Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Havalimanı açılıyor, ismi yok!

23 Ekim 2018

Sevgili okurlarım, aylardır kendi ağızlarından dinliyoruz. Dünyanın en büyük havalimanlarından biri İstanbul'da açılacak…
O güzelim Atatürk Havalimanı'nı göz göre göre iptal ettiler.
Yenisine milyarlarca dolar para yatırdılar.
Eskisi ile kıyaslandığında Türkiye'ye ne getireceği belli değil.
Üstelik açılış tarihini de 29 Ekim olarak belirlediler.

★★★

Bu bahane ile devletin bir geleneğini daha yok ettiler.
Havalimanı açılışını bahane ederek Cumhuriyet Bayramı'nın resmi kutlamalarını da (tarihte ilk olmak üzere) Ankara'dan İstanbul'a transfer ettiler.
Devlet gelenekleri falan artık yok. Birer birer yok ediliyor.

★★★

Yenisinin açılması için şimdi önümüzde kaldı sadece altı gün…
İyi de kardeşim, bu yeni yatırımın adı ne olacak?
Eskisi Atatürk idi, bütün dünyada bu isimle tanınır ve bilinirdi.
Şimdiki ne olacak?
Abdülhamit mi, Necip Fazıl mı, Saidi Nursi mi, Alpaslan mı, kimse bilmiyor. Belki de kimsenin aklına gelmeyen bir başka gizemli (!) isim olabilir.
Kafalarında mutlaka bir isim var…
Ve o ismi ısrarla gizliyorlar.

★★★

Kendilerini burada dostça uyarmayı bir görev bilirim.
Yeni havalimanı şimdiki Atatürk'ün yerine yapıldı.
Onun ismi de mutlaka “Atatürk” olmalıdır.
Bu Atatürk alerjisine, bu Atatürk düşmanlığına artık bir son versinler.
Eğer başka bir isim koyarlarsa, hele de o isim bunların sarıldığı bir siyasi simgeyi, siyasi kimseyi anımsatacak olursa çok büyük tepki alacakları kesindir.
Son pişmanlık fayda vermez, iyi düşünsünler.

serit-atma-recep-bey

Sevgili okurlarım, adına Suudi denilen bu küstah hırsızlar topluluğu kendisine yakışan (!) son bir iş yaptı.
Muhalif bir Suudi uyruklu gazeteciyi kendi konsolosluk binasında öldürttü.
Bunlar 21. Yüzyıl dünyasının utanç simgesi olan petrol zengini şımarıklardır.
Cinayet 2 Ekim günü işlendi.
Her şeyi bilen suç ortağı konsolos bizim yetkililerin gözleri önünde ülkesine kaçtı gitti.
Ceset derseniz, henüz bulunamadı. Konsolosluk binasında olmadığı kesin.

★★★

Şimdi bütün gelişmelerden sonra ortalıkta sadece iki olasılık kaldı.
– İlki, adamın cesedini konsolosluk binasında kestiler biçtiler, ya da tek parça halinde infaz ekibi tarafından Suudi Arabistan'a kaçırıldı.
– İkincisi, cesedi Türkiye'deki işbirlikçilerine teslim ettiler ve o şahıs veya şahıslar parçalanmış veya tek parça cesedi alıp bir yere gömdüler.

★★★

Suudi Arabistan, bu gazeteciyi öldürme operasyonunu çok önceden planlamıştı.
Cinayet gününden bir önceki gece, 15 kişiden oluşan çok özel Suudi infaz ekibi İstanbul'a indi. İçlerinde ceset yok etme uzmanı katiller de vardı.
Kaşıkçı'yı konsolosluk binasında onlar karşıladı…
Ve cinayeti işleyip aynı gece özel uçaklarıyla ülkelerine kaçtılar.
Konsolos her şeyi biliyordu ve cinayetten günler sonra bizimkilerin gözleri önünde pırrr!

★★★

Recep Bey partisinin bugünkü Grup toplantısında her şeyi açıklayacak ve kamuoyuna bilgi verecekmiş.
Konsolosluk cinayeti sonuçta polisiye bir olaydır, zabıta vakasıdır.
Bunun sonuçlarını irdeleyip bilinmeyen yönlerini dünyaya açıklamak aslında savcılara ve polis yetkililerine düşer.
Bütün dünya bu olayı kınıyor ve peşinde…
Eyvallah!..
Ancak polisiye bir olayın bilinmeyenlerini ve perde arkasını açıklamak bir cumhurbaşkanının üzerine vazife değildir.
Soruşturmayı yöneten bizim yetkililer ne yazık ki Türk kamuoyuna bir tek resmi bilgi vermediler.
Ama yabancı medyaya sürekli bilgi akımı sağladılar, görüntü servisi yaptılar. Biz olayın bazı bölümlerini yabancı medyadan izlemek zorunda kaldık!
Yakıştı mı?

★★★

Recep Bey konusunda bir soru daha var:
Her şeyi açıklayacak mı, yoksa o da “Aman Suudilerle aramız bozulmasın, dostlar alışverişte görsün” diye düşünüp konuyu diplomatik bir dille geçiştirmeye mi kalkışacak!
Örneğin cesedin nerede olduğunu biliyorsa bunu açıklar mı!
(Ceset belki de bulunmuştur, Recep Bey açıklaması renkli olsun ve bütün dünyada ses getirsin diye bu olayla ilgili açıklamayı kendi yapmak istemiş olabilir! Bunu bilemiyoruz.)

★★★

Sonuçta şunu söylemek istiyorum:
Recep Bey madem karar vermiştir, ceset konusu başta olmak üzere bugün olayı bütün ayrıntılarıyla açıklamalı ve kafalardaki bütün soru işaretlerini gidermelidir.
Bir husus daha var…
Diplomasiyi falan bir yana bırakıp, Suudilerin işlediği bu cinayeti bütün dünyanın gözleri önünde o yüzsüz katillerin suratlarına çarpmalıdır.
Aksi takdirde, bugün söyleyeceği sözlerin değeri epeyce azalacaktır.
Ülkemize karşı sergilenen bu inanılmaz saygısızlığı ve cinayetin bütün yönlerini bugün kendisinden öğrenmeyi bekliyoruz.
Yoksa bütün dünya “Dağ fare doğurdu” diyecektir!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more