Reklamsız Sözcü
HÜSNÜ MAHALLİ

Güç kimde?

13 Temmuz 2018

3 Kasım 2002 seçimlerinde AKP % 34.4, CHP %19.4 ve yüzde on barajını aşamayan diğer partiler toplamda %45.2 oy aldı.
Örgütü bile olmayan Genç Parti lideri Cem Uzan seçim kampanyası sırasında 147 miting yaptı, bu mitingleri sahibi olduğu Star ve Kanal 6 televizyonlarında canlı yayınlattı ve gazetesi Star'da manşetlere çektirdi.
Uzan aldığı %7.5 oyla herkesi şaşırttı.
Tam anlamıyla bir medya başarısıydı.
8 ay sonra AKP iktidarı birçok gerekçelerle Uzan'ın mal varlığına el koydu ve 10 kadar gazete, radyo ve televizyonunu yandaşlarına sattı.
1 Nisan 2007'de bu kez TMSF, Dinç Bilgin ile Ciner Grubu arasındaki kavgayı gerekçe göstererek Sabah, ATV ve gruba bağlı tüm yayın organlarına el koydu. TMSF bir yıl sonra bu medya organlarını 1.1 milyar dolara iktidar yanlısı Çalık Grubu'na sattı. Bankadan kredi alan Çalık'ın ortağı Katar'lı bir iş adamı. Bir zamanlar damat'ın yönettiği Sabah-ATV Ağustos 2013'te bu kez iktidarın en muteber inşaat şirketleri Cengiz, Limak-Kolin üçlüsüne satıldı. Bundan dolayı da gazetecilik diline yeni bir kavram yerleşti:
Havuz medyası.
Mayıs 2013'te İktidar Çukurova Holding'in sahibi Mehmet Emin Karamehmet'in aralarında Show, Sky, Akşam, Güneş, Alem FM, DigiTürk'ün bulunduğu onlarca medya organlarına el konuldu.
DigiTürk Katarlılara satıldı diğerleri yandaşlara.
Son operasyon Doğan Medya'ya yönelik yapıldı. Aydın Dpğan sahibi bulunduğu Kanal D, CNNTÜRK, Hürriyet, Posta ve birçok basın yayın organını baskılar sonucu iktidar yanlısı Demirören Grubu'na satmak zorunda kaldı. Ziraat Bankası'nın bunun için Demirören'e 700 milyon dolar kredi verdiği yazıldı.
Doğuş Grubu erken davranarak sahibi bulunduğu NTV ve diğer yayın organlarıyla  başından beri iktidardan yana oldu.
TRT'yi anlatmaya gerek yok.
Özetle AKP iktidara geldiği ilk günden medyanın gücüne inanmış, ele geçirmek için çok planlı çalışmış ve süreç içinde bu çalışmanın karşılığını almış.
Önemli olan medyayı ele geçirmesi değil ele geçirdiği medya ile toplumu ele geçirmesidir.
RTÜK ve son kararnameyle Cumhurbaşkanı'na bağlanan Basın Yayın Genel Müdürlüğü ve Basın İlan Kurumu'nu unutmamak gerekiyor.
Muhalif medyayı susturmak ve baskı altında tutmak için AKP iktidarı devlet gücünü sürekli kullandı. İktidardan korkanlar muhalif medyaya ilan ve reklam veremez oldu.
Buna karşın yandaş medya özel ve kamu kurumlarının sınırsız reklamlarından zengin oluyor.
Zindanlara atılan gazeteciler, para cezasıyla korkutulmaya çalışılan televizyonlar, müfettişlerin günlük baskınlarıyla sindirilmek istenen gazeteleri unutmamak gerek.
Yapılan araştırmalarda AKP'ye oy verenlerin en az %86'sı yalnızca ATV, ATV haber ve TRT'yi seyrediyor.
Son seçimlerde AKP'ye oy verenlerin %65'i ilkokul düzeyinde ve AKP'nin ekonomik politikalarından en çok zarar gören kesim.
Din konusu ayrı bir hikaye.
Demek istediğim AKP şimdiye kadar bütün seçimleri medya gücüyle kazandı.
Muhalefetin beceriksizleri iktidar için ayrı bir avantaj.
Dünyadan haberi olmayan muhalefet  AKP'nin önünü kesemiyor ve derdini halka anlatamıyor.
Çünkü AKP medyanın en az % 95'ni kontrol ediyor.
Böyle bir AKP'yi yenmek çok zor.
Güçlü medyası ve inandırıcı söylemi olmayan muhalefetle asla.
Hele bundan sonra Hitler'in efsane Propaganda Bakanı Goebbels diyor ki:
‘Bana vicdansız bir medya verin size bilinçsiz bir halk sunayım'
‘Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın'
‘Halk büyük yalanlara, küçük yalanlardan çok daha çabuk inanır'
‘Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Çıkmazsa yalana devam edin'
‘Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın'
‘Her zaman etrafınızda yalaka ordusu bulundurun'
‘Prestij ve karizma sahibi lider propaganda işini çok kolaylaştırır'
‘İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse o kazanır'
‘Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin'
AKP'nin her zaman kazanmasının sırrı.

sozcu-banner-1

6662’ye SOZCU yaz gönder, reklamsız sözcü plus’a anında abone ol. (Türkiye'den)

Hüsnü Mahalli
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more