Sözcü Plus Giriş

Merkez Bankası’nın varoluş sınavı

Piyasa enflasyon ve kurdaki sert yükselişin ardından Merkez Bankası’ndan yarınki toplantıda 100-125 baz puan faiz artırımı bekliyor. Faiz kararı piyasalar tarafından Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ile de yakından ilişkilendirilecek.

Mehtap ÖZCAN ERTÜRK
Güncellenme: 08:53, 23/07/2018
Merkez Bankası’nın varoluş sınavı

16'ncı Yüzyıl'da William Shakespeare ünlü tragedyasında prens Hamlet'in ağzından şöyle diyordu: “Olmak ya da olmamak… İşte bütün mesele bu!” İşte piyasanın gözünde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) durumu tam da bu. TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), yeni ekonomi yönetiminde ilk kez toplanacak. Temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olan TCMB'nin yarın vereceği sınav, “faiz kararının” kendisinden daha fazla anlam taşıyor. Çünkü atılacak adımlar ve sarf edilecek söylemler piyasalar tarafından “bağımsızlık” ile ilişkilendirilecek. Yatırımcılar “siyasi baskı”nın faiz kararı üzerinde etkili olup olmayacağına bakacak.

Bağımsızlık, merkez bankalarını güvenilir kılarak para politikasının etkinliğini ve başarısını artıran, fiyat istikrarı hedeflerine daha başarıyla ulaşmalarını sağlayan bir ön koşul olarak görülür. Bankanın gerek enflasyon gerekse kurdaki sert yükselişin ardından piyasalara “Buradayım” mesajı vermesi önem taşıyor.

İlginizi ÇekebilirDolar ne kadar oldu? Dolar/TL haftaya nasıl başladı?Dolar ne kadar oldu? Dolar/TL haftaya nasıl başladı?

ENFLASYONDA TEMMUZ RİSKİ

Piyasalar yarınki toplantıdan 100-125 baz puan faiz artışı çıkmasını bekliyor. Ekonomistlere göre, atılacak adım “kur-faiz sarmalı ve sonuç olarak çift haneli enflasyonun yarattığı kısırdöngüden çıkış” şeklinde algılanacak. Dolayısıyla olası bir faiz artırımı Türk varlıklarına pozitif yansıyabilir ve Türk Lirası'nda değer kazanımını sağlayabilir.

Diğer yandan, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki ilk PPK toplantısında yapılacak olası bir faiz artırımı Murat Çetinkaya'nın başkanlığındaki Merkez Bankası'nın piyasa dinamiklerine göre hareket ettiği algısını yaratır. Merkez Bankası'nın kısa vadede ülkeye yabancı para çekebilmek için faizi 100-150 baz puan civarında artırması gerektiğine dikkat çekiliyor. Genel beklentinin 100 baz puan düzeyinde olduğu düşünüldüğünde, bunun üzerinde veya altında yapılacak bir faiz artırımı, Türk varlıkları üzerindeki tepki şiddetini de belirleyecek. Peki, Merkez Bankası 100 baz puanın altında faiz artırırsa ne olur?

Uzmanlara göre, 50-75 baz puan gibi bir faiz artışı bankanın bağımsızlığına dair bir işaret olsa da beklentinin altında kalması nedeniyle etkili olamayabilir. Ayrıca temmuz ayı enflasyonunun daha yüksek gelmesi olasılığı da kurda aksi yönde bir harekete neden olabilir.

FAİZDE DÜNYA DÖRDÜNCÜSÜ

Haziran ayında yüzde 15.39'a yükselen manşet enflasyonun daha da yükselmesine yönelik riskler devam ediyor. Faiz 125-150 baz puan aralığında artırılırsa ve enflasyon beklentilerindeki bozulma öne çıkarılarak sıkı para duruşunun korunacağına dair şahin ifadeler yer alırsa TL tarafında değerlenme yaşanabilir. Temmuzdaki enflasyon riskine karşı 150 baz puanın üzerindeki radikal bir faiz kararının ise dolarda 4.50'lere doğru bir geri çekilme sağlayabileceği belirtiliyor. Diğer taraftan Merkez Bankası'nın piyasa beklentilerinin aksine faizde değişikliğe gitmemesi yeni bir satış dalgasını tetikleyebilir ve kurda sert yükselişler görülebilir.

