Reklamsız Sözcü
RAHMİ TURAN

Ah şu dış güçler!

18 Kasım 2018

Ülkeyi 16 yıldır AKP yönetiyor… Ekonomik sıkıntılar milleti kıskaç gibi sarıyor…
Ticaret hayatı zorda… Yüzlerce şirket konkordato ilan ederek ayakta kalmaya çalışıyor. Bildiğiniz gibi konkordatonun bir adım ötesi iflas!
Fakat… Ekonomimizi yöneten beylere göre her şey iyi, her şey güzel… Nasıl bir güzellikse bu?
Ninni söyleyerek bebek uyutuyorlar!
Her şey iyi olsa piyasalar bu durumda olur mu? Çarşı-pazar yangın yerine döner mi?
Dışarıdan et, fasulye, nohut, mercimek vs. ithal etmesek neredeyse aç kalacağız. Eskiden sattığımız ürünleri şimdi döviz ödeyip satın alır hale geldik.
19 ve 20'nci dönem Manisa Milletvekili olan Tevfik Diker'den bu durumu eleştiren bir mesaj aldım. Diyor ki:
16 senede et bitti, ot bitti,
Tavuk bitti, balık bitti,
Çiftçi bitti, yumurta bitti,
Şeker pancarı bitti,
Pirinç bitti, nohut bitti,
Mercimek bitti, esnaf bitti,
Şeref, onur, haysiyet bitti,
Liyakat bitti, dürüstlük bitti,
Ahlâk bitti, namus bitti,
Bunlar, hep dış güçlerin işi!

rt

“Artık vatanı kurtarmak söz konusudur.
Aramızda en suçlu olanı aramayalım.
Çünkü ne olursa olsun, vatanı kurtarmak gerekiyor.
Vatan, düşman ulusun darbeleri altında ölmez!
Onu öldüren kendi insanlarımız, kendi siyasal cinayetlerimizdir.
Ve ne kadar becerikli, bilgili, dayanıklı olursa olsun, hiçbir devlet adamı da hatta en alçak, en ahlâksız, en hain görevlileri yakalayıp tutuklasa bile bu kötülüğü ortadan kaldıramaz.
O görevliler korkunç bir gizli kuvvet halini almışlar, hükümet içinde hükümet, devlet içinde kuvvetli bir devlet (paralel devlet) kurmuşlardır.
Ve her birimiz, vatanımızın saldırıya uğradığı o korkunç dönemlerde olduğu gibi, zulme ve haksızlığa karşı mücadele etmenin bir görev olduğunu anlamadıkça, ne kadar çalışılırsa çalışılsın, bütün emekler boşa gider.
Şimdi sizlere, kalp ve düşünce soyluluğunun ne demek olduğunu bilenlere sesleniyorum…Ve sizden, yeryüzünde her insana düşen kutsal vatan görevini hatırlamanızı istiyorum.”

★★★

Sevgili okurlar… Yukarıdaki satırların FETÖ'cülerin paralel devlet kurduğu bugünün Türkiye'sine ait olduğunu sandıysanız yanıldınız.
O satırları ünlü Rus yazarı Gogol'ün “Ölü Canlar” adlı kitabından aldım.
Yazar 1850'li yıllardaki Çarlık Rusya'sını anlatıyor.
168 yıl önceki  Rusya'da devlet içinde devlet vardı.
Bizde de ona benzer bir durum yaşandı, Hain FETÖ'cüler devlete, orduya, yargıya, her yere sızdı. Neyse ki başarılı olamadılar ama kalıntıları hâlâ var.
Her ülkenin tarihinde böyle krizli dönemler olabiliyor.
Önemli olan o zorlu yılları çökmeden atlatmak!

Darbeler, demokrasi ve özgürlük getirmez!

Yaşadığımız coğrafyada 947 yıldır (Sultan Alparslan döneminden beri) darbelerin bin çeşidi yaşandı.
Genç kuşağın etkili yazarlarından Selcan Taşçı…
“Darbeleri Okuma Kılavuzu” yazdı. Türkiye'de darbeler Osmanlı Devleti'nden Türkiye'ye devrolan bir hastalıktır.
Darbelerle hiçbir yere varılmadığını, bir milimetre bile ilerlemediğimiz gibi çok daha geriye düştüğümüzü yaşayarak gördük.
Piyasada çok sayıda darbe kitabı var ama Selcan Taşçı'nınki farklı… Bu kitapta sapla saman birbirine karıştırılmamış…
1960, 1971, 1980 ve 15 Temmuz 2016 kalkışmaları…
Kumkapı'da “Kör Agop”ta toplanan, Bebek'te bir İtalyan lokantasındaki gizli yemekte buluşan yerli işbirlikçiler…
Bin yıla yakındır bu topraklarda oynanan oyunların tekrarı…
Sonuç:
“Hiçbir darbe ülkeyi demokratikleştirmez, özgürlük getirmez ve âdil düzeni sağlamaz…
Her teşebbüste, darbelerin aradığı sahte cennet kapılarından kendi cehennemimize koşar adım gideriz!”
* Selcan Taşçı bugün TÜYAP Kitap Fuarı'nda okurlarıyla buluşacak.

TEBESSÜM

Ahirette iki kadın!

“Selam, benim adım Selma.”
“Selam, benimki de Özge. Sen nasıl öldün?”
“Donarak öldüm.”
“Ne kadar korkunç!”
“Yok, o kadar korkunç değil. Soğuktan titremem geçince hiçbir şey hissetmez oldum, uyku bastı, ölmüşüm. Peki sen nasıl öldün?”
“Kocamın beni aldattığını sandım. Onu suçüstü yakalamak için, seyahatten erken dönüp evi bastım. Fakat evde tek başına televizyon seyreder halde buldum.”
“Sonra ne oldu?”
“Evde kesinlikle başka bir kadın oluğundan emindim. Bütün evi aradım, her yere baktım ama kimseyi bulamadım. Ararken çok yorulmuştum, göğsüm sıkıştı, kalp kriz geçirip öldüm.”
“Ah be güzelim, bir de derin dondurucuya baksaydın… Şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık!”

GÜNÜN SÖZÜ

Toplumun önemli bir bölümü çıkar nedeniyle dalkavuk olmuştur!

rt-karikatur
Rahmi Turan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more