Sözcü Plus Giriş

TBM’den Kadınlar Günü açıklaması

Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Hukuk Komisyonu Başkanı, emekli İstanbul Hâkimi İzzet Doğan, aşk, sevgi, evlenmek, boşanmak, çocuk sahibi olmak veya olmamak, cinsellik, namus, çalışmak veya çalışmamanın bir cinsin tekelinde olmadığını, erkek egemen toplumun tek yanlı koyduğu kuralların kırmızı çizgiler olarak kabul edildiğini ve bu çizgilerin dışında kalan, hak ve özgürlük arayan kadınların erkek şiddetinin kurbanı olduğunu belirtti.

10:46 -
TBM’den Kadınlar Günü açıklaması

İzzet Doğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, raporlara göre, 2018 Şubat ayında 47 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, yılın en kısa ayı olan Şubat'ta 28 günde bu kadar çok kadın cinayetinin yaşanmış olmasının inanılmaz derecede yüksek bir sayı olduğunu ve geçtiğimiz ocak ayında 28 kadın cinayeti yaşanmışken, son ayların en yüksek kadın cinayetinin bu Şubat ayında gerçekleşmiş olmasının şiddet eğilimindeki artışın da açık göstergesi olduğunu vurguladı.

“TOPLUMSAL HUZURU TAHRİP ETMEKTEDİR”

Toplumların, özgürlükler içinde yaşaması, barış ve huzur içinde olması için insandan yola çıkılması gerektiğini söyleyen Doğan, “Olayın dramatik ve vahim niteliği ise, kadınların en çok sevgi ve saygı gösterdikleri, en çok güvendikleri insanlar tarafından, yani eşleri, boşandıkları eşleri, sevgilileri, babaları, abileri tarafından yuvalarında çocuklarının gözleri önünde şiddet görmeleri veya cinayete kurban gitmeleridir. Bu durum şiddette vahşet boyutunun da arttığını göstermektedir. Aile içi şiddet, en çok kadınları ve çocukları mağdur etmektedir. Çocuğun tanık olduğu şiddet, ruhunda derin yaralar açmakta ve aileyi olumsuz etkilemekte, toplumun yapısı bozulmaktadır. Toplumun yapısının bozulması, çarpık değerlerin tercih nedeni olması, insanların hem birbirlerine, hem de içinde yaşadıkları topluma güven duygularını örseleyerek, toplumsal huzuru tahrip etmektedir.” dedi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün tüketimi gerektiren, metanın öne çıkarıldığı bir alışveriş günü değil, erkek egemen toplum tarafından çizilen sınırların içinde tutsak kalmamak, eşit hak ve özgürlüklere sahip olmak ve kadına karşı her türlü ayırımcılığı önleme için dayanışma hak arama ve mücadele edilmesi, kadının emeğine, bedenine, kimliğine sahip çıkmak,  günü olduğunu belirten Doğan, kadın hakları ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için uluslararası alanda yapılan çalışmaların Türkiye’ye de yansıdığını aktararak, şunları kaydetti.

“GÜCÜNE, AKLINA, YARATICILIĞINA SAYGI DUYALIM”

“AB uyum sürecinde İş Kanununda yapılan değişiklikle iş yerinde cinsel tacizin işçinin iş sözleşmesini derhal feshetmesi için haklı neden oluşturacağı kabul edilmiştir. Anayasa ve yasalarda yapılan olumlu değişiklikler yanında, ülkemiz Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan ve 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldığı için ‘İstanbul Sözleşmesi’ diye de anılan, Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşmeye imza koyan ilk ülke olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin amacının, kadına yönelik ve aile içi şiddetin sonlandırılmış olduğu bir Avrupa ülkesi olma hedefi olduğu önemle belirtilmiştir. Bu sözleşme, kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet konusunda yaptırım gücü olan ilk sözleşmedir. İstanbul Sözleşmesi'ne göre kadın cinayeti verilerinin derlenmesi ve nedenlerinin açığa çıkartılması devletin görevidir. Kadın, özgür olsun. İsterse kutsal anneliğini yapsın, isterse dünyayı değiştirmeye kalksın. Gücüne, aklına, yaratıcılığına saygı duyalım. Böyle bir güvensiz şiddet ortamının yerine saygıyı öne çıkaran bir sevgi toplumu olmanın yollarını açmalıyız. Kadına ve çocuklara karşı şiddet, istismar ve cinayetleri önlemek için toplumsal seferberlik olmalı, kadın düşmanı açıklamalara son verilmeli, şiddete karşı gerçekçi çözümlemeler getirilmeli, kadın ve çocuğu koruma konusunda koruyucu ve önleyici tedbirlerin özenle yaşama geçirilmeleri, haksız indirimlerden kaçınılması zorunludur. Ayrıca Son günlerde olağanüstü artış gösteren kadın ve çocuk cinayetlerini bireysel silahlanma kolaylaştırıyor.

İnsanlar artık internetten, tişört seçer gibi silah seçiyor. O silahın bir gün patlayabileceğini, en yakınındaki canı alabileceğini nedeni ile, bir tıkla ‘satın al' tuşuna basılarak kolaylıkla silah sahibi olma önlenmelidir. Tüm bunların yanında şiddet ve istismar mağdurlarının olay sonrasında, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında birey olarak kimliklerinin gizli kalmasına özen gösterilmeli, medyada verilen haberlerde de birey ve ailesinin mağdur edilmemesi, taciz, tecavüz ve istismarda olayların ayrıntılarına yer verilmemesi bu haberlerde kadınlar ve çocukların cinsel objeye dönüştürülmemesi, pornografik bir anlatımdan kaçınılması, medyanın da bu konudaki yasal düzenlemeler ve etik ilkelere uymada özen göstermesi zorunludur” dedi.

AĞAOĞLU: TEMEL SEBEP TOPLUMSAL AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ VE EĞİTİM EKSİKLİĞİ

Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Onursal başkanı Aydın Ağaoğlu da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, “İşin en acı tarafı ise, kadına şiddet uygulayan kişilerin en yakınındaki eşleri, sevgilileri veya kardeşleri olmalarıdır. Üstelik bu kişiler, çoğu kez olayların dışındaki masum çocukların gözleri önünde eylemlerini gerçekleştirirken onların da manevi mağduriyetine neden olup, ömür boyu sürecek travma yaşamalarına yol açmakta, hatta bazen günahsız yavruları bile katlettikleri görülmektedir. Bu vahşetin temel sebebi toplumsal ahlaki çöküntü ve eğitim eksikliğidir. Çünkü bizim toplumumuzda erkek, küçüklüğünden itibaren kadınının sahibi ve yöneticisi olarak eğitilmekte ve yanlış yönlendirilmektedir. Kadına şiddetin toplumsal sorunumuz olmasının temel sebebi budur. Bu tür vakalarda sadece kadına şiddet değil, çocukların da yaşam hakkına tecavüz söz konusudur.” şeklinde konuştu.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more