Reklamsız Sözcü

Telsiz Kanunu’na muhalefetten az daha hapse giriyordum

Nam-ı diğer “Bay Sinema” Türker İnanoğlu: “İlk uydu anteni Başbakanlık konutuna, ikincisini de Günaydın Gazetesi’nin tepesine kurdum. Ulusal’ın bahçesine de bir tane kurunca, anında polis kapıya dayandı!..”

android-time 02:54 7 Nisan 2018
Telsiz Kanunu’na muhalefetten az daha hapse giriyordum
Nam-ı diğer “Bay Sinema” Türker İnanoğlu: “İlk uydu anteni Başbakanlık konutuna, ikincisini de Günaydın Gazetesi’nin tepesine kurdum. Ulusal’ın bahçesine de bir tane kurunca, anında polis kapıya dayandı!..”

RÖPORTAJ: Nil SOYSAL

Türker İnanoğlu sadece “İlk”leri ve başarıları ile değil, hafızası ile de şaşırtıyor insanı! 60 küsur yıl önceki bir anıyı anlatırken, sizi de alıp o ana sürüklüyor. Çok tuhaf bir durum. Sanki o ana tanıklık etmiş gibi oluyorsunuz. Sinemacı olmak böyle bir şey mi acaba?..

 Video olayında Günaydın Gazetesi'nin sahibi Haldun Simavi ile de bir ortaklığınız olmuştu yanılmıyorsam…

Haldun Bey, Türkiye'nin milyon basan tek gazetesinin sahibiydi. O da basından yükleniyordu. Böylece bu iş Türkiye'de de patladı!

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve eşi Semra Hanım...

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve eşi Semra Hanım…

‘INDIRA GANDHI SUİKASTINI DÜNYAYA BİZ DAĞITTIK!'

 İlk uydu antenini de siz getirdiniz…

Turgut Bey de duymuştu bu anten olayını. İlk uydu anteni Başbakanlık konutuna, ikincisini de Günaydın Gazetesi'nin tepesine kurduk. Hatta o sırada Hindistan'da Indira Gandhi öldürüldü! Bu olayı Hint Okyanusu'nun üstündeki Rus uydusundan alıp, dünyaya ilk dağıtan Günaydın Gazetesi oldu. Haldun Bey çok para kazandı o işten. O sırada Ulusal'ın Ankara'da da bir bürosu vardı. Bahçe içinde bir ofisti. Bir tane uydu anten de oraya kurdum. Vay! Sen misin kuran! Anında polis dayandı kapıya! Zabıt tuttular, savcıya ihbar ettiler beni. Az daha hapse giriyordum!..

 Nasıl yani?

Telsiz Kanunu'na muhalefetten, 3 yıllık hapsim istendi! Semra Hanım'a gittim, durumu anlattım. O da Özal'a intikal ettirdi. Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı'na söylediler, o da bana akıl verdi; “Başbakan Özal istedi, onun konutunun bahçesine koyduk diye git anlat” dedi. Ben korkudan ifadeye bile gidemiyorum bu arada. Neyse sonunda gittim, verdim ifadeyi, konu da kapandı. Türkiye'de uydu antenin yerleşmesine neden olduk o dönemde. Kısa bir süre sonra Hürriyet Gazetesi bir kampanya yaptı. Kurayla herkese uydu anten verdiler. O antenleri de Çin'den ben getirttim.

SİNEAMA KANUNU İÇİN TBMM'DE MUTABAKAT

 Sinema kanunları nasıl çıktı?

Turgut Bey Başbakan, Mesut Yılmaz Kültür Bakanı. Ben de Turgut Bey'in İcraatın İçinden programının yapımcısıyım. Yani onlara biraz yakınım. O sırada Türk sineması da hiçbir kanunu, nizamı, intizamı olmadan kendi kendine yürüyordu. Bir kanun gerekiyordu Türk sineması için. Bu sıkıntıları Özal'a anlattım. “Bunun için bir kanun çıkartmak lazım” dedi. Bunu gidip diğer partilere de anlatmamı istedi. TBMM'deki bütün siyasi partilerden randevu aldım. 116 kişiyle tek tek görüştüm. Bütün partilerin kararıyla 3257 sayılı Sinema Kanunu ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun bugüne uyarlanması, TBMM'de hiç fire vermeden, tam mutabakatla çıktı. Bu sinema için çok önemli bir dönüm noktasıydı.

Türker İnanoğlu, eski Başbakan Mesut Yılmaz ile birlikte...

