Sözcü Plus Giriş

Şarbon skandalında tedirgin eden sorular

Ankara'nın dibinde Gölbaşı'nda Kurban Bayramı için bir çiftliğe getirilen 4 bin büyükbaş hayvan arasında ölümlerin başlaması korkunç gerçeği ortaya çıkardı. 50 hayvanın telef olması üzerine alınan numuneler Et ve Balık Kurumu'na gönderildi. Yapılan incelemede numunelerde şarbon virüsü tespit  edilmesi üzerine Ahiboz Mahallesi karantinaya alındı. Hastalığın tespitinden önce hayvan leşlerinin bir dereye atıldığı ve ölü hayvan etlerinden bölgedeki köpeklerin ve kuşların yediği iddia edildi. Bölgenin karantinaya alınıp hayvan leşlerinin kireçlenerek gömülmesinden sonra çevrede yaşayanlar kendi hayvanlarının aynı bölgede otlayacağını belirtip 'hayvanlarımıza geçer mi?' korkusuyla büyük tedirginlik yaşıyor.  

10:41 -

LABORATUVARDA ORTAYA ÇIKTI

Ankara’nın Gölbaşı ilçesi Ahiboz Mahallesi’nde bulunan özel sektöre ait bir işletmeye kurbanlık olarak Et ve Süt Kurumu tarafından Brezilya’dan ithal edilen 3 bin 959 adet büyükbaş kesimlik hayvan getirildi. Kesimi yapılan hayvanların veteriner hekimler tarafından yapılan muayenesi sonucu numune alınarak Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü'ne gönderildi.

Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Kesilen hayvanlara ait karkas etler Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü veteriner hekimleri gözetiminde imha edilmiş, işletmeye karantina uygulanarak tüm giriş ve çıkışlar yasaklanmış, geriye kalan hayvanların aşılama işlemleri tamamlanmıştır. Söz konusu etlerin piyasaya sürülmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Hastalığın çiftlik dışındaki başka hayvanlara bulaşmaması için de gerekli bütün tedbirler alınmış olup, endişe edecek bir durum bulunmamaktadır” denildi.

YOLLARA KİREÇ DÖKÜLDÜ

Çiftlikte araştırma yapan Gölbaşı Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, telef olan yaklaşık 50 büyükbaştan örnekler alarak, incelemeye gönderdi. İncelemenin ardından çiftlik ve çevresi, şarbon şüphesiyle karantinaya alındı. Çiftliğin girişine ise Tarım ve Orman Bakanlığı’nca ‘Bu mahallede şarbon hastalığı vardır’ yazılı levha asıldı. Çiftliğe giden yola ise önlem amaçlı kireç döküldü.

“KÖPEKLER VE KUŞLAR ÖLEN HAYVANLARIN LEŞLERİNİ YEDİ”

Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre karantinaya alınan hayvanlar, yaklaşık bir ay önce Ahiboz Köyü yakınlarındaki çiftliğe konuldu. Adını vermek istemeyen bir besici, şunları anlattı: “Yaklaşık 30-40 hayvan öldü. Bunları çiftliğin yanındaki dere yatağına attılar. Köyün köpekleri ve kuşlar, ölen hayvanların leşlerinden yedi. 3 gün önce de şarbon tespit edilince ölülerin üzerine kireç dökülüp gömüldü. Bu hayvanlar Mersin'de karantinadayken neden hastalıkları fark edilmedi? Bayram sürecinde Brezilya'dan binlerce hayvan getirilip tüm yurt genelinde dağıtıldı. Bunlar içinde de hastalıklı olabilir.”

Çiftliğin yanında bir köylüye ait bir çiftlik daha bulunduğunu söyleyen besici, “Bu bölgede bizim hayvanlarımız da gezer. Yine koyunların otladığı da bir bölge. Ancak bizim hayvanlarımız aşılıdır” diye konuştu. Besici, “Şu ana kadar tarım müdürlüğünden veterinerler gelip bizim hayvanlarımıza bakmadı. Ne olacak bilmiyoruz” dedi.

BAKAN İNCELEME TALİMATI VERDİ

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan konuyla ilgili olarak şu açıklama yapıldı:

“Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yaşanan şarbon vakasının ardından Tarım ve Orman Bakanı Dr. Sn. Bekir Pakdemirli inceleme talimatı vermiştir. Et ve Süt Kurumu tarafından ithal edilerek, Ankara İli Gölbaşı ilçesine bağlı Ahiboz Beldesi’nde faaliyet gösteren özel sektöre ait bir işletmeye getirilen kesimlik büyükbaş hayvanlarda, bakanlığımıza bağlı laboratuvarlarda yapılan analizler sonucu Anthrax (Şarbon) hastalığı tespit edilmişti. Anthrax (Şarbon) tespit edilmesinin ardından Gölbaşı Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ekipleri gözetiminde, söz konusu hayvan etleri imha edilerek, kesimhaneye karantina kararı alınmış ve tüm giriş çıkışlar yasaklanmıştı. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Anthrax (Şarbon) hastalığının tespit edilmesi üzerine bu konuyla ilgili Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı müfettişlerince inceleme başlatılması talimatı vermiştir. Bakanlığımızca bu konu hassasiyetle takip edilmekte olup, ayrıca hastalığın çiftlik dışındaki başka hayvanlara bulaşmaması içinde gerekli bütün tedbirler alınarak, uygulanmaktadır. Gerek vatandaşlarımızın gerekse de bölgedeki çiftçilerimizin endişe edeceği bir durum söz konusu değildir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

