Reklamsız Sözcü

Türkiye’ye olan borcumu ödemek için kitap yazdım

HALK TV’nin başarılı sunucusu Tuba Emlek son kitabı ‘İz Bırakanlar’ı SÖZCÜ’ye anlattı. “Atatürk çocuğuyum, Cumhuriyet kadınıyım” diyen Tuba Emlek, ‘İz Bırakanlar’ın ülkeye ödemesi gereken borçlardan biri olduğunu söyledi.

android-time 03:06 5 Nisan 2018
Türkiye’ye olan borcumu ödemek için kitap yazdım
HALK TV’nin başarılı sunucusu Tuba Emlek son kitabı ‘İz Bırakanlar’ı SÖZCÜ’ye anlattı. “Atatürk çocuğuyum, Cumhuriyet kadınıyım” diyen Tuba Emlek, ‘İz Bırakanlar’ın ülkeye ödemesi gereken borçlardan biri olduğunu söyledi.

RÖPORTAJ: Nil SOYSAL

Halk TV'nin İstanbul sorumlusu ve başarılı sunucusu Tuba Emlek, çok güzel bir iş yapmış gerçekten de… İz Bırakanlar adıyla her hafta iki gün programına konuk ettiği isimleri, aynı adlı kitabına da almış. Bana sorarsanız bu kitap bir vefa kitabı…

– İz Bırakanlar kitabınız çıktı. Halk TV'de devam eden programınızın da adı… 

İz Bırakanlar benim için çok özel bir program oldu. Çıkışıyla da, ilham aldığım noktayla da alakalı bu. Henry Miller'un “Remember To Remember” diye bir kitabı vardı; Türkçesi “Hatırlamayı Hatırlamak.” Bir akşam otururken hafızamı yokladım ve kendi kendime dedim ki; içinden geçtiğimiz konjonktürde pek çok şey siliniyor hafızamızdan, kaybolup gidiyor. Hatırlamayı hatırlatmak lazım. Ülkemizin çok önemli değerleri var. Edebiyat alanında, sanat alanında, spor alanında, gazetecilik alanında… Bu insanları hatırlatmak istedim.

Tuba Emlek, kitabını Nil Soysal'a anlattı.

Tuba Emlek, kitabını Nil Soysal'a anlattı.

– Program ne zaman başladı?

14 ay oldu program başlayalı. En son 41'inci program yayına girdi. Haftada iki yayın yapıyoruz. Dolayısıyla her mecradan insanı ve aynı zamanda dönemi de anlatıyor. 50'lerden sonra, işte 68 kuşağı, 70'ler,  80 dönemi, 90'lar her alanda ve tüm o zaman dilimlerine yayılmış, aktif olan, üreten insanları bu programda ağırlamak istedim.

– Kimdi ilk konuğunuz?

İlk konuğum; Kapalıçarşı'da Gramafon Baba diye anılan Mehmet Usta idi. İstanbul'un en eski ve tek kalan gramafon tamircisi. İkinci konuğum da 110 yıllık bir eczanenin sahibi Melih Ziya Sezer'di. Hemen ardından çok sevdiğim değerli meslek büyüğümüz Hıfzı Topuz ile çektik. İlk kitabımda onun kaynaklarından çok faydalanmıştım zaten.

 Tabii bütün isimler tek kitaba sığmamış. İz Bırakanlar bir seri mi olacak?

Kitap Asi Yayıncılık'tan çıktı. Bu seriyi yayınevi ile üç bölüm olarak kurguladık. İkincisini Mayıs ayında çıkarmayı planlıyoruz. Programla aynı akış içinde İz Bırakanlar kitaplarının da devam etmesini amaçlıyoruz. Bu programda portreleri işliyoruz. Ama yola çıkış noktam; ‘Var kalış hikayeleri'. Çünkü herkes dünyaya geldiğinde var oluş hikayelerine dahil oluyor bir şekilde. Bunu var kalışa çeviren insanların hikayeleri adeta bir tılsım gibi bizim hafızalarımızda yer ediyor. Bir ilham kaynağı olabiliyor, kimileri için bir motivasyon kaynağı olabiliyor. Şu anda bu isimleri belki de hiç bilmeyen, tanımayan genç kuşaklara onları tanıtmak gerektiğine inanıyorum. Kendi adıma da; ben Atatürk çocuğuyum. Cumhuriyet kadınıyım. Bu ülkeye borcum olduğunu düşünüyorum. Bu kitap da benim ödemem gereken borçlardan sadece bir tanesi diye düşünüyorum.

Tuba Emlek, “Bir kuşağı, bir dönemi, var kalış hikayelerini hatırlatmak istedim” dedi.

Tuba Emlek, “Bir kuşağı, bir dönemi, var kalış hikayelerini hatırlatmak istedim” dedi.

– Peki İz Bırakanlar'da sizde en çok iz bırakan kim oldu şu ana kadar?

Beni en çok etkileyen hikayelerden biri İlyas Salman'ın hayat  hikayesiydi. Bir kardeşinin yanarak ölmesi ve 17 yaşına kadar hiç ağzına et koymaması! 17 yaşında ilk defa et diye yediği de, aslında ciğer! Çok dramatik bir  hikayeydi gerçekten.

Toplumsal bir grizu yaşıyoruz

– Siyasiler olmayacak mı ‘İz Bırakanlar'da?

İlk anda biraz siyasetten uzak olmak istedim. Çünkü hep siyaset konuşuyoruz. O kadar siyasetle iç içe yaşıyoruz ki, bir soluk almaya ihtiyacımız var. Bir de; bir karikatür için bile Silivri'nin yolunun tutturulduğu günlerden geçiyoruz. Bir bakıyorsunuz heykeller yıktırılıyor, tiyatroya bakıyorsunuz pek çok oyun yasaklanıyor, oynatılmamaya  çalışılıyor. Bu dönemin milli mücadelesi halkın haber alma özgürlüğüne katkıda bulunarak oluyor. Biz de, siz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Ama İz Bırakanlar'da en azından şimdilik bütün bunlardan uzak kalmak istedim.

04kitapsonnn

– Hem bir gazeteci hem de bir klinik psikolog gözüyle şu andaki toplum psikolojisini nasıl yorumluyorsunuz?

Toplumsal bir grizu yaşıyoruz diye düşünüyorum.  Bu müthiş bir sıkışma ve toplumun çok uzun süre taşıyabileceği bir psikoloji değil. Bakın  işsizlik rakamları şu an ikili hanelerde. Binlerce genç üniversitelerden mezun oluyor ve işsiz. Kadınlar şiddet görüyor ve ötekileştiriliyor. Aslında erkekler de baskı altında. Dolayısıyla bunun uzun vadede taşınabilir olduğunu düşünmüyorum. Toplum psikolojisi şu anda çökmüş vaziyette.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more