Sözcü Plus Giriş

MİT’in sergisinde tartışılan detay: Resneli’nin tabancası

MİT'in sergisinde, 1913 yılında öldürülen Resneli Niyazi, 1914 yılında kurulan Teşkilat-ı Mahsusa'nın elemanı olarak gösterildi. Bu tarihi iddiaya Resneli Niyazi'nin torunu da şaşırarak tepki gösterdi: Dedem hiçbir zaman Teşkilat-ı Mahsusa'da görev yapmadı.

Deniz AYAS
14:08 -
MİT’in sergisinde tartışılan detay: Resneli’nin tabancası

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 90’ıncı kuruluş yıl dönümü nedeniyle Ankara'da “İstihbarat araçları sergisi” açıldı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin incelenerek hazırlandığı belirtilen sergide “Osmanlı’da İstihbarat” çalışması da ilk kez yayımlandı. Sergide istihbarat tarihinin değişik dönemlerine ait doküman ve ekipmanlar sergileniyor. Sergide Teşkilat-ı Mahsusa amblemi olduğu belirtilen “Birbirine geçmiş halde üç hilal damgalı” kılıç ve tabancalar da yer alıyor. Ulus'taki 2. Meclis binasında açılan sergi, 3 Haziran tarihlerine kadar ziyaret edilebilecek.

FOTO:SÖZCÜ- Yavuz ALATAN- İşte tartışmalara konu olan o tabanca

FOTO:SÖZCÜ- Yavuz ALATAN- İşte tartışmalara konu olan o tabanca

RESNELİ NİYAZİ’NİN TABANCASI MI?

Müzede sergilenen tabancalardan birisinin de hürriyet kahramanlarından, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden Resneli Niyazi’ye ait olduğu belirtiliyor. Tabancanın altındaki tanıtım yazısında ise “ Teşkilat-ı Mahsusa damgalı 4 namlulu tabanca. Resneli Niyazi Bey’e ait” yazıyor.

RESNELİ NİYAZİ 1913’TE VEFAT ETTİ, TEŞKİLAT-I MAHSUSA İSE 1914 YILINDA KURULDU

1913 yılında korumaları tarafından hürriyet mücadelesi sırasında öldürülen Resneli Niyazi’nin, 1914 yılında kurulan ve kuruluşundan, işlevine, örgütlenmesine, işaretlerine kadar halen tartışmalı olan Teşkilat-ı Mahsusa ile irtibatlandırılması ise görenleri şaşkına çevirdi.

‘O İŞARET TEŞKİLAT-I MAHSUSA’NIN DEĞİL’

Üç hilalli damganın, Teşkilat-ı Mahsusa damgası olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu işaretin orta çağdan beri Anadolu’da “Gizlilik” işareti olarak kullanıldığını belirten uzmanlar, MİT’in bu tanıtım yazısına tepki gösterdiler.

NİLGÜN RESNELİOĞLU: HİÇ DUYMADIM

Sözcü’ye konuşan Resneli Niyazi’nin hayattaki tek torunu Nilgün Resnelioğlu da “Dedemin Teşkilat-ı Mahsusa’da görev yaptığını şu ana kadar hiç duymamıştım.” dedi. Dedesine ait tabancanın İstanbul Harbiye’deki Askeri Müze’de sergilendiğini belirten Resnelioğlu “MİT, tabancayı müzeden ödünç mü almış yoksa yeni bir tabanca mı söz konusu bilmiyorum” dedi.

“HİÇ HOŞ DEĞİL”

Muğla’da ikamet eden ve sağlık sorunları yüzünden uzun süredir şehir dışına çıkamadığını belirten torun Nilgün Resnelioğlu “Rahmetli Babam (Saim Resnelioğlu) biz küçükken Harbiye’deki müzeye bizi götürür ve ‘İşte dedenizin eşyaları’ diye, tabancasını ve şehit edildiğinde üzerinde çıkan kıyafetlerini gösterirdi. Ancak hiçbir zaman Teşkilat-ı Mahsusa’dan bahseden olmadı. Eğer bu tarihi bir bilgiyse açıklanması için çok ciddi bir araştırma yapılması gerekir. Yok bu bilgi gerçek değilse bu durum hiç hoş değil” diye konuştu.

