Sözcü Plus Giriş
HÜSNÜ MAHALLİ

Kim kimi satıyor?

23 Aralık 2018

1930'lı yıllarda bölgenin ayaklanma geleneğini başlatan İranlı Kürtler 22 Ocak 1946'da Sovyetler Birliği'nin desteğiyle Mahabad Kürt Cumhuriyeti'ni ilan ettiler ancak İngiltere ve ABD İran Şahı'na arka çıkınca Sovyetler Birliği, Kürtleri sattı ve Mahabad Cumhuriyeti bir yıl sonra ortadan kaldırıldı.
Tam o sıralar Missouri Zırhlısı Nisan 1946'da İstanbul'a gelmiş ve Türkiye ABD'nin en hakiki müttefiği olmuştu.
İran'dan kaçan Molla Mustafa Barzani ise Iraklı Kürtlerin başına geçti ancak o da sırasıyla Sovyetler Birliği, ABD, İsrail ve İran Şahı tarafından satıldı.
Her satıştan sonra Kürtlere yönelik katliamlara girişen Saddam sonunda o da Amerika'nın satışına geldi ve darağacında sallandırıldı. Aralıksız 34 yıl ABD'ye hizmet eden Şah Şubat 1979'da Humeyni'nin Tahran'a dönüşüyle ülkeden kaçtı ancak 34 yıl hizmet ettiği Amerikalılar ona vize bile vermedi.
ABD herkesi satar.
ABD Arap Baharı'nda kendisine 30 yıl hizmet eden Hüsnü Mübarek, Tunuslu Bin Ali, Yemenli Salih ve Kaddafi'yi satmıştı.
Kan uyuşmazlığı içinde olduğu ‘sol söylemli' PYD'yi satması çok daha kolaydı.
Şimdi esas sorun emperyalist geçmişi bilinen böyle bir ABD'ye kim, neden ve nasıl güvensin?
Kendi Kürtlerine kötü davranan ancak komşunun Kürtlerini destekleyen Suriye, Irak, İran ve Türkiye neden ve nasıl bu oyunların parçası oluyor?
Zaman zaman her dört ülkede kendi aralarında kavga eden Kürtler, ne zaman ve nasıl kendi sorunlarını aşacaklar.
35 milyon Kürt, bu coğrafyada ne zamana kadar sorun olarak kalacak.
Bu sorun çözülmedikçe bu 4 ülkede hiçbir sorun çözülmez.
100 yıldır bu gerçeği öğrenmediysek o zaman hepimizde sorun var.
Sorun olan yerlere ABD, İsrail ve Batılıların girmesi çok daha kolay.
Bu ülkelerin rahat girdiği yerlerde satışlar pazara düşüyor.
Outletlerde mallar her zaman defolu olur.
Tıpkı Fırat'ın doğusunda olduğu gibi.
Umarım iş adamı olan Trump yalnızca dolarlarını düşünüyordur.
Yoksa var ya bu işin altından türlü türlü satışlar çıkar.
Emperyalist geleneklerinden, İsrail sevdalısı Evanjelist ruhundan ve ilginç karakter özelliklerinden vazgeçmesi zor görünen Trump umarım bizimle dalga geçmiyordur.
‘Kuzey Suriye'den çekileyim de Suriye, Türkiye, İran ve Irak birbirini kırsın' diye düşünmüş olabilir.
Kürtlerin ne olacağı, adamın umurunda değil.
Trump için en büyük zafer Türkiye'yi Rusya'dan uzaklaştırmak ve bölgesel hesaplarını Ankara üzerinden gerçekleştirmektir.
Bunun için FETÖ'yü bile satabilir.
Sonuçta bu da bir alış-veriştir.
Türkiye çok değerli bir malzeme.
Alanı da satanı da pusuda bekliyor.
2019'un bol satışlı bir yıl olacağı kesin.
İçeride herkesle başı belada olan Trump'ın bir tek hesabı var:
‘İkinci kez seçilebilmem için vatandaşın gönlünü kazanmalıyım'
Nasıl mı?
‘Senden topladığım vergileri başkaları için harcamıyorum'
‘Arap kral, emir ve şeyhlerinden tırtıkladığım milyarları sana iş yaratmak için kullanıyorum' diyerek.
Adam Fırat'ın doğusu, Irak, Afganistan, Yemen ve daha birçok yerden çekilmeyi düşünüyor.
Üstelik riskleri de görüyor.
Suriye'de işler karışırsa İran yanlısı yüz binlerce Şii milis üç bin Amerikan askeri için büyük bir risk.
Afganistan'da Taliban her yerde ilerliyor.
Suudi Arabistan ve BAE'nin 50 aydır bombaladığı Yemen'de savaş devam ediyor.
Alınan bütün önlemlere rağmen Lübnan Hizbullah, İsrail için çok büyük bir tehlike.
Doğru düşünen bir Trump tüm bu gerçekleri görebilir.
Peki ya Trump doğru biri değilse?
İki yıl içinde 50'den fazla en yakın adamını kovmuş, istifaya zorlamış ya da ters düşmüş bir adam için hiçbir şey kolay değil.
Adamın yaşamı kişisel ve devlet işlerinde çelişkilerle dolu.
Böyle bir adam herkesi satar, birçoğunu satın alır ve sonunda kendisi de satışa gelir.
Bu işte bir gariplik var.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more