Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

O kişiyi niye bana soruyorlar?

29 Mart 2018

BUNU YAZMAK GEREK

O kişiyi niye bana soruyorlar?

Önceki gün yazdığım bir yazı neredeyse hiç ilgi görmedi.
Sadece Twitter'da kimi troller muhtemelen yazının içeriğine bile bakmadan hafif çaplı saldırıda bulundular.
Tabii sizler yoğun biçimde okudunuz, paylaştınız.
Benim “ilgi” açısından kastım siyasi çevreler. Oradan “tık” çıkmadı.
Yazı saraya yakın bir Ankaralı haber kaynağıma dayanıyordu.
Bir belediye başkanı hakkında sıkça duyulan akçalı sorunlar nedeniyle AKP Genel Başkanı güvendiği bir isme “bir bakın” diyor.
O da belediye başkanının görev yaptığı ilin Tapu Kadastro Müdürü'nden tapu kayıtlarını istiyor.
Belediye başkanı olmadan bölgede kendisi, birinci derece yakınları ve eşinin birinci derece yakınlarından hiç kimsenin tapu sahibi olmayan bu kişinin şu anda 2 bini aşkın tapusunun bulunduğu anlaşılıyor.
Araştırmayı yapan durumu AKP Genel Başkanı'na anlatıyor. O da bu belediye başkanını görevden alıyor.
Normal koşullarda bu yazının olay yaratması gerekirdi.
Hiçbir şey olmazsa “merak” uyandırır “kim bu 2000 tapulu belediye başkanı” diye soran olurdu.
Muhalefet partileri bunun üzerine gider, görevden alınan belediye başkanlarını mercek altına yatırırdı.
Muhalefet temsilcileri AKP Genel Başkanı'na “yolsuzluk olduğuna kanaat getirdiğiniz için belediye başkanını görevden alıyorsunuz ama neden yargıya başvurmuyorsunuz, siz adaleti dağıtan kişi misiniz, cezalandırıcı siz misiniz?” diye sorabilirdi.
Bunların hiçbiri olmadı.
Bunun ötesinde AKP tarafından da bir yalanlama gelmedi.
Dediğim gibi sadece troller ses verdi.
Onlar da çok uyanıklar ya, bu kişinin kimliğini açıklamam gerektiğini belirttiler ısrarla.
Bakın bazıları neler yazmıştı;
 İddaları İspat Edebilecek Gerçek Tek Bir Belgeniz Varmı Varsa Niye Köşenizde Yayınlamadınız Yoksa Niye Böyle Belgesiz İddaları Yazıyorsunuz Yarın Belediye Başkanı Çıkıp İdda Eden Ispatla Mükelleftir Ispat Etmezse ŞEREFSİZDİR Derse Kabul Edecekmisiniz.
– Madem ismini biliyorsun ver savcılığa iskembeden atmak kolay.
 Cem küçük tarafından medeni ölü yapılan cancık sürekli yalan yazmadan bıkmıyor yarın yazdıklarını yüzüne çarparlar.
– Üzerine 2000 tapu olan Belediye Başkanın RTE tarafından görevden alınması uydurulmuş bir hikayedir. Haberin doğru olduğunu varsayalım fakat görevden alınma sebebi RTE nin dürüst olduğundan değil aksine aslan payının kendisine verilmemesinden kaynaklanmıştır.
 1) Belediye başkanının adını yaz. Kaçak güreşme (gerçi ben kimden bahsettiğini tahmin ediyorum) 2) CB kendisi mi yargılayacak? Savcıların görevi ne?
Ülkenin çivisi çıktı deyince kimse kızmasın…

DEDİKODU

AKP'liden uyarı “Hiç bekleme kimse tepki göstermeyecek”

Görev yaptığı süre içinde 2000'in üzerinde tapuya sahip olan belediye başkanı ile ilgili yazımın siyasi çevrelerde hiç ilgi görmemesini AKP'li bir dostumla konuşuyordum.
“Şaşırdım vallahi” dedim. “Böyle bir olay kaç kere görülür ki, kimseden ses çıkmıyor” diye de devam ettim.
AKP'li dostum güldü “Bir kere” dedi ve ekledi; “Böyle bir olay kaç kere görülür sorun yanlış olabilir sayısı çok fazladır belki.”
Sonra da sordu; “peki muhalefetten bir ses geldi mi?”
Ben cevapladım; “Aslına bakarsan asıl tepkim muhalefete, böyle bir olayın bile üzerine gitmeyecekse ne yapacak?”
AKP'li dostum yine güldü, “hiç bekleme” dedi.
“İyi de niye?”
Sorum sanki dünyanın en tuhaf sorusuymuş gibi suratıma bakan AKP'li dostum ardından inanılmaz bir iddiada bulundu; “Bu kişinin kim olduğunu tahmin ediyorum. Eğer oysa ne bizimkiler, ne CHP'liler ne de HDP'liler ağzını açamaz.”
Şaşkın biçimde baktım ben de “O da ne demek?” diye sordum.
“Ne demesi var mı?” dedi. “Bu kişiyle işbirliği yapmayan yok ki, herkes bulaşmış durumda; kimse çıkıp da aleyhine bir şey yapamaz zaten, bugüne kadar birkaç kişi yazmaya kalktı aynı şekilde herkes sessiz kaldı.”
Vallahi söyleyecek lafım yok.
Balık baştan falan kokmamış tuz bile kokuyor.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