FOTO:SÖZCÜ - Yavuz ALATAN

FOTO:SÖZCÜ – Yavuz ALATAN

İŞTE TABANCANIN ALTINDAKİ TANITIM YAZISI

İşte Resneli Niyazi Bey’e ait olduğu belirtilen dört namlulu tabancanın altında yer alan tanıtım yazısı
“4 namlulu üzerinde altın işleme Teşkilat-ı Mahsusa arması bulunan küçük boy tabanca. Namlunun her iki yüzünde altın işleme Osmanlı Devlet Arması motifleri bulunmaktadır. Tabancanın gövdesi bronz olup, bitkisel motiflerle bezelidir. Kabzesi fildişinden yapılmış ve üzerine bitkisel motifler işlenmiştir. Tabanca muhafaza kutusu gümüşten imal edilmiş olup, kapak kısmında ve yan kısımlarda kabartma tekniği ile işlenen geyik ve ceylan figürleri bulunmaktadır. Ayrıca kapağın her iki kısmında Teşkilat-ı Mahsusa arması yer almaktadır. Tabanca ve muhafaza kutusu Fransız yapımı olup Resneli Niyazi Bey’e ait olduğu düşünülmektedir. (Bilindiği üzere kendisinin bir ceylanı var idi.)”

Resneli Niyazi Bey, 1913 yılında korumaları tarafından öldürüldü.

Resneli Niyazi Bey, 1913 yılında korumaları tarafından öldürüldü.

RESNELİ NİYAZİ KİMDİR?

Resneli Niyazi Bey veya Ahmet Niyazi Bey. 1873 Resne doğumlu Niyazi Bey 1897 Türk-Yunan Savaşı'ndaki başarıları ile tanındı. 3 Temmuz 1908 Cuma günü, emrindeki askerlerle Makedonya dağlarına çıkarak II. Meşrutiyet’in ilanına yol açan ayaklanmanın lideri oldu. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı ve cemiyetin önde gelen kişileri arasına girdi. Meşrutiyet'in ilanından sonra döndüğü Selanik'te “Hürriyet kahramanı” olarak karşılandı.
Makedonya'ya bağımsızlık verilmesini önlemek ve Sultan Abdülhamit'e meşrutiyeti zorla kabul ettirmek üzere İttihat ve Terakki gizli cemiyetinin devrim stratejisi doğrultusunda bir isyan başlatarak 3 Temmuz 1908 Cuma günü, emrinde topladığı 150 kadar asker ve gönüllü ile Ohri yakınındaki dağa çıktıBu olay, İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesine öncülük etti. Padişah II. Abdülhamit'in 1878 yılında askıya aldığı meşrutiyet rejimi 24 Temmuz 1908'de resmen ilan edildikten sonra Resneli Niyazi Bey, şehre indi. Selanik'te “Hürriyet kahramanı” olarak büyük gösterilerle karşılandı. Dağda bulunduğu sırada evcilleştirdiği geyik, bir hürriyet sembolü kabul edildi, “gazal-i hürriyet” olarak tanındı.

1908'de İstanbullu bir ailenin kızı olan Feride Hanım ile evlendi. Mithat (1911) ve Saim (1913) adlı iki oğlu oldu. Balkan Savaşı’nda sonra 17 Nisan 1913’te Arnavutluk’un Avlonya limanında İstanbul’a gitmek üzereyken İttihat ve Terakki'nin ona muhafızlık edip, korumalık yapmakla görevlendirdiği kişi tarafından vuruldu. Öldürülme sebebi karanlıkta kaldı. Mezarının Avlonya'da olduğu düşünülür. Buraya bir heykeli dikilmiştir. Öldürülme sebebinin karanlıkta kalmış ve kendi koruması tarafından vurulmuş olması “Ne şehittir ne de gazi, pisi pisine gitti Niyazi” deyiminin kaynağı olmuştur.

TARTIŞILAN ÖRGÜT TEŞKİLAT-I MAHSUSA

İttihat ve Terakki Cemiyeti bünyesinde Enver Paşa’ya bağlı olarak kurulan gizli teşkilat olarak biliniyor. İttihat ve Terakkî’nin Türkçü ve İslamcı siyasi görüşleri doğrultusunda, yurt içi ve yurt dışında, karşı-istihbarat, propaganda, örgütlenme, suikast eylemlerinde bulunmuştur. Belgelendirilememekle beraber 1911 yıllarından beri etkin olduğu iddia ediliyor. 5 Ağustos 1914’te Harbiye Nezareti’ne bağlı resmi bir örgüte dönüştürülmüştür. 8 Ekim 1918’de İttihat ve Terakkî hükümetinin iktidardan ayrılması ile birlikte Teşkilat-ı Mahsusa da resmen tasfiye edilmiştir. Kurucusu Süleyman Askeri bey olarak kabul edilir.

Son güncelleme: 14:29 06.03.2018
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more