Reklamsız Sözcü

Son Bizans İmparatoru Konstantinos kimdir? İşte XI. Konstantinos’un hayatı…

Konstantinos, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesi sonucu 29 Mayıs 1453'te Osmanlı askerleri ile çarpışırken öldürüldü. Konstantinos tahtta sadece 4 yıl kalmıştır. Peki XI. Konstantinos kimdir? İşte hayatı...

android-time 14:46 10 Nisan 2018
Son Bizans İmparatoru Konstantinos kimdir? İşte XI. Konstantinos’un hayatı…
Konstantinos, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesi sonucu 29 Mayıs 1453'te Osmanlı askerleri ile çarpışırken öldürüldü. Konstantinos tahtta sadece 4 yıl kalmıştır. Peki XI. Konstantinos kimdir? İşte hayatı...

Mehmet Bir Cihan Fatihi ile gündeme gelen son Roma İmparatoru Konstantin hakkında bilgilere ulaşmak isteyen izleyiciler Google’a başvuruyor. Haberimizden XI. Konstantinos’un hayat hikayesini öğrenebilirsiniz. İşte İstanbul fethi sırasında öldürülen Konstantinos hakkında bilgiler…

XI. KONSTANTİNOS KİMDİR?

XI. Konstantinos Paleologos, 1449-1453 arasında imparatorluk yapmıştır ve son Roma (Bizans) imparatorudur. II. Manuil ile Makedonyalı Sırp Dejanović Hanedanı’nın üyelerinden Konstantin’in kızı Helene’nin sekiz çocuğundan dördüncü oğluydu. İstanbul’un Fethi sırasında ölmüştür.

YAŞAMI

Mora despotu

Konstantinos Mistra, Mora’da doğmakla beraber çocukluğunu Konstantinopolis’de geçirdi. 1437–1440 döneminde Bizans İmparatoru olan kardeşi VIII. İoannis İtalya’da Floransa Konseyinde Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birbirine bağlanmasi için müzakerelerde bulunmakta iken Konstantinos, Konstantinopolis’de taht naipliği görevinde bulundu.

Ekim 1443’te merkezi Mistra olan Mora Despotluğu görevini atandı. Babası II. Manuil, Mistra’yı bir Bizans dinsel ve kültürel merkezi yapmak için çalışmıştı ve Konstantinos de bu politikayı devam ettirdi. Yine babasının başlattığı Korint Kıstağı’nda Mora’yı ayıran eski klasik Altı Millik Sur (Heksamilyon)’un devamlı tamirli bulunması ve kontrol altına alınması siyasetini de devam ettirdi.

1446’da Osmanli Devleti aleyhine Hünyadi Yanoş komutası altında Macar ve Sırp hükümdarlarının dâhil oldukları büyük bir Haçlı ordusu Balkanlar’dan geçmiş; Niş önünde Osmanlı Rumeli eyalet ordularını yenmiş ve Bulgaristan’tan geçerek Varna’da Karadeniz kıyısına varmıştı. Osmanlı Devleti’nin bu zaafiyetinden istifade etmek isteyen Mora Despotluğu hemen Korint Kıstağı’nı ordularıyla geçerek Attika Yarımadası’na, özellikle Tebai ve Atina’ya saldırıp bu şehirleri ve etrafındaki arazileri ellerine geçirdiler. Buraları Latin İmparatorluğu kalıntılarından Atina Düklüğü idaresi altında idi ve Floransa asıllı Atina Dükü II. Nerio Acciajouli Osmanlı Devleti’ne yıllık tazminat ödeyen vasal bir hükümdar statüsü taşıyordu. Bununla yetinmeyip Arnavutluk’a kadar uzanan bir akın da yapmışlardı. En son olarak Delfi civarını ele geçirmişlerdi.

Tekrar Osmanlı ordusu komutanlığına çağrılan II. Murad, hemen bir ordu ile Haçlılar üzerine yürüyüp, 10 Kasım 1446’da Varna Savaşı’nda galip gelerek Haçlı ordusunu ortadan silmiş ve Macar Kralı, Papa temsilcisi kardinal gibi Haçlı Seferi idarecileri bu savaşta ölmüşlerdi.

