Sözcü Plus Giriş
HÜSNÜ MAHALLİ

Deniz Gezmiş neden asıldı?

16 Kasım 2018

Son iki büyük olay:
16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimlerindeki fiyasko.
Sandıklara kesin sahip çıkacağız' denildi sonra kendilerine sahip çıkamadılar.
Sistem değişti ve Erdoğan ülkenin tek hakimi oldu.
Hem de anayasal olarak.
Peki muhalafet ne yapıyor?
Konuşmanın dışında kocaman bir HİÇ.
Son 16 yıl değişen bir şey yok.
Gezi Direnişi efsane bir hikaye.
Son bir örnek:
Diyanet İşleri Başkan Ali Erbaş'ın Kadir Mısırlıoğlu'nu ziyareti.
Muhalefet partileri, muhalif medya ve muhalif vatandaşlar kıyameti kopardı ama sonuç sıfır.
Benzer olaylarda olduğu gibi İktidar Erbaş'ı sahiplendi ve konu kapandı.
Benzer yüzlerce konunun kapandığı gibi.
İmam hatip okulları, AKP'nin devletin tüm kurumlarını ele geçirmesi, milli eğitimin dindarlaştırılması, tarikatların güçlenmesi ve devlet kurumlarına sızması ve en önemlisi muhalif olan gazeteci, aydım, akademisyen, kadın, öğrenci ve işçilerin susturulması…
Bunların hepsi oldu ve oluyor ama muhalefet partileri ve muhalif medya konuşmanın dışında hiçbir şey yapmadı ve yapmıyor.
Yapmadığı için de iktidar çok rahat bir şekilde gündemi belirliyor ve istediği her şeyi yapıyor.
HER ŞEYİ.
Bayanlar ve baylar bu ‘mücadele' biçimi işe yaramaz ve bundan sonra da yaramayacaktır.
Yaratıcı olmak zorundasınız.

Önceki gün de yazdım: Yerel seçimler bu tiyatronun son perdesi.
Bari bu pardede mutlu sonu yakalayın.
Ya da samimi, dürüst ve halktan yana olun ya da tarihin çöplüğünde kendinizi bulun.
ATATÜRK ve arkadaşlarını yaratan bu halk günü gelince kesin yeni Mustafa Kemal'ler bulup çıkaracaktır.
Bu CUMHURİYET 95 yılda çok şey atlattı ama Bülent Ecevit gibi ‘Karaoğlan'lar adını dağlara taşlara yazdıranlar hep oldu.
DENİZ GEZMİŞ ve arkadaşları boşuna bu topraklar için canını vermedi.

‘Bağımsız demokratik bir Türkiye' için mücadele ettiler.
Mütedeyyin'ler o sıralar Amerikan emperyalizminin hizmetindeydi.
‘Kanlı Pazar'da olduğu gibi.

GEZMİŞ ve binlerce arkadaşı 16 Şubat 1969'da Dolmabahçe önünde demirleyen Amerikan savaş gemilerinin askerlerini denize dökmek için mücadele ederken ‘En hakiki  Müslüman' olduklarını kanıtlamak için cuma namazını kılan binlerce eli sopalı bıçaklı ‘mütedeyyin' Amerika'ya bağlılıklarını kanıtlamak için gençlere saldırmıştı.
Ben o günlerde Cerablus'dan İstanbul'a yeni gelmiştim.
Çağdaş, laik, demokrat ve özür bir ülkede okuyup ‘adam olmak' için.
Şimdi Cerablus'da TSK ve ÖSO var ve ben hapisle cezalandırılıyorum.
Yalnız ve yalnız bu ülkeyi sevdiğim için.

49 yıldır kavga aynı.
İnsan yaşadıkça mücadele hep var olacak ve olmalı.
ATATÜRK'ün izinden gitmek için.
İçi boş söylemlerle değil yaşamın her alanını kapsayacak eylem ve davranışlarla.
Bireysel ve toplumsal.
Dünyanın en güzel toprağında sevecen, barışık, mutlu ve çağdaş bir ülke yaratmak için.
Ortalamanın altında yani vasat bir yaşam biçimi ATATÜRK'ün deyimiyle ‘zeki olan' Türk halkına yakışmaz.
Lafla değil yakışmayacağını kanıtlamak zorundayız.
Unutmayan bu ülke yalnızca AKP'ye oy verenlerin ülkesi değil.
Bu ülke siyasal, etnik, dinsel, mezhepsel ve sosyal kökeni ne olursa olsun herkesin.
Suriye'den gelip ben bile bu ülkeyi sahiplenip iyiliği için kavga ediyorsam herkes bulunduğu yerde, konumda ve koşulda mücadele etmelidir.
Konuşmakla değil.
Yaratıcı yöntemlerle.
Dünyada başka bir Türkiye yok.

Türkiye; adına laik bir ülke olmanın temel ve vazgeçilmez koşulu demokrasidir.
Demokrasi; özgürlük, insan hakları, karşılıklı saygı, hoş görü, toplumsal barış, esenlik ve zenginlik demektir.
Herkes için.
Hep bana' diyenler bu ülkeyi sevmeyenlerdir.
Herkesi düşman belleyenler bu ülkeye kötülük yapanlardır.
‘Her şeyi yalnızca biz biliriz' diyenler hatalarından asla ders almayanlardır.
Cehalet müzmin bir hastalıktır.
Siz siz olun kindar ve gaddar olmayan.
Bırakın onlar kötü olsun.
İyi olmak her babayiğidin harcı değildir.
Heyecan verir mutlu eder.
Deniz Gezmiş'i mutlu ettiği gibi.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more