‘KONTROL VE DENETİM HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR’

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Veteriner Fakültesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ali Cesur Onmaz, ithal hayvanların çok sıkı denetime tabi tutulması ve bu kontrol zincirinde de herhangi bir aksamanın olmaması gerektiğini belirterek “Aksi halde şarbon başta olmak üzere deli dana, mavi dil, Schmallenberg virüs gibi birçok hastalığı ülkemize ithal etmiş oluruz” dedi.

HASTALIKLI ETLERİN YENMESİ DURUMUNDA TEHLİKE BÜYÜK

“İnsanlara ve diğer et yiyen hayvanlara bulaşma genellikle hastalıklı hayvanın etinin yenmesi ya da direkt temas yoluyla olmaktadır” diyen Doç. Dr. Onmaz, şunları söyledi: “Etkeni ‘Bacillus anthracis’ adı verilen bir bakteridir ve bu bakterinin sporları tarafından üretilen toksinler insanlar için öldürücüdür. Bu nedenle bu mikroorganizmalar biyolojik silah olarak da değerlendirilmektedir. Bu mikroorganizma ilk defa 1876 yılında Robert Koch tarafından bulunmuş ve 1881 yılında ise Pasteur tarafından ise bu hastalığa karşı ilk bakteriyel aşı hazırlanmıştır. Eğer hastalık insanlarda erken teşhis edilirse antibiyotiklerle tedavisi vardır. Bakteri toksinlerine karşı her bireyin farklı duyarlılığı ve dirençliliği olduğu bildirilmiştir. Ancak hayvanlarda hastalığın tedavisi yoktur ve genellikle hastalık hayvanlardaki ani ölümler sonucu tespit edilebilmektedir. Hastalık otçul hayvanlarda bakteri sporlarının ağız yoluyla alınması ve etçil hayvanlarda enfekte ölü hayvan etinin yenmesiyle yayılmakta ve salgın haline dönüşebilmektedir. Bu gibi durumlar da hasta hayvanlar (sığır, geyik, su aygırı, yaban hayvanları vb.) hemen resmi kurumlara ihbar edilmeli ve yetkililer tarafından bölge karantinaya alınmalıdır.”

AKSİ HALDE HASTALIK İTHAL ETMİŞ OLURUZ

“İthal hayvanlar ülkemize getirilmeden önce bulundukları ülkelerde bu ve benzeri hastalıklardan ari oldukları yönünde teste tabi tutulmaktadır. Ayrıca ithalat öncesi belli bir süre karantina altında bulundurulmaktadır. İthal edilen hayvanlar çok sıkı denetime tabi tutulmalı ve bu kontrol zincirinde herhangi bir aksama olmamalıdır. Aksi halde şarbon başta olmak üzere ‘deli dana, mavi dil, Schmallenberg virus’ gibi birçok hastalığı ülkemize ithal etmiş oluruz. Eğer ithal edilen hayvanlarda bakteri toksinleri nedeniyle ani ölüm, pıhtılaşma bozuklukları ve doğal deliklerden kan gelme görülürse şarbon hastalığından şüphelenilmeli ve en yakın Tarım ve Orman İl ya da İlçe Müdürlükleri gibi resmi organlara ihbarı yapılmalı ve alınan numune örneklerinin pozitif olması durumunda mutlaka hayvan açılmadan itlaf edilmeli ve güvenli bir şekilde gömülmelidir. Bölge karantinaya alınarak dezenfeksiyon işlemleri yapılıp güvenli bölge oluşturulmalı ve halk sağlığı açısından enfekte hayvanların bulunduğu bölgeye giriş çıkışlar yasaklanarak her türlü temastan kaçınılmalıdır. Özellikle sığır gibi ot yiyen enfekte hayvanların etinin başka etcil canlılar tarafından tüketilmesi mutlaka önlenmelidir. Bu tür tehlikeli salgınlarda Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) belirttiği tek sağlık konseptinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Sağlıklı insan demek, sağlıklı hayvan ve sağlıklı çevre demektir. Bu nedenle, beşeri ve veteriner hekimlerin tek sağlık konsepti altında bilimsel platformlarda daha çok bir araya gelmesi ve daha sıkı işbirliği ile halk sağlığı konusunda alınacak gerekli önlemleri resmi otoritelere bildirmesi gerekmektedir. Resmi otoritelerin de ithalat yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda bu uyarıları dikkate alması ve herhangi bir aksaklık yaşanmaması için ithalat konusunda atılacak tüm adımları halk sağlığını koruyacak şekilde düzenlemesi ve her şeyden önemlisi bu düzenlemeleri daha sıkı kontrol etmesi gerekmektedir.”

İHA – DHA

Son güncelleme: 10:49 29.08.2018
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more