Sözcü Plus Giriş

Meyve sebze fiyatları neden yükseliyor?

Yaz aylarına girilmesine rağmen meyve sebze fiyatları el yakıyor. Vatandaş çoğu zaman tezgahların yanından geçip gidiyor. Önceki senelerde yaz mevsimiyle birlikte düşen fiyatlar bu sene gerilemedi. Bu duruma bir de yüksek enflasyon ekleniyor. Vatandaş yakında kiloyla değil gramla alışveriş yapacak. Peki neden böyle oldu? İşte beş maddede pazardaki pahalılığın nedeni.

Güncellenme: 09:36, 20/06/2018
Meyve sebze fiyatları neden yükseliyor?

Eskiden yaz gelince sebze, meyve fiyatı düşerdi. Tüketici doya doya meyve ve sebze tüketirdi. Son yıllarda fiyat düşüşü bir yana bir çok üründe fiyat artıyor. Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım meyve sebze fiyatlarında yaşanan bu artışın nedenlerini beş başlık altında topladı. İşte Yıldırım’ın yazısının ilgili kısımları:

NÜFUS VE TÜKETİM ARTIŞI ORANINDA ÜRETİM ARTMIYOR

Üretimin arttığı yaz döneminde yaş meyve ve sebze fiyatı neden bu kadar yüksek?

Bir çok nedeni var. Ama en önemlisi üretim. Nüfus artışına ve tüketim artışına paralel bir üretim artışı yok. Çiftçi para kazanamadığı için üretmiyor. Üretmemesi bir yana o da tüketici oldu. Daha önce yazdığımız gibi kırsalda, köyde üretim yapanlar şimdilerde tüketici oldu.

Geçen yıl olduğu gibi bu sene de bayramda Afyon’da Güney Köyü’ndeydik. Bayram sohbetlerinde “pazara gittin mi?”, “soğan çok pahalıydı” “patatesin, domatesin fiyatı düşmedi” sözleri hala kulaklarımızda yankılanıyor. Köyde pazar kuruluyor. Köylü meyvesini sebzesini pazardan alıyor ve fiyattan şikayet ediyor. Elindeki soğan yanlışlıkla düşse yeşerecek topraklarda soğan pazardan, marketten satın alınıyor. Bu insanlar daha önce üretiyor ve satıyordu. Şimdi üretmiyor, satın alıyor. İşte temel nedenlerden birisi bu.

ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ FİYATINI DENETLEYEN YOK

Fiyat artışının en önemli nedenlerinden birisi üretici ile tüketici fiyatı arasındaki yüksek kâr marjı. Bayramda İzmir’den Afyon’a giderken üreticilerle konuşuyoruz hepsi ürünün para etmemesinden yakınıyor. İzmir Kemalpaşa’da kilosu 2-3 liradan alınan kiraz, İzmir’deki pazarlarda en az 10 liradan satılıyor. Yani 20 dakika mesafedeki kiraz, üreticiden ortalama 2-3 liradan en iyi kalitede olanı ise 4-5 liradan alınıyor. Bu kiraz tüketiciye kalitesine göre en az 8 liraya, kalitesi biraz daha iyi olanları 10-15 liraya satılıyor. Yani üretici ile tüketici arasında yüzde 100 ile yüzde 400 fiyat farkı var.

Üretici yüksek girdi maliyetleri nedeniyle para kazanamamaktan şikayetçi, Tüketici yüksek fiyattan şikayetçi. Denilebilir ki, kiraz hassas bir ürün, nakliye maliyeti, fire oranı yüksek. Bu hiç de inandırıcı değil. İzmir’in Kemalpaşa İlçesi’nde üretilen kiraz yarım saatte İzmir’e ulaşıyor. Nakliye maliyeti son derece düşük.

Üreticide ucuz,tüketicide pahallı. Buna ne devlet ne de tüketici ses çıkarmıyor. Kimse üreticiye sahip çıkmıyor. Para kazanamayan çiftçi üretimi bırakınca bu kez üretim azalıyor ve fiyat yükseliyor. O üretici de artık tüketici.O’nu bir daha üretime döndürmek kolay değil.

ÜRETİM PLANLAMASI VE STOK KURUMU YOK

Üretim planlaması yapılmadığı gibi üretimin çok olduğu dönemde ürünü depolayacak, stoklayarak ürünün az olduğu dönemlerde piyasaya sunacak bir düzenleme kurumu yok. Bunun en somut örneği patates ve soğanda yaşanıyor. Bir yıl ürün çok diye kimse almıyor ve çöpe atılıyor,hayvanlara yem olarak yediriliyor. Ertesi yıl ürün az diye fiyat tavan yapıyor. Son yıllarda kuru soğan 5 liranın üzerine hiç çıkmamıştı. Tüketici onu da gördü. Bir kilo soğan 5 liraya satılıyor. Şairin dediği gibi “yiğit kuru soğana muhtaç” oldu.

Üretim planlaması yok. Planlama olmayınca arz yönetilemiyor. Hükümet seçimle meşgul olduğu için soğan fiyatı ile ilgilenemiyor. Yoksa çoktan ithalat kararı alınmıştı.

YANLIŞ DESTEKLEME POLİTİKASI

Tarımsal destekler üretime verilmiyor. Devletin olanakları ölçüsünde bütçeden tarımsal destekleme için kaynak ayrılır. Bunun için Tarım Kanunu’na göre Gayri Safi Milli Hasıla’nın en az yüzde 1’inin ayrılması gerekiyor. Fakat, 2006’dan beri bunun sadece yarısı ayrılıyor. Tarıma ayrılan bütçe de amacına uygun ve verimli kullanılmıyor. 2018 yılı için ayrılan 14 milyar liralık destek üretimi planlamak için kullanılmıyor. Bu para amaçsız,hedefsiz bir şekilde çiftçiye dağıtılıyor. Oysa destek bir araçtır. Hangi ürünlerin üretimini artırmak istiyorsanız ona daha çok destek verirsiniz. Üretimini düşürmek istediğiniz ürüne daha az destek verirsiniz. Fakat, üretim yapsın yapmasın herkese destek veriliyor. Çoğu yerde de desteği üreten değil, tarla sahibi alıyor. Yani tarlayı kiralayarak üretim yapan değil, mülkün sahibi alıyor. Bu nedenle tarla fiyatları çok yüksek.

GİRDİ FİYATLARI YÜKSEK

Tarımsal üretimde kullanılan girdilerde Türkiye büyük oranda dışa bağımlı. Girdiler ithalatla karşılanıyor. Dövizdeki artışa bağlı olarak maliyetler yükseliyor. Bu maliyet fiyatı artırıyor.

Örgütlenmede ciddi sorunlar var. Üretici örgütsüz ve güçsüz olduğu için üretimden ürün satışına kadar hep ezilen taraf oluyor. İzmir’de Büyükşehir Belediyesi’nin kooperatifler üzerinden yaptığı destek sonucu üretici daha iyi koşullarda üretim yapıyor. Yani Tire’de süt üreticileri için kurulan model, Kemalpaşa’da kiraz üreticileri için de kurulmalı. Bu model ülke geneline yayılmalı.

Özetle, vahşi kapitalizm kurallarının hakim olduğu Türkiye’de üreten de tüketen de kaybediyor. Doğru, ilkeli, üretenden ve tüketenden yana ulusal politikalar uygulanmadıkça yazın gelmesiyle meyve sebze fiyatı ucuzlamaz.