Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Suudi’nin insan kasapları iş başında

11 Ekim 2018

Sevgili okurlarım, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsoloslu'ğunda gerçekleşen rezalet sadece Türkiye'nin değil, bütün dünyanın ilgi alanında birinci sırada yer bulan konu oldu.
Suudi Arabistan bir hırsızlar ülkesidir.
Bütün yöneticiler hırsızdır.
Müslümanlık falan bunlar için hikâyedir. Mensup oldukları Vahabi mezhebi tam bir sapkınlıktır.
Bu heriflerin ülkesindeki bütün yöneticiler ahlaksızdır.
Rüşvetsiz iş yapmazlar. Rüşvetlerin en düşük tarifesi milyonlarca dolardan açılır. İnanmayan varsa o ülkede iş yapan iş adamlarımıza, ya da çalışan işçilerimize sorsun.

★★★

Uygarlık, insan hakları, kadın erkek eşitliği, eleştiri yapmak gibi kavramlara bu hırsızların lügatinde asla yer yoktur.
Vallahi ağzını açanın kafasını anında koparırlar.
Ya idam edilir, ya içeriye tıkılır ve hiç kimsenin haberi olmaz.
Allah iyi ki bunlara petrol vermiş! Yoksa o çöllerde sürünüp duracaklar, bedevi yaşamlarını sonsuza dek aç ve sefil sürdüreceklerdi.
Aslında petrol zengini bütün Arap ülkelerinde durum aynıdır.
Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri vesaire, tamamı hırsızlar tarafından yönetilir.
Bu kralların, emirlerin ve şeyhlerin hesap vereceği hiçbir makam asla yoktur.
Kendileri çalar, kendileri yer, güçlü ülkelerin emir kulu olarak onların kucağında otururlar.
Sorun bakalım o Katar şeyhine, 500 milyon dolarlık gıcır gıcır uçağını hangi akla hizmet olsun diye Türkiye'ye armağan etmiş!
Karşılığı nedir?

★★★

Galiba 2007 yılı idi… Suudi Kralı resmi ziyaret için Ankara'ya gelmişti.
Protokol gereği yapması gereken Anıtkabir ziyaretini yapmayı reddetti…
Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yapılan korkunç bir saygısızlıktı.
Otelinde oturuyordu…
Ve dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Bey'le birlikte Başbakan Recep Bey, o herifin ayağına gidip kendisini ziyaret ettiler.
Hırsız kral otel odasında her ikisine de çok değerli nişanlar ve armağanlar verdi.
O armağanların şimdi nerede ve kimlerde olduğu bilinmiyor!

★★★

Şimdi gelelim İstanbul'da yaşanan son kirli olaya.
Bir olasılık şöyle:
Cemal Kaşıkçı isimli Suudi uyruklu gazeteciyi konsolosluk binasında infaz edip “Etkisiz duruma” getirdiler.
Gazetecinin suçu (!) Suudi hırsızlarına karşı çıkmak ve onları eleştirmek.
Ortada son derece profesyonelce işlenen bir cinayet var.

★★★

İkinci olasılık:
Gazeteci binaya alındı. Suudi Arabistan'dan bir gece önce özel uçaklarla getirilen özel ekipler, oracıkta adamın üzerine saldırıp ya bayılttı, ya başka bir yöntem uygulayarak onu paketledi.
Konsolosluğun ve gelen ekibin özel araçlarına bindirilen baygın durumdaki gazeteci, diplomatik dokunulmazlık nedeniyle açılıp denetlenmesi mümkün olmayan tabut gibi bir sandığa konulup o uçaklardan birine bindirildi ve ver elini Suudi Arabistan.
Bence üçüncü bir olasılık yok.

★★★

Ben gazeteciyi içeride kesip biçerek öldürdüklerine inanmıyorum. O profesyonel ekip, bunu yaptığı takdirde mutlaka iz bırakacağını bilir.

★★★

Şu heriflerin küstahlığına bakar mısınız!
Başka bir ülkede korsanlık yapıp cinayet işliyorlar, ya da adam kaçırıyorlar.
Şimdi burada soruyorum:
15 kişiden oluşan bu Suudi ekibi İstanbul'da birkaç saat kalıp iki özel uçakla dönüş yaptılar.
Peki İstanbul'dan dönüş yapan bu adamlar, uçaklarına neler yüklediler? Bizim makamlarımızda bu döküm var mı?
Yüklenenler arasında öyle tabut gibi büyük bir “Diplomatik kargo” var mıydı?
Bence işin çok önemli bir boyutu sorunun yanıtında yatıyor.

★★★

Şu işe bakın siz, Cemal Kaşıkçı konsolosluğa girerken kameralar çalışıyor.
Çıkışı ise kameralarda yok çünkü kameralar bozulmuş!
Ulan siz bunu beş yaşındaki çocuğa anlatsanız o bile inanmaz.
Efendim, Suudi hükümeti bizimkilere izin vermiş, “Abicim eğer isterseniz konsoloslukta arama yapabilirsiniz” demiş.
Arama yapılsa kaç yazar!
Herhalde gazetecinin kesik başı, kolları ve bacakları küvetin içinden çıkacak değil.
Üstelik arama (her nedense) henüz yapılamadı!

★★★

Suudi Arabistan'ın hırsız, korsan ve katil yönetimi İstanbul'da korkunç bir rezalete imza attı.
Hem de Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı çok büyük bir saygısızlık sergiledi.
Bizimkiler bu işi çözemezse, bunun hesabını soramazsa, yuh olsun hepsine.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more