Mora despotlarının bu tutumlarına çok kızan II. Murad Varna Savaşından hemen sonra mevsimin geçliğine bakmadan bir Mora seferine girişmiştir. Varna’da galip gelen 50.000-60.000 kişilik ordu ile Atina üzerinden Mora’ya yürümüş ve Mora kuvvetlerini Korint Kıstağı’ndaki yeniden pekiştirilmiş Heksamilyon surları arkasına püskürmüştür. Konstantinos bu surların Osmanlıları durduracağını sanmaktaydı. Fakat II. Murad’ın Osmanlı ordusu elinde bulunan yeni bir silahtan habersizdi. Bu yeni silah, uzun toplardı. 27 Kasım 1446’da Korint Kıstağı’na yetişen Osmanlı ordusu ellerindeki uzun topları kullanarak 10 Aralık’ta Heksamilyon surlarını yerle bir etmeyi başarmıştı. Mora Despotu olan Konstantinos hemen geçilmez sandığı Mora’nın dağlık bölgelerine kaçtı. Mevsimin geçligi ve havanın soğukluğu nedeniyle Osmanlı ordusu Mora’yı fetih etme harekatına geçmeyip; iki koldan Mora içlerine akın yapılmış ve önemli miktarda ganimet ve esir toplanıp ordu Mora’dan geri çekilmiştir.

İmparatorluk dönemi

Kardeşi VIII. İoannis’in 1448’de varis bırakmadan ölmesi üzerine Konstantinos ve kardeşi Demetrios Paleologos arasında kimin imparator olacağı hakkında bir uyuşmazlık çıkmıştır. Demetrios babasının Floransa Konseyi’nde vardığı Ortodoks ve Katolik kiliselerinin Papa’nın liderliği altında birleştirilmesi hakkındaki anlaşmanın aleyhinde olanlar tarafından tutulmakta; geçici taht naibi olan anneleri İmparatoriçe Helena ise Konstantinos’u tutmakta idi. Her iki taraf da, yıllık tazminat verip vasalı oldukları Osmanlı Sultanı II. Murad’ın bu uyuşmazlığı halletmesini kabul etti. II. Murad Konstantinos’un Bizans İmparatoru olmasını kabul etti. 6 Ocak 1449’da Konstantinos, XI. Konstantinos Paleologos Drageses adıyla Mistra’da imparator olarak ilan edildi ve taç giydirildi. Ortodoks Kilisesi Patriği’nin bulunmadığı ve Konstantinopolis’de yapılmayan bir taç giyme töreni o vakte kadar hiç görülmemişti. Bizans’ın gücü o kadar küçülmüştü ki İmparatoru başkentine taşıyacak Bizans donanması gemisi bulunmuyordu ve Konstantinos, 11 Mart 1449’da bir Katalan gemisi ile başkentine varabildi. Başkentte toplam 4 yıl 2 ay 18 gün kaldı.

II. Murad 1451’de ölünce 19 yaşındaki oğlu II. Mehmed ikinci defa Osmanlı Devleti Sultanı oldu. Yeni sultanın tahta geçmesi zamanındaki zayıf anını yakalamak isteyen XI. Konstantinos, padişah çocuğu olan ve İstanbul’da bir yıllık haraç karşılığı tutulan Orhan’ın eğer II. Mehmed yıllık haracı ikiye katlamazsa serbest bırakılacağını bildirerek tehditte bulundu.

İstanbul kuşatması ve fethi

Konstantinos, Fatih Sultan Mehmet’e elçiler ile hediyeler ve hazineler göndermişse de sultanın fikrini değiştirememiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Nisan 1453’te başlattığı son kuşatma karşısında Konstantinopolis’i savunabilmek için Ortodoks Kilisesi’nin Roma’ya bağlılığını kabul ederek Batı’nın desteğini kazanmaya çalıştıysa da sonuç alamadı.

Savaşta, teslimiyet yerine direnmeyi seçti. 29 Mayıs 1453’te surları aşan Osmanlı askerleriyle çarpışırken öldürüldü. Cesedinin bulunup bulunmadığı tartışma konusudur. Bazı kaynaklar sadece imparatorların giyme hakkı olan mor renkli çizmelerinden tanınan cesedinin ölü askerlerinin arasında bulunduğunu bildirirler.

Doğudaki pek çok kilise (Doğu Katolik Kiliseleri dâhil) kendisini “şehit (Yunanca: ἐθνομάρτυρας – ethnomartir)” ve “aziz” olarak ilan etmişlerdir. Bazı Yunanlar ve Rumlar arasında hayatı, ölümü ve gelecek hakkında efsane ve inançlar da bulunmaktadır.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more