Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

Önce IŞİD, şimdi YPG roketleri

7 Şubat 2018

Dinci terör örgütü IŞİD militanları kafaları estikçe Türkiye'ye roket atıyorlardı. Bazı günler arkaya arkaya atılan roketler nedeniyle başta Kilis, Reyhanlı olmak üzere sınır boylarında huzursuzluk yaşanıyordu. 2016 yılında 25 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Şimdi de bölücü terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı olan YPG'liler, Kilis'e, Reyhanlı'ya son 15 günde 94 roket attı, 7 vatandaşımız hayatını kaybetti, 113 vatandaşımızın da yaralandığını hatırlatalım.

Bir dönem roketli saldırıların en büyük hedefi İsrail'di. Şimdi, İsrail'e niçin bir roket düşmüyor acaba? Çünkü buna göre savunma sistemini kurmuş, hedefe 3 kilometre uzaklıkta imha ediliyor. Böylece vatandaşını koruyor. Bizde ise ilin valisi çaresiz bir biçimde, “Roket her zaman bizim üzerimize de gelebilir. Ama biz şimdi şöyle söyleyeyim, abdestsiz dışarıya çıkmıyoruz.” Vali, abdestsiz dışarıya çıkmadığını belirtirken halka önerisi de “Her an roket düşebilir. Hiç değilse öbür dünyaya abdestsiz gitmeyin” demek oluyor.

DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Alçak ve yüksek irtifa hava savunma sistemleri ihtiyacı 1991 Körfez Savaşı döneminde gündeme gelmesine rağmen Türkiye adım atmadı. Savunmaya yılda 50 milyar liranın üzerinde bütçe ayıran Türkiye'nin, atılan roketleri havada tespit edip yok edecek radar ve roketsavar sistemini hâlâ kuramamış olmasının sorumlusu acaba kim? Askerin bu yönde bir talebi mi olmadı ya da istekte bulundu da hükümet mi yerine getirmedi?

Roketler geldikçe arayışlar oluyor. Örneğin çok namlulu roketatar (HIMARS) sisteminin devreye sokulmasını planladı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM'de bu konuyu sıkça gündeme getiriyordu. Dün konuştuğumuzda da “İsrail'in elinde ‘Çelik Kubbe' isimli başarılı bir sistem bulunuyor. İran da bu konuda çalışıyor. Savunma ve güvenlik harcamalarına çok önemli miktarda para ayıran Türkiye'nin IŞİD, YPG roketlerini engelleyecek bir alçak irtifa kısa menzilli savunma sistemine sahip olmaması çok büyük bir zafiyet” diyor.

BU İŞİMİZE YARAR MI?

Alınması öngörülen HIMARS isimli çok namlulu roketatar sistemi, Türkiye'ye atılan roketleri imha edebilecek mi? Bu konuda şunları öğrendim:

“HIMARS roketleri, ateşlendiği bataryaları yok etmeye yöneliktir. Ancak atılan roketi havada engelleme kabiliyeti yok. Bu durumda sınırın öte yanından ülkemize doğru atılan bir roket söz konusu olduğunda, yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğine yönelik risk yine ortadan kalkmayacaktır.”

İhtiyacımız olan, sınır boyunca kurulacak radarlarla, roket atıldığı an tespit edecek, sonra da o roketi havada yok edecek füzeyi ateşleyecek sistem gerekiyor. İsrail'de “Çelik Kubbe” işte bu işlevi yerine getiriyor. Övünç kaynağımız Aselsan, Havelsan, Roketsan ve diğer yerli şirketlerimiz bu işi yapamazlar mı? Yapar. Ama bunun için devletin önceliğinin olması gerekir.

HIMARS çok namlulu roketatar sisteminin menzili 300 kilometreyi buluyor. Yani komşu ülkenin sınırının derinliklerinden ateş edilse bile bu roketatarın vurma olasılığı yüksek. Daha bir başka özelliği de “Hassas güdümlü” olması. Yani atıldığı zaman hedefi bulup vurabiliyor.

TANKLARIMIZ DA KORUMASIZ

Tabii burada da hassas keşif yeteneği olan İnsansız Hava Aracı (İHA) ve F-16 keşif uçağının önemi de artıyor. Onlardan anında alınacak bilgi üzerine harekat merkezi gereğini yapabilir. Eğer zamanında harekete geçilmezse, atış yapanlar yer değiştirir, sizin attığınız da boşa gitmiş olur. Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş'a sordum. “Fırtına obüslerinin menzili 40 kilometre. Bunlar yatık mermi yollu olduğu için sütre gerisinden atıldığında hedefi vuramaz. Aynı şekilde HIMARS çok namlulu roketatar sistemi de yatık mermi yollu olduğu için sütre gerisinde yani bir engel oluşturulması halinde bunların vurulması da zor. Havan gibi değil. İşte bu engellere karşı Hava Kuvvetleri'nin önemi de bir kez daha ortaya çıkıyor” diyor.

Tanklarımızın da güdümlü roketlere karşı korunması gerekiyor. Ancak bu da yapılmadığı için daha önce El Bab'da tanklarımız zarar gördü. Afrin'de 6 askerimiz tank içinde şehit oldu. Radarlı uçaksavarlarımız olmadığı sürece topraklarımıza da roketler düşer, tanklarımız da vurulur.

Bir zamanlar, Suriye'-de sayısız roket atılır, halkın sığınaklara girmesi istenirdi. 2006 yılından bu yana, halkın sığınağa girmesine gerek kalmadı. Çünkü, roket atıldığının farkına bile varılmıyor, atılan roket havada imha edildiği için kimseye zarar da vermiyor.

Valinin 2016 yılının Nisan ayında söylediğini hatırlatalım: “Yapacak bir şey yok, abdestsiz dışarıya çıkmıyoruz.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more