Reklamsız Sözcü

İşin Ehli/1: Antikacılık

Kapıdan girdiğimiz anda ilk dikkatimizi çeken, 4 katlı ve 77 tane dükkânın bulunduğu bir çarşının, bu kadar sessiz ve sakin olması oldu. Bahsettiğimiz yer Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı... Nasıl ki içerisi çarşı denince aklımıza gelen tabuları yıktıysa, esnafı da aynı şekilde öyle yaptı. 1 yıl satış yapmadığını söyleyen de var, 10 yıl satış yapmadığını söyleyen de. Ortak kanı bu tutku hepsine çocukluklarında aşılanmış. İşte antikacıların hikayesi.

Barış ÖZKAN
android-time 13:00
Kapıdan girdiğimiz anda ilk dikkatimizi çeken, 4 katlı ve 77 tane dükkânın bulunduğu bir çarşının, bu kadar sessiz ve sakin olması oldu. Bahsettiğimiz yer Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı... Nasıl ki içerisi çarşı denince aklımıza gelen tabuları yıktıysa, esnafı da aynı şekilde öyle yaptı. 1 yıl satış yapmadığını söyleyen de var, 10 yıl satış yapmadığını söyleyen de. Ortak kanı bu tutku hepsine çocukluklarında aşılanmış. İşte antikacıların hikayesi.

Antikacı Sebahattin İstanbullu sözlerine “Ben bu işin içine doğdum. Babam bu işte Türkiye'nin en eskisi.” diyerek başladı. Herkesin genel olarak ‘eski olan eşya antikadır’ anlayışı içerisinde olduğunu söyleyen İstanbullu, “Eskilik tek başına hiçbir anlam ifade etmez. Yani eskilik değer katan unsurlardan sadece bir tanesidir. Bunu tamamlayacak öğeler lazım.” dedi.

5

“ESKİ OLAN HER ŞEY ANTİKA DEĞİLDİR”

“Her kültürün, her ülkenin kendine özgü bir sanat anlayışı vardır. Bunlar dönemler içerisinde farklılık gösterir.” diyen İstanbullu, “Türk kültüründen ele alırsak 1000'li yıllarda farklıydı, 1500'lerde farklı, 1800’lerde farklı… Eşyanın yapıldığı dönem etkili ama bunun yanında mümkün olan en iyi işçiliği, en iyi malzemeyi, en iyi sanat anlayışını yansıtan eserlerdir antikalar. Dolayısı ile eski olan her şey antika değildir. Antika başka bir şeydir.” ifadelerini kullandı.

antikaci1

“BABA ALIR, ÇOCUK BİRİKTİRİR, TORUN SATAR”

Eşyaların kendilerine, antika sahibi insanlar tarafından getirildiğini söyleyen İstanbullu, “Örneğin siz alırsınız, belirli bir zaman kullanırsınız sonra satmak istersiniz ya da siz istemezsiniz ama çocuklarınız satmak ister. Bizim işimizde ‘Baba alır, çocuk biriktirir, torun satar' diye bir tabir vardır. Yani bu ürünlerin imalatı falan yok. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Bu nesilden nesile aktarılarak gelen bir kültürdür.” dedi.

1

“GERÇEK ANTİKA İYİ BİR YATIRIM ARACIDIR”

Ekonomik gelişmelerin kendi sektörlerini de etkilediğinin altını çizen İstanbullu, “Sadece bizim sektöre has bir şey değil. Dünya genelinde bütün piyasaları etkileyen bir durum. Bizim işimiz de pahalı bir zevk, pahalı bir hobi. Dolayısı ile etkilenen sektörlerin en başında gelebiliyor. Ama bir de şu var; gerçek antika keyfi sürülmesi bir yana aynı zamanda iyi bir yatırım aracıdır.” açıklamasında bulundu.

