Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

3600 ek göstergeyi seçime kadar uyuttular

18 Eylül 2018

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran seçimleri öncesinde mitinglerde, televizyon konuşmalarında, yurtdışı gezilerinde birlikte olduğu gazetecilere “müjdeli” açıklamalar yapıyordu. Kamu görevlilerini ilgilendiren en önemli konu ise öğretmen, hemşire ve polislerin ek göstergelerinin 3600'e çıkarılması geliyordu. Bu düzenlemeden emeklileri de yararlanacaktı.

Emekli olmak isteyenler, “Ha bugün, ha yarın ek gösterge düzenlemesi yapılacak. Kaybımız olmasın” diye beklediler. Yaklaşık 25 bin öğretmen bu yüzden emekli olmadı. Dolayısıyla onlardan boşalan göreve de aynı sayıda atama yapılamadı.

YİNE UYUTULDU

Seçim öncesi vaatte bulunmak tamam da,seçim sonrası bunların yerine getirilmesi gerekmiyor mu? Açıkçası memur da, çiftçi de, işçi de, esnaf da vaatlere alışık. Ancak görünen o ki ekonomik sıkıntıların devam ettiği, sözde tasarruf önlemlerinin uygulandığı dönemde 3600 ek gösterge de uyutuldu.

Uyutulan konuların uyandırılması ancak seçim dönemlerinde mümkün oluyor. Mart ayında yapılacak seçim öncesi Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı da kuşkusuz bazı vaatlerde bulunacaktır. Vaatleri dinleyenler, öğretmeni, polisi, imamlara verilen sözün neden yerine getirilmediğini de anımsasın. Kendilerine verilen sözler yerine getirilmemiş olarak öğretmenler yeni öğretim yılına başladı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'tan beklenti yüksek ama bakanın da henüz öğretmenlere dönük bir açıklaması olmadı. Ders yılı başladı ama öğretmenler beklemede…

Başkent Üniversitesi 25 yaşında

Prof.Dr Mehmet Haberal, yalnız ülkemizde değil, dünyada ilkleri gerçekleştiren saygın bir bilim insanı. Görevleri arasında Dünya Organ Nakli Derneği'nin Genel Başkanlığı da var.

Haberal tarafından, 14 Eylül 1993 tarihinde “Bilim Bizde Toplanır, Bizden Dağılır” sözü temel alınarak kurulan Başkent Üniversitesi 25. Kuruluş Yıldönümü'nü kutladı. Akademik personelin cübbeleriyle, sağlık çalışanları ve diğer personelin de sivil olarak Anıtkabir Aslanlı Yol başında toplanıp yürüyüşe geçmeleri büyük onurdu. Onlar bir dönem Haberal'ın tutuklanmasını da aynı yolda ilerleyerek protesto etmişlerdi. Haberal, üniversiteyi kurduğu 14 Eylül 1993'te Anıtkabir Özel Defteri'ne, “Bizler, kurduğun laik Cumhuriyete gönülden bağlı, Türk bilim insanları ve kendini emanet etme onurunu yaşattığın Türk hekimleri olarak ölümünden 55 yıl sonra ilkelerine ilk günkü gibi bağlı ve heyecanlı bulunuyoruz” cümlesini yazmış, “Aziz Atam, rahat uyu” diye bitirmişti. 25 yıl sonra Haberal'ın Anıtkabir Özel Defterine yazdıklarını okuyalım:

VATANDAŞLIK GÖREVİ

“Aziz Atam!

Hayatınız pahasına, arkadaşlarınız ve şehitlerimiz ile beraber, çok zor şartlarda ‘yedi düvele' karşı savaşarak, kurup bizlere emanet ettiğiniz bu güzel vatanımız artık kiremit ve iğne ithal etmiyor. Manevi mirasınız olan aklın ve ilmin gücü ile hedef koyduğunuz asrın medeniyet düzeyine ulaşmış ve ‘BİLİM İHRAÇ' ediyor. Bunu da kurmuş olduğunuz Laik, Demokratik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Cumhuriyetimize, sizin ilkelerinize ve milletimize borçluyuz.

Görevimiz her şartta ülkemize sahip çıkıp onu yüceltip yükseltmektir. İşte, bugün 25. Yılını kutlayan 1500 öğretim elemanı ve 11.000 çalışanıyla biz Başkent Üniversiteliler bunu yapıyor, ülkemizin bayrağını dünyanın her yerinde en üst düzeyde dalgalandırarak vatandaşlık görevimizi yerine getiriyor, sizi de her zaman her şartta rahmet ve şükran ile anıyoruz. En içten hürmet ve saygılarımı arz ediyorum.”

TUTUKLAYANLAR KORUNMUŞTU

Kendisine cumhurbaşkanlığı adaylığı önerildiğinde “Ben bilim insanıyım” deyip Cumhurbaşkanlığı adaylığı için teşekkür eden Haberal'a yapılan, onu hayali Ergenekon örgütünün en önemli ismi gibi gösterip tutuklanması oldu. Onun haksız, hukuksuz tutuklanmasına neden olan savcılar, hakimler hakkında, avukatı Efsun Ünal tarafından tazminat davaları açıldı. Davalar kazanıldı. Ancak, cemaatin hakim ve savcılarını korumak için o dönem yasa çıkarıldı, davalar düşürüldü. Sonuç: Haberal'ın tutuklanmasına neden olan savcı ve hakimlere tazminat ödettirilmedi. İşte o gün korunan savcı ve hakimlerin bir kısmı yurtdışına kaçan FETÖ'cü yargı mensuplarıydı.

Kumpas çökertildi ama bu, Haberal'ın yıllarına mal oldu. Hastaları hep onu bekledi. Onun yokluğunda, kurduğu sistem Prof.Dr. Ali Haberal başta olmak üzere çalışanlar tarafından eksiksiz işletildi. O bilim adamının dünya çapında yaptıklarıyla bu devlet övünüyor.

plusbanner2x
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more