Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

‘İnanın geç kalıyoruz’

29 Temmuz 2018

CHP'nin son kurultayında divan başkanlığı yapan, adı cumhurbaşkanı adayları arasında geçen, Eskişehir'i Avrupa kentine çeviren Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, kurultay tartışmaları devam ederken konuya değişik bir bakış açısı getiriyor, “Evet, CHP'nin silkinmeye, derlenip toparlanmaya, tüzüğünü yenilemesine ihtiyacı var. Şu dönemi, kurultayla değil, seçim çalışmalarıyla geçirmeliyiz” diyor.

“Seçim döneminde ortada gözükmeyen, kurultay döneminde ortaya çıkan delegelere” dikkat çekiyor ve bunların bazılarının tutumunun asla tasvip edilemeyeceğini anlatıyor. Hatta, partinin bu tür kişilerden mutlaka kurtarılması gerektiğini de belirtiyor.

DELEGE DALKAVUKLUĞU

“Geçmiş yönetimler hep galip gelmeye yönelik tüzük yapmış. O yüzden de zamanla tüzük, tüzüklükten çıkıp, yamalı bohçaya dönmüş. CHP'nin sade, sağlıklı, bir tüzüğe ihtiyacı var. Bugüne kadar tüzüğü değiştirmek yerine devamlı yama yapılıyor” diyen Büyükerşen'ın anlattıklarından satır başları şöyle:

“Adayın, seçimi kazanmak için seçtirdiği, o adayla birlikte hareket eden delege sistemiyle bir yere varılamaz. Açıkçası bu yapı ‘delege dalkavukluğu'dur. Delege sistemimiz mutlaka değiştirilmeli. Partide, ne zaman ilçe ve il başkanı seçilecekse hemen ‘demirbaş delegeler' ortaya çıkar.

Hemen her yönetim, kendi delegesini elinde tutmaya çalışıyor. Dolayısıyla delege dalkavukluğu siyasette hep var. İşte seçim döneminde herkes delege avına çıkıyor. Adaylar, adaylığa niyetlenenler akraba, eş-dostu delege yapmış.

GERİDE OLAN HİÇ ÇALIŞMIYOR

Partimizde de doğru-dürüst delege ve üye kayıtları yok. O yüzden kurultay kavgaları yapılıyor. Bakıyorsunuz ilçe ve il başkanı seçiminde oy kullanan delege ne kadar babadan, dededen partili olduğunu söylüyor. Oy verdikten sonra bir daha da ortada gözükmüyor.

Milletvekili seçiminde de o partinin 3-4 milletvekili çıkarması kesinse, üçüncü, dördüncü sıradakiler çalışıyor, geride olan adaylar ve onlara oy verenler kılını bile kıpırdatmıyor. Hatta garanti seçilecek yerde olanların da yeterince çalıştığını iddia edemeyiz. Düşünün, sandık kurulunda görevlendireceğimiz delege bile bulamıyoruz.

Milletvekilliğine aday olabilmek için il ve ilçe başkanı olanlar var. Hemen il ve ilçe başkanlığına seçiliyor, ilk seçimde de milletvekilliğine adaylığını koyuyor. Böyle olmamalı. İlçe ve il başkanı olanlar ilk seçimde milletvekili adayı olmasın. İlk genel ve yerel seçimde partinin kazanması için uğraşmalı.

ŞİMDİDEN ÇALIŞMALIYIZ

Önümüzde yerel seçimler var. Bu seçim için şimdiden çalışmamız lazım. Ancak partide olağanüstü kurultay girişimleri nedeniyle kimse çalışmaya başlamıyor. Oysa şimdi tam zamanı. Kırsal kesimde köylüyü kahvede bulursun. Seçim martta yapılacak. Köylü sonbaharda tarlasında olur, işinde-gücünde olur. Ocak, şubat zaten kış koşulları nedeniyle seçim çalışması rahat yapılamaz. O yüzden bir an önce çalışmalara başlamak zorundayız.

Şu anda partimizde yanlış yapılıyor. Yerel seçimde başarı elde edilemezse bunun tüm sorumluluğunu olağanüstü kurultay çabalarına bağlayacaklar çıkacaktır.

MİLLETVEKİLİ SEÇİLEMEYENLER

Milletvekilliğinin tadını alanlardan, bu seçimde aday olamayan ya da seçilemeyenler; belediye başkanı olup da yeniden aday gösterilmeyeceğini bilenler olağanüstü kongre için çaba gösteriyor. Örneğin Muharrem İnce yeterli oyu topladı olağanüstü kongreye gidildi. Şunu da unutmayalım, seçim sonucu ya Kemal Bey ya da Muharrem Bey kazanacak. Yani birisi kaybedecek. Kim kazanırsa kazansın, diğeri ona hasım olacaktır. Bu durum, partinin tek hedef doğrultusunda çalışmasına engel oluyor. Arkasından partide tasfiyelerde yaşanabilir. O zaman daha gerilimli bir ortam olur.

YEREL SEÇİM FARKLIDIR

Yerel ve genel seçimlerin ayrı değer yargıları vardır. Genel seçimde daha çok desteklediği partiye oy verilir. Ama yerel seçimde parti ikinci plana atılır, hizmet edeceğine inandıkları adaya oy verilir. Yani, seçmen yerel seçimde takım tutar gibi parti tutmaz. Bunun için de bir an önce ilçe ve il ve büyükşehir belediye başkan adayları belirlenip açıklanmalı ve araziye çıkıp kendilerini tanıtmalarına, projelerini her kesime anlatmasına fırsatı verilmeli. Adaylar en geç ağustos sonuna kadar belirlenmeli. Ama partimiz içinde yaşanan gürültü nedeniyle bu işlere bakılmıyor.

PARTİZANLARDAN KURTARMALIYIZ

Yapılması gerekenler tüzükte dağınıklığı gidermek, genç üyeleri kazanmaktır. Dinamik, demokrasi aşığı, görüşü bize uymasa bile onları partimize çekmeliyiz. Partimizi, partizan üyelikten kurtarmalıyız. Partizan geçinen, seçimlerde ortalıkta gözükmeyen, sadece parti seçimlerinde ortaya çıkan delegelik sisteminden partimizi kurtarmalıyız.”

Duayen başkan, partisi için bunları anlattı.

plusbanner2x
Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more