Türker İnanoğlu, eski Başbakan Mesut Yılmaz ile birlikte…

 İlk özel televizyon ve arkasından ATV Başkanlığı da var!

ATV yeni kurulmuştu. Yüzde 50 hissesi Sabah Grubu'nun o zamanki patronu Dinç Bilgin'in, yüzde 50 hissesi de iki bankanındı. Bir ihtilafa düşüyorlar. Piyasaya borç, harç… Kanal batmak üzere! O arada birisi bunlara bir akıl veriyor. Diyor ki; “Altın ortak alın, belirli hisse verin, kanalı kurtarın!” İşte o altın ortak dedikleri aslında küçük ortak bendim. Ortaklıkla birlikte kanalın yönetimini de bana verdiler. O batmak üzere olan kanal 9 ay sonra Türkiye şampiyonu oldu.

‘DEMİREL'İN MÜTHİŞ BİR HAFIZASI VARDI'

– Turgut Bey'le çok yakındınız. Peki Süleyman Demirel ile…

(Gülüyor) Turgut Bey'le yakın olduğum için onunla pek samimiyetim yoktu. Ama bugün onu da çok arıyorum…

1975-1976 MC Hükümeti işbaşında. Sansür tepemizde bir balyoz gibi duruyor ve seks filmleri, karate filmleri de o dönemde başladı. Bir yapımcı eski yaptığı bir filmin ismini kullanıp, çektiği bir seks filmiyle ortaya çıkıyordu. Türk Sineması'nın o günlerde çöküşünün nedeni buydu. Yapımcı, yönetmen ve sanatçıdan kurulu 8 kişilik bir ekiple Demirel'e gittik. Bizi Ankara Güniz Sokak'taki evinde kabul etti. Derdimizi anlattık, koalisyon hükümeti olduğu için tam olmasa da bir nebze yardım gördük.

Türker İnanoğlu, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile birlikte...

Türker İnanoğlu, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile birlikte…

Yıllar sonra bir akşam Cem Yılmaz'ı seyretmeye Maslak TİM'e geliyor Süleyman Bey. “Burası kimin” diye soruyor. “Türker İnanoğlu'nun” diyorlar. “Kendisi nerede? diyor. Ben de Kanlıca'da evdeyim o sırada. Aradılar. Hemen motora atladım, önce İstinye, oradan da TİM'e geçtim. “Burası neresi” diye sordu ilk. “Efendim burası Darüşşafaka'nın yeri. Yap-işlet-devret ile 30 seneliğine kiraladım” dedim. “Burayı Darüşşafaka'ya ben verdim. Genel Sekreterim Necdet Seçkinöz Darüşşafakalıydı” dedi. Süleyman Bey, tam 30 sene Necdet Seçkinöz ile birlikte çalıştı. Onun araya girmesiyle bu büyük araziyi Darüşşafaka'ya tahsis ettiğini anlattı. Sonra bana Diyarbakır'daki Dilan Sineması'nın sahibi Nejat Dilan'ı sordu. “Bilmiyorum efendim… Sinemayı bozdular, yerine başka bir şey yaptılar” dedim. İzmir'den Şenocak Sineması'nın sahibini sordu… Safranbolu'lu olduğumu öğrenince, Mehmet Çınar'ı sordu! Safranbolu'da ufak bir sinema vardı. Çınar Sineması. Mehmet Çınar da onun sahibiydi. “Yaşıyor mu?” dedi. Yazlık sinemaları olan bir Mehmet Ağa vardı. Onu sordu. Filmci ağabeylerimizden Hürrem Erman'ı ve Murat Köseoğlu'nu da sordu. “Yaşıyorlar mı?” dedi, vefat ettiklerini bildirdim. Müthiş bir hafızası vardı. Hatta bir seçimde ona iki puan kaybettirmişim. Onu bile hatırladı!..

