Reklamsız Sözcü
NEDİM TÜRKMEN

Gerçeğe karşı savaşa devam!

24 Eylül 2018

Nihayet, beklenen “Yeni Ekonomi Programı'' açıklandı.
Yeni Ekonomi Programı'nın, kamu maliyesi ve vergi politikasına ilişkin koyduğu hedeflere, beraber kısa bir göz atalım.
Yeni Ekonomi Programı (YEP); bütçe açığını düşüreceğiz, devlet tasarruf yapacak, vergi gelirlerini artıracağız diyor.

HEDEFLER GERÇEKÇİ Mİ?

Geçen yıl Ocak-Ağustos 2017 döneminde 25.2 milyar TL açık veren bütçe, 2018 yılı Ocak-Ağustos döneminde 50.8 milyar TL açık verdi. Yine geçen yılın ilk 8 ayında 13 milyar TL faiz dışı fazla verilmiş iken, bu yılın ilk 8 ayında 559 milyon TL faiz dışı açık verilmiştir.
Yukarıdaki tabloya rağmen; merkezi yönetim bütçe açığının milli gelire oranını önümüzdeki üç yıl yüzde 2'nin altında tutup, faiz dışı fazlanın milli gelire oranını 2021 yılında yüzde 1.3'e ulaştıracağız, denmektedir. Dünyada bu kadar kısa sürede, bu kadar ciddi yapısal dönüşümü gerçekleştiren bir ülke şimdiye kadar olmamıştır.
YEP'de, 2019 bütçesi için 59.9 milyar TL tasarruf, 16 milyar TL gelir artırıcı hedef konulmuştur.  Açıklanan programda, yapılabilirliği mümkün olan tek hedef; devletin tasarruf edebileceği konusudur. Büyük projeleri durdurur, yeni ihaleler yapmaz, kiralık hizmet binası ve kiralık araç v.b. gibi harcamaları kısarsanız, tasarruf hedefine ulaşılabilirsiniz. Ayrıca, kamudaki şişkin personel kadrolarını azaltmak için, emekliliği gelen personele lojmanları uygun fiyatlarla satışa sunarak; emekli olmalarını teşvik eder, böylece hem emekli ikramiyesi, hem de lojman yükünden kolayca kurtulabilirsiniz.

GELECEK YIL , BU TOPLANAN VERGİLER HAYAL OLACAK!

YEP'de; 2018 yılı için 644.8 milyar TL, 2019 yılı için 773.9 milyar TL, 2020 yılı için 968,1 milyar TL ve 2021 yılı için de 1 trilyon 26 milyar TL vergi geliri hedefi konulmuştur. Bu hedeflere ulaşmak mümkün olmayacaktır:
1- Ekonomideki mal ve hizmet hareketlerinin azalması ile beraber, KDV ve ÖTV tahakkuku artmayacaktır.
2- Türk özel sektörünün, döviz cinsinden borcunun 377.2 milyar dolar olduğu gerçeği ve bu tutarlarla ilgili yazılan ve yazılacak olan  “Kur farkı zararları'' nedeniyle sadece bu yıl değil, belki de önümüzdeki 4 yıl hiç Kurumlar Vergisi ödemeyeceği gerçeğinin farkında mısınız?
3- Vergi gelirlerinde 2018 için konulmuş olan 600 milyar TL'lik hedefin; yapılandırma kanunu ile birlikte 644.8 milyar TL gerçekleşmesi de çok zor gibi görülse de hükümet,  “vergi harcamalarını” kısarak hedeflere ulaşabilir. Bilindiği üzere; vergi sistemi yolu ile devletin vazgeçtiği gelirlere, vergi harcaması denmektedir. Bu vazgeçme; indirim, istisna, muafiyet ve vergi erteleme şeklinde olabilmektedir. 2018 yılında devletin vergi harcaması yolu ile vazgeçtiği vergi tutarı 114.264 milyar TL, 2019 hedefi ise 126.584 milyar TL olduğuna göre; Yeni Ekonomi Programı'nın vergi hedefine ulaşabilmesinin yolunun; belirli bir süre vergi harcamalarını asgariye indirmek olduğu görülmektedir.
Vergiyi tabana yayacağız masallarına, maalesef artık kimse inanmıyor. Gayrimenkullerin gerçek değeri ile alım satıma konu edilmesini, tapu harcı oranını indirerek kolayca başarabiliriz. Tapu harcı tahsilatımız düşer ama Gelir, Kurumlar Vergisi hatta Katma Değer Vergisi tahsilatımız artar. Nihayet, bu noktaya gelinmesi de önemli. Aklın yolu bir…
Gelelim zurnanın zırt dediği yere. YEP'in milli gelir öngörülerine göre dolar kuru 2018 yılı sonu 4.90 TL, 2019 yılı sonu 5.59 TL, 2020 yılı sonu 6.0 TL ve 2021 yılı sonu 6.20 TL olarak açıklandı. Bugün dolar kuru: 6.28…
Bu kur öngörüsünün gerçek olması için; “Yıldız Tilbe'nin çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi'' ya dolar basacağız, ya topraklarımızda petrol kuyuları ortaya çıkacak, ya da…

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir

Özel sektörün net döviz açığı 2009 yılında 66.7 milyar dolar iken; 2009 yılında döviz geliri olmayan firmaların yurtdışından döviz ile borçlanmalarına izin verilmesi ile beraber, bugün itibarıyla özel sektörün net döviz açığı 221 milyar dolara ulaşmıştır. Bu şirketlerin, 2002 yılında bankalara olan borcu 37.5 milyar dolar iken, bugün itibarıyla 330.1 milyar dolar olmuştur. Buna vatandaşların 2002'de Türk bankacılık sistemine olan borcunun 4.4 milyar dolardan, bugün 88.1 milyar dolara ulaşması ve 2003-2018 yılları arasında verdiğimiz 580 milyar dolar cari açığı da ekleyince, bugünkü kriz kaçınılmaz olmuştur.
Ekonomik kriz gerçeğini kabul ederek, sorunlara çözüm getirmeye çalışmak yerine; gerçeğe karşı savaşı seçmek, abesle iştigaldir.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more