“BU İŞİN EĞİTİMİ YOK”

Dünyanın hiçbir yerinde bu işin eğitiminin olmadığını söyleyen İstanbullu, “Bu işte usta çırak ilişkisi de var ama tabiki gezip görmek, merak etmek, heves duymak, okumak kısaca kendinizi geliştirmek de önemli.” dedi

“BİR YILDIR SATIŞ YAPMADIM”

“Bu işte aylık gelir konusunda herhangi bir rakam öngöremezsiniz.” diyen İstanbullu, “Ben bir senedir bir kuruşluk bir satış yapmadım. Bizde işler perakende sektörü gibi değildir. Ben 45 yıldır bizde olan vazo hatırlıyorum. Bu kültür bambaşka bir şey. Burası yaklaşık 70 senelik bir ticarethane. Bu 70 yılın tabiki bir birikimi var.” açıklamasında bulundu.

“BU KÜLTÜR BİZDE HENÜZ TAM OTURMADI”

Türkiye’de bu kültürün hiç tanınmadığını söyleyen İstanbullu, “Yani antika almak, biriktirmek veya bir koleksiyoner olmak insanın sahip olduğu birikimi, bilgiyi, kültürü eşine dostuna yansıtmasıdır. Dolayısı ile gelişmiş ülkelerde, Avrupa'da ABD'de bu işin talep görmesi bundandır. Bir sanat eserine sahip olmak onun keyfini sürmek ve bir yandan da bunu yatırım aracı olarak kullanmak oralarda daha öngörülen bir şey. Bu kültür bizde henüz tam oturmadığı için bunu öngörebilen insan sayısı azdır.” ifadelerini kullandı.

“HERKES SİNEMAYA GİDERKEN BEN MÜZAYEDE SALONLARINI GEZİYORDUM”

Bu işin kendisine çocukluğunda aşılandığını ve 22 yıldır bu işi yaptığını söyleyen Aytekin Yıldız, “Aile büyüklerinde meraklar vardı. Küçükken ne gördüysen onlarla iç içe yetişiyorsun. Sonra ufak tefek koleksiyonlar yapmaya başladık. Arkadaşlarım sinemaya falan giderken ben müzayede salonlarını geziyordum.” dedi.

antikaci2

“ÇAĞI YAKALAMAK LAZIM”

“Bu işi sevmek lazım. Buradaki koltuğun, avizenin bir ruhu olduğuna inanıyorum.” diyen Yıldız, “Benim dükkânımda güncel malzeme de var antika da var, cumhuriyet öncesi cumhuriyet sonrası Osmanlı malzeme de var. İnsanlar buraya girdiğinde 50 liraya da 50 bin liraya da bir şey bulabilirler. Ben biraz dekorla da alakalı devam ediyorum. Mimarlarla çalışıyoruz. Bunlar birikimle olan şeyler. Çağı, günceli yakalamak lazım. “Antika eskidir, müşteri yürüyerek gelir ve biz mağazamızdan satarız” diye bir şey yok. Ben online müzayedeler yapıyorum mesela. İnsanları otel salonlarına taşımadan, evlerinde bilgisayarın başında hoşlandığı bir ürünü rahatlıkla alıyor.” açıklamasında bulundu.

ÜRÜNLER NASIL GELİYOR?

İnsanların ellerindeki antika parçaları kendilerine getirdiklerini ve bu sayede ürün bulduklarını belirten Aytekin Yıldız, “İnsanlar ellerindeki ürünleri değerlendirmek istediklerini söylüyorlar. Biz aşağı yukarı bir fiyatlandırma yapıyoruz. Eğer kabul ederlerse ürünleri yakından da görüp alıyoruz. “Müşterilerimiz belirli bir zümre” söylemi doğru olur ama bunun üzerine de çıkmamız lazım.” dedi.

