Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

Onlar yavaş yavaş zehirleniyorlar

25 Şubat 2018

Güneydoğu'da, Suriye'de, Kuzey Irak'ta teröristle mücadele ederken yaralanan güvenlik güçlerimizle, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaralanan ve bunun için herhangi bir kıstas uygulanmadan gazi sayılanlar arasında büyük farklılıklar var. Terör gazileri, kendilerinin ikinci sınıf muamele gördüğünü sıkça vurguluyor, gaziler arasında ayrım olmaması gerektiğini kaydediyorlar. Gaziler arasındaki ayrımın kimlik kartıyla başladığını belgesiyle hafta içinde ortaya koymuş ve bunların giderilmesini önermiştik.

Gaziler var ama bir de gazi olup da “gazi sayılmayan” var. Çatışmaya girmiş, ateşli silahla yaralanmış, mayın patlaması olmuş. 15 Temmuz gazileri içinde gerçekten ağır yaralar almış olanlar bulunduğu gibi basit yara alanlarda da hiçbir koşul aranmadı. Güneydoğu'da yaralanan ve gazi sayılmayanlar kendilerini ortada bırakılmış hissediyor. Bu amaçla Malul Sayılmayan Gaziler Derneği'ni kurmuşlar.

HAK ARAYANLAR

Bakıyorsunuz, “parmağı kanadığı” için bu ülkede gazi sayılanlar olduğu söyleniyor. Ama gelin görün ki iki parmağı kesilmiş olan askere “az kesilmiş” denilip gazilik unvanı verilmemiş. Bağırsağı 12 santimetre kesilmiş ama o gazi olmasına yetmemiş. Kol ve sırtından vurulan, bağırsağı kesilen yüzbaşıya da “Yok, bunlar gazi olmana yetmez” cevabı verilmiş.

Kuzey Irak'ta sol bacağından vurulan Taner Özbay da, vücudunda kurşun taşıyan Tuncay Subaşı da, kafasında şarapnel parçaları bulunan da, yine gazi olamamış. Kimisi isyan ediyor, “Gazi olmam için daha ne olması lazım” diyor. Aslında onların söyleyecekleri çok ama hükümet kanadından dinleyen yok. Ya da dinleyenler geçiştirmekle, oyalamakla yetiniyor.

Yaralanmış ama gazi sayılmayanların bazı fotoğraflarını gördüm. Bir yanda hemen hiçbir koşul aranmadan gazi unvanı verilenler, bir yandan da parça parça olmuş ama gazi olamamış bedenler. Bırakın gaziler arasındaki ayrımı, yaralılar arasında bile ayrım olduğu ortaya çıkıyor.

ŞÖYLE BİR DURUM VAR

Vücutlarında kurşun ve şarapnel parçaları bulunan ama gazi sayılmayanların ayrı bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu da hatırlatalım. Onlar metal zehirlenmesi de yaşıyor. CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, o gazilerin sorununu elindeki fotoğraflarla bize  şöyle anlattı:

“Gazi sayılmayan binlerce mağdur insanımız var. Bu insanlar terörle mücadelenin en büyük psikolojik gerilimini yaşamakla kalmamış, teröristlerin hain kurşunlarıyla yaralanarak, belki de yanında arkadaşı şehit düşerek vatani görevini tamamlamışlardır. Aylarca hastanelerde tedavi görürken, komutanları tarafından, ‘Sen bizim gazimizsin' denilerek avutulan bu insanlar hiçbir zaman gazi ilan edilememişlerdir. Kalplerinde kurşun, vücutlarında yüzlerce şarapnel parçası olmasına rağmen, bir parmaklarını, hatta gözlerini bu vatan için feda etmiş vatan evlatları Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 1053 Sayılı Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkındaki Nizamnameye uymadıkları gerekçesiyle gazi sayılmıyorlar.”

SONUÇLAR ÜRKÜTÜCÜ

Bu durumda olan ve gazilik bekleyen yaklaşık 19 bin kişi var. Terörle mücadele yurtiçinde ve dışında devam ettiğine göre ister istemez gazilerimiz de oluyor. Şimdi onlar da “Yüzde 40 engeline takılacak, ben neden gazi olamadım” diye soracaktır.

Vücutlarında kurşun ve şarapnel parçaları bulunmasına rağmen devlet tarafından gazi sayılmayanlar kronik metal zehirlenmesi de yaşıyor. Ocak ayından bugüne kadar muayeneden geçirilen 104 kişiden tahlil sonuçları belli olan ve gazi sayılmayan 42 kişide cephane yapımında kullanılan ve insan vücudunda olmaması gereken arsenik, kurşun, antimon ve nikel olan ağır metaller saptandı. Açıkçası bu insanlar yavaş yavaş zehirleniyor.

BELKİ BU YANLIŞTAN DÖNÜLÜR

Afrin'de yaralanan ve Gülhane Hastanesi'ne getirilen gazilerimizin tedavisi için kuşkusuz gereken özen gösteriliyor. Ama, gazilerimizin güvenliği için alınan önlemler yeterli bulunmuyor. Geçenlerde, gazileri ziyarete giden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de bu izlenimi edinmiş.

Gazilerin yerini bir çok görevli bilmiyor. Örneğin, ona bir Niğdeli olduğu söylenmiş, Gürer, ikinci Niğdeli hemşerisini de bulmuş. Bu da sağlıklı bilgi verilmediğini ortaya koyuyor. Yaralı askerlerimizin güvenlik nedeniyle fotoğraf çektirmesinin yasak olduğu söyleniyor. Ama, yaralılarımızın bulunduğu odaların kapısı sonuna kadar açık. Aslında yaşanan son olaylar, askeri hastanelerin bazılarının kapatılmaması gerektiğini ortaya koydu. Belki, yaşananlardan ders çıkarılır ve yanlıştan dönülür.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more