İltica ile sınır ihlali aynı şey değil

Yunanistan'la küçük çaplı bir sorunumuz var.
Bir süre önce Trakya'da iki Yunan askeri sınırımızı geçti. Bu askerler sınırdaki Türk askerleri tarafından yakalandı.
Tutuklanan Yunan askerleri sınırı yanlışlıkla geçtiklerini başka bir kasıtları olmadığını söylediler.
Bütün diplomatik girişimlere rağmen mahkeme iki Yunan askerini iade etmiyor ve tutukluluk hallerini sürdürüyor.
Konu en son Varna'da yapılan AB-Türkiye zirvesinde de dile getirildi, AB temsilcisi iki askerin iadesinin iyi olacağını söyledi ama henüz bir sonuç alınamadı.
Buraya kadar söyleyeceğim bir şey yok. Durum gayet açık ve normal.
Tuhaf olan AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın bu durumu anlatırken Yunanistan'a iltica eden cemaatçi Türk subaylarını dile getirmesidir.
Erdoğan dün Varna'dan dönerken gazetecilere bu konuda şunları söylemiş; “Tabii ki iki asker konusunun üzerinde bu denli duranların, Türkiye'de darbeye karıştıktan sonra Yunanistan'a kaçan Türk askerlerinin bize iadesi meselesi üzerinde hiç durulmamasının hakkaniyetle bağdaşmadığını da anlattım. Biz elbette iki olay arasında herhangi bir bağ kurmuyoruz. Ama bizim ülkemize darbe yapanlar hâlâ Yunanistan'da. Biz kendilerinden istediğimiz halde bize vermediler. Bu konuda hiç seslerini çıkarmayanlar, iki Yunan askerinin hemen bırakılması gerektiğinden bahsediyorlar.”
Erdoğan bağ kurmadıklarını söylüyor ama iki Yunan askerine karşı cemaatçi subayları anmaktan da geri durmuyor.
İkisi çok farklı. Biri iltica. Hukuki prosedürü çok farklı. Diğerinde ise sınır ihlali var. Yanlışlık da olabilir kasıt da.
Bu durumda iki olayı kıyaslamaya kalkmak iç kamuoyunda “helal olsun, biz de onların askerini vermiyoruz” efekti yapabilir ama uluslararası alanda sadece komik duruma düşeriz.
Gerçi iktidarın buna pek aldırdığı yok ama.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Bu kadar yağcılığa gerek yok ki

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman belli ki AKP Genel Başkanı'nı çok seviyor.
Stadın açılışında sarf ettiği “Sayın cumhurbaşkanım” sözleri konuşmasında geçen diğer kelimelerin toplamından daha fazla yer tutmuştu hatırlarsanız.
İşadamı olarak bu tür bir yağcılığı yapması mazur görülebilir ama çok güzide ve köklü bir kulübün başkanı olunca görüntü biraz tatsız oluyor.
Fikret Orman dün de “Afrin'e gideceğini” söylemiş.
Bölge halkının yıllardır çıkar savaşları altında ezildiğini söylemiş Orman  ve “Türk askerinin gelmesiyle rahat bir nefes alan ve huzura kavuşan tüm Müslüman kardeşlerimizi ziyaret edip Beşiktaş'ın da onların yanında olduğunu hissettirmek istiyorum” demiş.
Oradaki askerler sadece Beşiktaşlıların değil tüm milletin yanlarında olduğunu biliyor zaten.
Beşiktaş Başkanı'nın bu gayretkeşliğini bir yere koyamıyorum. Tabii iktidara yaranma arzusunun dışında.

KOMİK

Bu bir “bizim mesleğe laf söyleyemezsiniz” yazısıdır

Çoktandır duymadığımız bir haber türünü dün yine yaşadık.
Bizde nedense hemen her meslek sahibi kendi mesleğini kutsadığı için belki, hakkında olumsuz bir şey söylenmesini asla istemez.
Bu doğaldır elbette ama örneğin bir filmde sahtekârlık yapan doktor bütün doktorları kapsamaz ama nedense doktorlar ayağa kalkarlar ve “bu bize yapılmış hakarettir” diye öfkelenirler.
Bir hostes senaryo gereği kötü gösterilmişse hostesler ayaklanır, kötü niyetli bir öğretmenin adının anılmasından sonra öğretmenler bildiri üzerine bildiri yayınlar.
Gazeteci Hüsnü Mahalli de Halk TV'deki programında CHP Genel Başkanı'nın bir jeoloji mühendisini danışman yapmasını şu cümlelerle eleştirmişti; “Kemal Kılıçdaroğlu eski gençlik kolları başkanı bir arkadaşı şimdi adını hatırlamıyor, çok iyi olabilir, çok zeki olabilir ama bir jeoloji mühendisini, bu kadar medya danışmanı varken, propaganda uzmanı varken, siyaset bilimci varken, dış politika uzmanı varken nasıl olur, nasıl başdanışman olarak atar, sonuçta bir jeoloji mühendisi…”
Jeoloji mühendisleri bu sözlere çok alınmış. Jeoloji Mühendisleri Odası yaptığı yazılı açıklamada siyaset de yapan dünyaca ünlü jeologları saydıktan sonra şöyle demiş: “Tüm dünyada, jeoloji mühendisi olup da çok farklı alanlarda önemli başarılara imza atmış çok sayıda tanınmış jeoloji mühendisi varken, Sn. Mahalli'nin, en katıksız bilimsel düşünce tarzı ile yaklaşık dörtbuçuk milyar yıllık yerkürenin geçirdiği evrimi, yaşam formlarını, kıtaların oluşumu ve bugünkü konumlarına gelişlerini araştırıp, inceleyip, sorgulayarak açıklayan, bu düşünce tarzını toplumsal hayata da uyarlayabilen jeoloji mühendisliği mesleğini küçümsemesini kendisine yakıştıramadığımızı belirtmek isteriz.”
Hepsi okumuş insanlar niye bu tür komplekslere girer ki anlamıyorum.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more