Reklamsız Sözcü

Tek sorun çamaşır makinesini ‘kahveciye’ götürememek!

'Hayatı kolaylaştıran' teknoloji odaklı beyaz eşyalar Türkiye pazarında büyüyor. Dijital nesil; app ile yönetilen havalı çamaşır makinesini 3'üncü dalga kahveciye götüremeyeceği için bir burukluk yaşasa da beyaz eşyada premium modellere sıcak bakıyor.

Patrick ÖZDEMİROĞLU
android-time 12:28 26 Şubat 2018
Tek sorun çamaşır makinesini ‘kahveciye’ götürememek!
'Hayatı kolaylaştıran' teknoloji odaklı beyaz eşyalar Türkiye pazarında büyüyor. Dijital nesil; app ile yönetilen havalı çamaşır makinesini 3'üncü dalga kahveciye götüremeyeceği için bir burukluk yaşasa da beyaz eşyada premium modellere sıcak bakıyor.

Dijital çağda kanıksadığımız bir gerçek var. Teknoloji çok ama çok hızlı gelişiyor, inovatif ürünler geliştirmek için çılgın bir yarışma var. Ancak dönüşen sadece firmalar değil, kullanıcılar da (Bizim gibi çevrim dışı hayatlara doğan yaşlılar dahil) öylesine çektiği fotoğrafın Pulitzer alacak bir şaheser gibi görünmesini sağlayan teknolojiye hak edilmiş bir nafaka gibi bakıyor artık. Kullanıcı birkaç gün önce varlığından haberdar olmadığı özelliklerin birkaç dakikalık yoksunluğundan acı duyuyor. Bu yüzden sadakatini markaya değil özelliklere, cihaza değil teknolojiye sunuyor. 

Sonuç: Küçük detayların alım kararlarını etkilediği bu yarış içinde firmalar daha stabil yollar arıyor. Özellikle de hedefi çok yukarı koyanlar. O nedir? Ekosistem kurmak ve onu sürekli genişletmek. Birbiriyle konuşarak hayatı kolaylaştıran cihazlar, ihtiyaç kapatan ürünler. Dosyalarını benim bulutumda saklasın, müziği servisimde dinlesin, çamaşır makinesini telefonumla başlatsın, marketteyken buzdolabımın içini görsün ve yumurta olduğu halde tekrar yumurta almasın. (Çünkü birçok gıdanın aksine yumurtanın buzdolabında konacağı yer spesifiktir ve ikinci katı çıkmak herkesi huzursuz eder.)

ANAHTAR: TÜKETİCİNİN HAYATINA DOKUNMAK

Hayat ne yazık ki sürekli kolaylaştırılmaya ihtiyaç duyan bir şey. App indirirken de telefon alırken de plaj havlusu seçerken de müşteri davranışlarını bundan bağımsız düşünemiyoruz. (Çok hızlı kuruyan ve bavulda yer tutmayan havluma buradan selam gönderiyorum) Girdiği pazarda yer edinmek isteyen oyuncuların başarılı olma ihtimalleri ile hayata dokunmak arasında doğrusal bir ilişki mevcut. İnanılmaz çığır açıcı bir teknolojik özellik geliştirirsiniz ama (henüz) bir üçlü priz ve uzatma kablosu kadar gündelik fayda sağlamıyorsa satın alıma etki etmeyebilir. 

Global oyuncular Türkiye pazarına girerken buradaki boşluğu doldurarak büyümeye gayret ediyor.  Bu bağlamda 2018'de görücüye çıkan iki Samsung teknolojisini örnek gösterebilirim:

Wind-Free klima: Ülkemizde kutuplaşma her geçen gün daha endişe verici bir hal alıyor. Evet klima konusundan bahsediyorum. Yaz mevsiminde klimayı açıp kapatma sırasında açığa çıkan beyaz yakalı pasif agresif enerjisi ile ortalama bir kasabanın elektrik ihtiyacını karşılamak mümkün. Halk arasında “Klima boynuma vuruyor” diye anlatılan vakaya karşı Wind-Free teknolojisini geliştiren Samsung soğuk havanın binlerce küçük delikten yayılıp rüzgar etkisi yaratmamasını hedefliyor.

kl

Akıllı kapak: Çamaşır yıkarken her zaman “bir kıyafet” makine çalışmaya başladıktan sonra ortaya çıkar. (Bknz. Murphy) O çamaşır bir sonraki seansa devreder ve bu bir moral bozukluğuna neden olur. Akıllı kapak teknolojisi de işte makine çalışırken o çamaşırın içeri atılmasını mümkün kılıyor.

BİR BİLMECE OLARAK; TÜRK AİLE YAPISI

Bu pencereden baktığımızda ‘inovasyon', ‘nesnelerin aklı', ‘hayatın omuzlarından yük alma' Samsung'un büyümesinin anahtar kelimeleri gibi görünüyor. Ancak beyaz eşyada Türk tüketicilerin eşi benzeri bulunmayan durumu tüm uluslararası oyuncuların elini zorlamakta: Cep telefonu alım kararı bireysel bir seçim olarak ortaya çıkarken beyaz ev eşyası için aile meclisinin köklü kurumları devreye giriyor. Bu alanda tekil tüketiciyi anlamak yetmiyor, Türk ailesi davranışlarını da okumak gerekiyor.

‘Millennial'lar; app ile yönetilen havalı çamaşır makinesini veya kapısında maç izlenen buzdolabını 3'üncü dalga kahveciye götüremeyeceği için bir burukluk yaşasa da beyaz eşyada premium modellere sıcak bakıyor. Peki bu çevrimiçi kuşak karar alma insiyatiflerini ebeveynlerinden tamamen devralacak mı? Yakın gelecekte Türkiye'deki pazar; fayda ve alışkanlıklar arasındaki bu mücadelenin sonucuna göre şekillenecek. 

Son güncelleme: android-time 12:3826.02.2018
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more