Böyle bir durumda ise daha sonraki süreçte daha yüksek miktarda faiz artışına gidilmesi zorunlu hale gelebilir. Türkiye halihazırda yüzde 17.75'e çıkan politika faiz oranı ile gelişmekte olan ülkeler arasında dünyada en yüksek faizi veren dördüncü ülke konumunda.

YILIN GERİ KALANINDA MECBUR KALINABİLİR

Maliye politikalarının halen gevşek olduğunu ve gevşek kalması durumunda fiyat istikrarının zarar göreceğini ifade eden GCM Menkul Kıymetler Araştırma Uzmanı Enver Erkan ise “Gerek para politikası adımları gerekse de ekonomi politikaları piyasa faizlerini daha da artırmamasını sağlamalı.

Mali koşullarda sıkılaşma sağlanmazsa, piyasa faizlerinde devam eden yukarı yönlü baskı Merkez Bankası'nı yılın geri kalanında faizleri daha da artırmaya mecbur bırakabilir dedi. Erkan, orta vadeli programda özellikle bütçe mali disiplin konusunda çizilecek yol haritasının önemine dikkat çekerek, şu yorumu yaptı:

“Tabii Merkez Bankası'nın da 24 Temmuz ve sonrasında enflasyona karşı proaktif kalarak Türk Lirası'nda oynaklığını kontrol altında tutması gerekli. Beklentimiz TCMB'nin 125 baz puan tutarında faiz artışı yaparak 1 haftalık repo faizini yüzde 17.75 seviyesinden yüzde 19 seviyesine getirmesi yönünde. 31 Temmuz'da da Merkez Bankası'nın açıklayacağıEnflasyon Raporu'nda yer alacak projeksiyonlar ve Çetinkaya'nın mesajları önemli olacak.”

‘ACI REÇETE’YE ALTERNATİF ÇÖZÜM PLANI YOK

Garanti Yatırım Birim Müdürü Ekonomist Tufan Cömert, 20 Temmuz'da yayınladığı Pusula adlı notunda, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu sarmalın geleneksel yöntemlerle çözülebileceğini ancak bunun bir bedeli olacağını ifade etti. “Bir süredir Türkiye'de yeniden ‘Enflasyon yükselir, beklentiler bozulur, TCMB faiz artıracak mı tartışmaları başlar, TL değer yitirir, büyüme yavaşlar, mali gevşeme ile büyümeye destek sağlanır, bütçe açığı verilir, fiyat ayarlamaları yapılır, enflasyon yükselir' sarmalındayız” diyen Cömert, bu sarmalı aşmada uygulanacak “klasik reçete”nin faiz artırımı ve sıkı maliye politikası olduğunu belitti.

İŞİMİZ ŞANSA KALDI

Cömert, “Böylece artan faiz döviz talebini engelleyecek, bütçe yeniden faiz dışı fazla verecek. Türkiye yeniden dışarıdan para çeker duruma gelecek. Ekonomimiz yavaşlama emareleri gösterirken bu acı reçeteyi uygulamak zor. Kuşkusuz otoriteler de bunu görüyor ancak şu ana dek piyasaları ikna edecek alternatif bir çözüm planı da duymadığımız için herkes bir bekleme havasında. Bu noktada işimiz şansa kalmış gibi görünüyor” yorumunu yaptı.

Merkez'in faiz artırım kararının kısırdöngüden çıkış için attığı ilk adım şeklinde algılanacağını belirten Cömert, “Ancak, her şeyin bir bedeli var. Faizin daha da yükseltilmesi büyümeyi daha yavaşlatacak ve beraberinde kredi batakları, iflaslar, istihdam azalması gibi sorunları da getirecek. Zaten bu yüzden buna ‘acı reçete' diyoruz” dedi.

Yayınlanma Tarihi:08:52,