 Nasıl?…

1991 seçimlerinden ANAP'tan Mesut Bey ile Doğru Yol'dan Demirel çarpışıyor. İlk kez özel televizyonların parti propagandasını televizyonda yapması dönemi de o zaman başladı. Her parti kendine göre birtakım şarkılar yaptırdı. Mesut Bey'in bu konuda yapımcısı da bendim. Onno Tunç'un bestesini, Aysel Gürel'in güftesini yazdığı, Sezen Aksu'nun okuduğu “Hadi bakalım kolay gelsin” şarkısını Mesut Bey'in mitinglerdeki çekimleriyle kaynaştırarak çok güzel bir klip yaptık, çok beğenildi. Dilden dile dolaşıyordu. Bu arada Star TV'de Cem Uzan'la Ahmet Özal ortaktı. Star TV kendi elemanlarına iç yapım olarak; “Demirel'e 10 Sual” adlı çok çirkin bir reklam spotu hazırlattı. Hakaret, iftira içeren bir spottu. Bu da kendi televizyonlarında gösterildi. Ahmet Özal'la Cem Uzan'ın ayrılmasına nedendi bu program. Seçimi 1-2 puan farkla Süleyman Bey aldı. Başbakan oldu. İlk işi bu programı yapanı bulmaktı. Yanlış yönlendirmelere ben hedef oldum. TRT'deki Bir Başka Gece adlı programım Süleyman Bey'in emriyle bir anda kaldırıldı. Yapacak bir şey yoktu. Dönemin Devlet Bakanı Cavit Çağlar, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu, Ahmet Özal'la da konuyu konuşuyorlar. Benim sadece profesyonelce şarkı klibi yaptığımı, bu işle bir ilgim olmadığını anlıyorlar. Demirel'e gidiyorlar, durumu anlatıyorlar; “Haksızlık yaptık” diyorlar ve 2 hafta duraklamadan sonra Bir Başka Gece yeniden başlıyor. Demirel TİM'e geldiğinde hiç o iğrenç programdan bahsetmeden; “Yaptığın müzikli kliple benim 2 puanımı yedin” diye espri yaptı.

basliksiz-5

Türkan Şoray'dan Cüneyt Arkın'a, Özal'dan Demirel'e kadar bilinmeyen anılarını anlatıyor… -7-

Esas sansür denen bir bela vardı! Sansür Ankara'daydı. Bir filmin oynaması için gerekli bütün işlemler Ankara'da yapılıyordu. Önce senaryo gidiyordu. Senaryo gittikten sonra tasdik oluyordu. Biz de bütün bu süreci takip ediyorduk. Bir elemanımızı yolluyorduk Ankara'ya. Çünkü onlara bırakırsan, evrak altı ayda zor geliyordu devletten! En son olarak filmin çekim kağıdı alınıyordu. O da Ankara'daydı. Bizim eleman o çekime başlama kağıdını da alıyordu ve nihayet filmi çekmeye başlıyorduk.

Bu kadarla bitse iyi… Filmi çektikten sonra, bu defa; “Film çekimi bitmiştir” yazısını Ankara'ya verip, sansüre tarih alıyorduk! Ona da bir elemanımız gidiyordu. Sonra film de gidiyordu Ankara'ya. Eğer tehlikeli bir durum filan varsa, ben de gidiyordum…

NECDET TOSUN'LA YOLDAYIZ…

Necdet Tosun benim çok yakınımdı. Biraz da gırgır olsun diye, seyahatlere onu da götürürdüm.

Yine böyle sansüre film götüreceğiz Ankara'ya. Necdet'e dedim ki; “Oğlum bak! Gece 02.00'de İstanbul'dan çıkıyoruz. Sabah 10.30'da sansüre yetiştireceğiz filmi. Karnım acıktı, çişim geldi filan dinlemem. Hepsini yap öyle çıkacağız yola!”

“Sadece Bolu Gerede'de benzin almak için duracağız. Bir ihtiyacın olursa orada halledersin” dedim.

İzmit'ten geçiyoruz sahlep istiyor… Adapazarı'ndan geçiyoruz canı simit çekiyor… Durmadık tabii. Sonra başladı; “Tuvaletim geldi “demeye. “Tut” diye diye vardık Gerede'ye…

Necdet bir fırladı arabadan!.. Sinirlenmişti de, kapıyı bir hışım çarptı gitti… Arkasından ben de gittim tuvalete. Adamcağızın biri orada ihtiyacını görüyor. Necdet içeride. “BOM BOM BOM (!)” osuruk sesleri geliyor. Adamcağız ne olduğunu anlayamadı bir an. Deprem oluyor zannetti. “Eşhedü enla ilahe illallah” diye diye dışarı kaçtı!

Türker İnanoğlu, Necdet Tosun'un balmumu heykeliyle...

Türker İnanoğlu, Necdet Tosun'un balmumu heykeliyle…

Yarın: ÇOCUK FİLMİ İZLEMEKTEN HOŞLANAN CUMHURBAŞKANI KİM?

Son güncelleme: android-time 10:2507.04.2018
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more