velileri özel okullara mahkum etmek.
Başarı oranı yüksek olan köklü okullarımızı, proje okulu adı altında sınıflandırarak başta öğretmen kadrosu olmak üzere her açıdan içlerini boşaltan MEB, bugün dindar ve kindar nesil hedeflerine uygun proje okulları yaratmanın peşindedir.
Ülkedeki tüm çocukların eşit, parasız, bilimsel, laik ve kamusal eğitime ulaşmasını sağlamakla yükümlü Bakanlık, var olan eşitsizliği daha artıracak bir liseye geçiş sistemi getirmiştir.
Öğrencilerin dört yıl boyunca emeğini heba edecek bir uygulama söz konusudur ve büyük mağduriyetler yaratacaktır.
Eğitim-İş olarak bugün 1.2 milyon öğrenciyi yeniden tartışmanın içine atan, streslerine stres katan, bu rezilliğe imza atanları istifaya davet ediyoruz.
Milli Eğitim Bakanı yani tüm okulları eşit yapması, fırsat eşitliği sağlaması gereken makam okulları nitelikli ve niteliksiz diye tanımlayarak ve o tanımlamanın arkasında da durarak bugün bu uygulamaya imza atmıştır.
Yapılması gereken fiziki yapı, kadro, donanım, okul bütçesi açısından tüm okulları eşit hale getirmek, buna rağmen başarısızlık söz konusu ise liyakatsiz yöneticilerine hesap sormak olmalıdır. Öğrencileri dahi ayıran anlayışı kabul etmiyoruz.
Bizim için tek bir yavrumuzun gelecek hayalinin kıymeti büyüktür. Onların zamanından, emeğinden, duygularından çalmaya kimsenin hakkı yoktur.