2

‘BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞ HİÇBİR ZAMAN ÖLMEZ’

“Bugün herhangi bir mobilyacıya gidip evinize bir oturma grubu aldınız diyelim. 3 yıl kullandınız ve sıkıldınız. Bunu satmaya kalksanız spotçu sizin ödediğiniz paranın onda birini vermiyor.” diyen Yıldız, “Ama antika bir koltuğu aldığınızda bunu kullanıyorsunuz, kullandıktan sonra sıkıldığınızda, evin dekorunu değiştirmek istediğinizde telefonu kaldırıp bizi arıyorsunuz. “Bize satmış olduğunuz koltuk takımını kaça alırsınız?” diyebiliyorsunuz. Bu antika koltuğu da zaten biz satmış olduğumuz için yüzde 15-20 altına alıyoruz. Veya başka bir takım beğendiniz ve onu almak istiyorsunuz. Ufak bir bedelle evin dekorunu değiştirmiş oluyorsunuz. Neticede cebinizdeki para yine sizin cebinizde kalıyor. Bunlar biraz da yatırım aracı oldu. Bizim yönlendirmemizle bir resim alan kişi daha sonra bu resimden para kazanabiliyor. Şunu söyleyebilir. Bizim yaptığımız iş hiçbir zaman ölmez.” ifadelerini kullandı.

KAZANÇ KONUSUNDA BELİRLİ BİR RAKAM YOK

Antikacıların belirli bir kazancı olmadığını söyleyen Aytekin Yıldız, “Kazanç konusunda aylık bir rakam belirleyemeyiz. Bir ay çok değerli bir ürün satabilirsiniz. Ama diğer ay hiçbir şey satmaya da biliriz. Bu işin sabit bir geliri olmaz. Ama mağazadaki ürünler günden güne hep değer kazanır.” açıklamasında bulundu.

3

HER ŞEY İNSANLARIN ELİNİN ALTINDA

Önceden Türkiye'de çok fazla antika olmadığını ve ürünlerin yurt dışından geldiğini belirten Yıldız, “Şu anda her şey insanların elinin altında. “Bir İran halısı istiyorum” dediğinde İran'da ki halıcıya ulaşabiliyor. Biz burada aracı pozisyonundaydık. Günümüzde insanlar kendileri İran'da ki bir halıcıyla temasa geçip ürünü kargolatabiliyorlar. Ne kadar doğru tartışılır. Çünkü bilmiyorsunuz. O halıda bir inçte 40 ilmek olması gerekiyor mesela. Ama size bunun 20 ilmeklisini de gönderebiliyorlar.” dedi.

İSTANBUL’DA BU SEKTÖRÜN İŞLEM HACMİ ÇOK DÜŞÜK”

Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı’nda 32 yıllık esnaf olduğunu söyleyen, adını vermek istemeyen bir esnaf, bu işin kendisine  ailesinden kaldığını söyledi. “Ürünlere piyasa şartlarına göre değer veriyoruz.” diyen esnaf, “Hoşlandığım ürüne satabileceğim fiyata göre rakam veriyorum. Tam bir rakam veremem ama İstanbul'da bu sektörün işlem hacmi çok düşük.” açıklamasında bulundu.

“10 YILDIR SATIŞ YAPMIYORUM”

Ekonomik alım gücünün her şeyde olduğu gibi işlerini etkilediğinden bahseden esnaf, “Fakat bu durum biraz da yapacağın koleksiyonla alakalı. Örneğin alacağın obje eski içki şişeleri ise fiyatı ucuz. Ürünler bize elindeki eşyayı satmak isteyen kişiler vasıtasıyla geliyor. Bazen de Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya gibi ülkelerden alıyoruz. Bu bilgi birikimi ve kültür işi. Bilgi birikimi ve kültür üst seviyede olduğu zaman bu işe merak artar. Bunlar düşükse de bu işe ilgi azalıyor. Yani bu sadece para gücüne dayanan bir iş değil. Benim burada bir satış kaygım yok. 10 yıldır satış yapmıyorum. Dükkân açık dursun diye geliyorum.” ifadelerini kullandı.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Son güncelleme: android-time 12:3908.04.2018
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more