Sözcü Plus Giriş

Beklenen büyük Marmara depremiyle ilgili korkutan rapor

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos 1999 depremine ilişkin 17 Ağustos 2018 tarihinde düzenlediği basın toplantısında "İstanbul depreme hazır mı?" sorusuna yanıt aradı. Ortaya çıkan cevap ise korkunç...

Seda ÖNCELER
14:55 -
Beklenen büyük Marmara depremiyle ilgili korkutan rapor

İstanbul Beyoğlu’nda bulunan TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nda yapılan basın açıklamasında Türkiye ve İstanbul’un deprem gerçeği masaya yatırıldı.

Enerji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Erol Celepsoy, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Battal Kılıç, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri Akif Burak Atlar ve Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Hasret Dilli'nin katılımlarıyla hazırlanan açıklama, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik’in sunumuyla başladı.

“DEPREM TOPLANMA ALANLARI AVM VE KONUT PROJEFLERİYLE DOLDU”

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Kocaeli depreminin, diğer bir deyişle büyük Marmara yıkımının on dokuzuncu yılı. Ülkemiz, Marmara depremi ile etkileri uzun yıllar boyunca sürecek büyük bir acı ve yıkım yaşadı. Aradan geçen onca yıldan sonra bugün, gerekli derslerin alınarak depreme dayanıklı yapılarda güvenli yaşamların sürdürüldüğü, deprem gerçeğiyle yaşamanın gereklerini yerine getirmiş bir ülke görmek isterdik. Ancak 1999 depreminden sonra belirlenen deprem toplanma alanları üzerine; Torun Center, Anthill, Starcity Outlet Center, eski Zaman Gazetesi Binası, Ağaoğlu My City, Meydan AVM, Onaltı Dokuz, Ora AVM, Forum İstanbul, Kiptaş Ünalan, DAP Royal Center, TOKİ Avrupa Konutları, Capacity AVM, Çınar Olimpia Park Sitesi, Selenium Plaza gibi birçok yapı inşa edilmiştir.”

“İSTANBUL DEPREME HAZIRLIKSIZ”

“Bu durum kentin depreme hazırlıksız olduğunun da bir göstergesidir.

İstanbul'da yapı stoku güvenli ve sağlıklı olmaktan uzaktır. Temmuz ayı içerisinde Sütlüce, Sancaktape ve Ümraniye'de peş peşe meydana gelen facialar yapı stokunun durumunu ortaya koyan en sıcak olaylardır. Pek çok yapı kaçak üretilmiştir, ruhsatsızdır ve mühendislik hizmeti almamıştır.”

FOTO: DepoPhotos/ 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin ardından gazetecilerin objektiflerine yansıyan ve hafızalardan silinmeyecek olan bir kare...

FOTO: DepoPhotos/ 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin ardından gazetecilerin objektiflerine yansıyan ve hafızalardan asla silinmeyecek olan bir kare…

“İMAR AFFI FELAKETE ZEMİN HAZIRLAYACAK”

İmar affı yasasına da değinen Akçelik, konuyla ilgili şöyle konuştu: “İmar affı; mühendislik hizmeti almadan üretilen sağlıksız yapıların affedilerek mevcudiyetlerinin koruma altına alınması, yapı stokunun iyileştirilme hedefinden uzaklaşmak anlamına gelecek, Sütlüce'dekine benzer yüz binlerce bina, büyük felakete zemin hazırlayacaktır.

“KİMYASAL TEHLİKE VAR!”

17 Ağustos depreminde Kocaeli'nde farklı tesislerde meydana gelen kazalarda, 200 ton susuz amonyak havaya salınmış, 6500 ton akrilonitril havaya, suya ve toprağa karışmıştır. İzmit Körfezi'ne 50 ton dizel yakıtı dökülmüştür.1200 ton kriyojenik sıvı oksijen serbest kalmıştır. Tüpraş petrol rafinerisindeki büyük yangınlar çıkmış (söndürülmesi 4 gün sürmüştür), sıvı petrol gazı sızıntısı ve petrol dökülmesi yaşanmıştır. Olası bir depremde kimyasallar hâlâ büyük bir tehlike kaynağı olmaya devam etmektedir.”

FOTO: SÖZCÜ

FOTO: SÖZCÜ

“KANAL İSTANBUL CAN KAYBINI ARTTIRIR”

“Deprem alarmı verilmiş olan kentlerde deprem riskini artıracak eylemlerden kaçınmak gerekir” diyen İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna ise Kanal İstanbul projesine değinerek konuyla ilgili şöyle konuştu: “İktidarın 100 Günlük Eylem Planı'nda yer alan Kanal İstanbul, yörede insan nüfusunu ve yapılaşmayı artıracak, dolayısıyla da olası bir depremde daha fazla can ve mal kaybının yaşanmasına neden olabilecektir. Özellikle kanalın görece zayıf zeminler içerisine gömülmüş olan kısımları ile Marmara'ya açılan ucunun beklenen depremden çok etkileneceği muhakkaktır.

Diğer bir husus da gerek normal gerekse afet zamanında Kanal İstanbul'un İstanbul ile Trakya arasında özellikle ulaşım, tedarik ve ikmal açısından ciddi bir bariyer oluşturacağıdır. Küçükçekmece Lagünü'nde yapılan sismik yansıma etütleri sonucunda, lagün zemini altındaki yumuşak sedimentin, 5 metre altındaki bölümde doğrultu atımlı 3 aktif fay bulunmuş, bu fayların Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Çınarcık bölgesin de bulunan kuzey kolu ile birleşen kuzey ve güney yönünde bölgesel bir hat olduğu belirlenmiştir.

Marmara Denizi'nin tabanını; Trakya ve Anadolu kıta sahanlıkları ile ortada Çınarcık Çukurunda ve diğer kırıklar boyunca oluşabilecek depremlerin, kanalın Sazlıdere Barajı'nın kuzeyine kadar önemli derecede etkileyebileceği belirtilmiştir. Büyüklüğü Mw≥ 7 olabilecek depremin kanalı, kanal ağzında (Marmara Denizi) yapılması öngörülen konteyner limanı ve dolgu yapılarak oluşturulacak adaları, Küçükçekmece Gölü'nde ve Sazlıdere Barajı, Şamlar Dere koyunda öngörülen yat limanlarını etkilemesi kaçınılmazdır. Bu konuda MS.557 depremi ile çöküp, batan Bathonea antik kıyı kenti çarpıcı bir örnektir. Bütün bu tesislerde oluşacak deprem tahribatı yeniden yapılanma veya tamir ile giderilebilir. Ancak kanalın ana yapısında ve yat limanlarının temel yapılarında oturma, toptan göçme, kayma ve heyelanlar sonucunda oluşacak deformasyonlar, çatlamalar ile buradan deniz suyu sızmaları önlenemez.”

Son güncelleme: 15:08 17.08.2018
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more