Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

“Vatan haini”

5 Ekim 2018

15 Temmuz darbe girişiminden sonra 133 bin kamu görevlisi meslekten atıldı. 50 binden fazla kişi tutuklandı. Bunlarla ilgili davaların önemli bir bölümü de sonuçlandı. Yargılama sonucu beraat edenler şimdi yeni sorunlarla karşı karşıya. Beraat etmek bazı kamu görevlilerinin görevlerine dönmelerine yetmiyor.
“Ergenekon”, “Balyoz” gibi kumpas davalarında kadınların eşleri için yaptığı mücadele unutulmaz. Darbe girişimi davalarıyla ilgili eşlerinin FETÖ ile bağlantılı olmadığına inanan kadınlar da onların masumiyetlerini ortaya koymak için çabaladılar. Eşleri hakkında beraat kararını öğrendiklerinde havalara uçtular. Onların yeniden görevlerine döndürüleceğini sandılar.

“ELİMDE FOTOĞRAFLA”

Ne olduğunu, neler yaşadıklarını öğrenmek için beraat eden iki askerin eşlerinin mektuplarını okuyalım. Önce Songül Hanım'ın mektubundan bir bölüm:
“Eşim cezaevine girdiği ilk günden itibaren onun suçsuz olduğuna, darbeci komutanların onları kandırarak ateşe attıklarını ispat edebilmek için çalmadık kapı bırakmadım. Elimde eşimin fotoğrafıyla Sakarya'da sokak sokak gezip şahit aradım. Bir polis memurunun yardımıyla, eşimin polis karakoluna kendisinin gittiğini karakol kamera kayıtlarının olduğunu öğrendim.
Eşimin sözleşmesinin feshedilmesinden sonra 5 kuruşsuz bir sürü borç içinde lojmandan çıkarıldık. Eşime avukat tutabilmek için evimin eşyasından, nikah yüzüğüme kadar satıp çevremden borç aldım. Bir taraftan da hayat mücadelesi verdim. 5 kuruş gelirim yoktu ama 65 bin TL borcumuz vardı. İnsanların ve bankanın bu borçlar yüzünden kapıma gelmemeleri için ‘Bize bir şey olursa çocuklarımız sokakta kalmasın' diyerek borçlanarak dişimizden tırnağımızdan artırarak aldığımız 45 yıllık evi 70 bin TL'ye satıp borçlarımızı kapattım.

EN BÜYÜK DAMGA

Eşimin tüm suçlamalardan beraat ettiği güne kadar 25 ayda çocuklarımla yaşadığım hayat mücadelesini önce Allah, ben ve çocuklarım biliyor. Çocuklarımı ilk yıl babalarını görmeleri için 4 kez  görüşe götürebildim. Eşim yaşadığımız maddi manevi sıkıntıyı bildiği için telefon konuşmasında ‘Bir daha görüşe gelmeyin. Suçsuzluğum er -geç ortaya çıkacak karar günü çocukları al gel. Bir de valiz getir' dedi.
Dediği gibi oldu. Karar duruşmasına çocuklarımla birlikte yanımıza boş valiz alıp Sakarya'ya gittik. Eşim, tüm suçlamalardan beraat etti. Tek söylediği ‘Biz askeriz. Bunu da yaşayacakmışız. Vatan sağolsun' oldu. 25 ay, her gün, her saat, her dakika ‘vatan haini, terörist' damgasıyla yaşadık. Beraat edince eşimin işine döneceğini sanıyorduk. Öyle olmadı.

DAYANAMIYORUZ 

Askerlikten başka bir şey bilmeyen eşim, beraat etti de işine mi iade edildi? Hayır. Evet benim durumumda çok insan var. Artık dayanılacak gibi değil. İşe iade davamız 1.5 yıldır idare mahkemesinde bekliyor. Sözleşmeli uzmanlar idari kararla işten çıkarıldıkları için Olağanüstü Hal Komisyonu'na da başvuramadık. Hiçbir suçunuz yokken ‘vatan haini' damgasıyla yaşamak çok zor bir şeymiş. Biz 25 ay öldük öldük dirildik. 25 ay ayakta durabildiysem sadece eşim ve çocuklarım içindi.”

“CEHENNEMDEN SAĞ ÇIKTIK”

Songül Hanım'la birlikte mücadele veren isimlerden birisi de Gönül Hanım'dı. Asker olan eşi 25 ay cezaevinde kaldıktan sonra beraat etmişti etmesine ama Gönül Hanım'ın anlatacağı, yazacağı şeyler vardı. Gönül Hanım'ın yazdıklarını özetliyorum:
“Deprem olur, evinizi kaybedebilirsiniz, hasta olursunuz kaza geçirirsiniz ya da işten atılırsınız, işsiz kalırsınız. Buraya kadar çok normal. Ama bir saat içinde hem eşinizi, evinizi, işinizi, en önemlisi de onurunuzu kaybetmeniz imkansız gibi geliyor. Ancak yaşadık. İçine atıldığımız durum cehennemdi. Çok şükür o geceden eşlerimiz ve biz sağ çıktık. Ama kabusumuz bitmiyor.
Kendi ülkemizin sokaklarında ‘vatan haini' damgasıyla dolaştığımız yetmedi. Eşim cezaevinde hipertansiyon ve depresyon hastası oldu. Açık görüşten sonra 8 yaşındaki kızım yolda fenalık geçirdi. Hayatımda kendimi en çaresiz hissettiğim gündü. Bize ‘Darbeci karıları' lakabını taktılar. İnsanlar bizim ne yaşadığımızı bilmeden bizden nefret etti, yargısız infazı dibine kadar yaşattılar.
25 ay sonra beraat eden eşim işsiz- güçsüz, yaşam hakları elinden alınmış bir asker. ‘Beraat' ama sadece adı beraat. Bizleri henüz cezaevinden çıkarmadılar. Eşim önceden kapalı cezaevindeydi, şimdi açık cezaevinde.”
Davaları beraatla sonuçlanan kamu görevlileri, işlerine dönecekleri günü işte bu koşullarda bekliyor. Suçsuzluğu mahkeme kararıyla ortaya çıkanların durumunu düzeltmek de yüce devletimizin görevidir.
Dün Batman'da 8 askerimiz vatan hainleri tarafından şehit edildi. Allah rahmet eylesin, Vatanımızın başı sağolsun.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more