Reklamsız Sözcü
HÜSNÜ MAHALLİ

Herkes okumalı-4

7 Temmuz 2018

Seçimden bu yana içimden geldiği gibi yazıyorum.
Biraz otosansür var ama olsun.
Milyonlarca insanın duygu, kızgınlık, öfke, endişe ve acılarını paylaşmak ve yansıtmak istiyorum.
Türkiye olup bitenleri hakketmiyor.
Erdoğan ve AKP 2011 öncesi çizgisinde kalsaydı Türkiye şimdi çok farklı bir konumda olacaktı.
Hiç kimse ‘Türkiye şimdi çok iyi' diyemez.
AKP'liler dahil.
Ama iktidar olmak insanları bir şekilde değiştiriyor.
Dünün dost ve kardeşleri artık düşman.
Kindar ve gaddar olmanın gereğidir bu.
Yalnız ülke içinde değil.
Bölgesel ve uluslararası bağlamda Türkiye'yi çok büyük risk ve tehlikeler bekliyor.
AKP tüm yanlışlarından geri dönüp başta Suriye olmak üzere herkesle barışmazsa başta Suriye olmak üzere bölgenin her yerinde bataklığa sürüklenir.
Orta ve uzun vadede Türkiye'nin hiç bir hesabı tutmaz ve tehlikeler katlanarak kendisine döner.
Kurtulmak için tek çare Şam ile barışmak.
Bunun ne anlama geleceğini saatlerce anlatabilirim.
Her şeyi eski haline döndürmek ve geleceğe yönelik yeni umutları yeşertmenin tek yolu budur.
Yurtta Sulh Cihanda Sulh' ya da tersi bunun için çok önemli.
AKP dışarıdaki kavgasını anlamlandırmak ve bu kavganın amaç ve sonuçlarını içeride kullanmak istediği sürece risk ve tehlikeler devam edecek.
Bölge gerçeklerini hatta tarihini iyi bilmeyenler her seferinde duvara toslar.
Kürt sorunu bunun için çözülemiyor.
Var olan anlayışla Ankara Kürt sorununu asla çözemez.
Önümüzdeki dönem bu sorun çok karmaşık ve tehlikeli bir hal alacak.
Suriye ile barışmadan bu sorun asla çözülemez.
ÖSO ve benzeri gruplarla işbirliği yaparak farklı hesap peşinde koşan   AKP yakında nasıl ve ne kadar yanıldığını görecektir.
Yanılmanın bedeli çok ağır olur.
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun önerdiği Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT)  çok önemliydi.
Türkiye, Suriye, Irak ve İran.
Türkler, Araplar, Persler ve bu ülkelerde yaşayan Kürtler barışıp ortak çözümler için anlaşmazsa bu bölgede hiç bir sorun çözülmez ve yaşanan sorunlar zamanla daha karmaşık ve kanlı bir hal alır.
Çok gerilere gitmeye gerek yok.
2011 ‘Arap Baharı'ndan bu yana Türkiye dahil ülkelerimizde yaşananlara bakın.
Yüzbinlerce ölü, fazlasıyla sakat, yıkımlar, sefalet, rezalet, ekonomik çöküntüler, kan, göz yaşı ve tarifi imkansız acılar.
Binlerce kitap yazılır ve yüzlerce Oscar'lı film yapılır.
Bu nedenle 24 Haziran seçim sonuçlarını çok önemsiyorum.
Yalnızca dört gündür özetlemeye çalıştığım olası iç politik gelişmelerden dolayı değil.
Her şeyi AKP'nin ‘Arap Baharı'nın fırsata çevirme hevesiyle başladığı için.
AKP Suriye'ye müdahale etmeseydi bugün bölgesinde ve dünyada çok saygın bir yerde olacaktı.
AKP siyasal İslamcı heveslere kapılıp ‘bölgesel ve uluslararası İslamcıların lideri benim' rolüne soyunmasaydı bugün Türkiye'nin içinde İslamcı söylem ve eylemler bu denli tehlikeli boyut kazanmayacaktı.
AKP şimdiki politikasından vazgeçer mi?
Sanmıyorum ama ‘geçer' diyebilmek için mucize gerek.
Bazıları da buna ‘pragmatik olmak' diyor.
Olduk olduk yoksa hep birlikte hapı yuttuk.
Canım güzelim Türkiye'ye ve siyasal eğilimi ne olursa olsun bu ülkeyi seven herkese yazık olur.
Ben fotoğrafı fazlasıyla net görüyorum.
Öncesi de var ama en azından ‘Arap Baharı'ndan bu yana gördüğüm gibi.
Keşke başta  CHP muhalif olduğunu söyleyen herkes benim gördüğüm detayları görüp gereğini yapabilseydi.
Yani bu süreci durdurabilseydi.
Geç kalındı mı?
Evet ama umutsuz yaşamaz ki insan.
Bu CHP ile mi?
Asla.
Kılıçdaroğlu ya da İnce farketmez.
Ortada derin yapısal bir sorun var.
Daha önce de yazdım:
CHP'liler  başta olmak üzere tüm liberal, demokrat, sol, devrimci ve laik cumhuriyetçi olduğunu söyleyen herkes son bir kez bir araya gelip yeni türden ortak mücadele koşullarında anlaşmalı ve hemen harekete geçmeli.
Son kez ve hemen.
Yarın çok ama çok geç olacak!
Benden söylemesi.

sozcu-banner-1
Hüsnü Mahalli
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more