Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Don Kişot

2 Mayıs 2018

Gerek Balyoz…
Gerek Ergenekon…
Gerek Odatv vd…
Soruşturmalarında, yargı­lamalarında yaşananlar kimi zaman tekrarlanıyor.
FETÖ kumpası sonucu ce­zaevine atılan Deniz Kuvvet­leri'nin efsanevi komutanı emekli Oramiral Özden Örnek toprağa verildi.
Kumpasın kalemleri kimi yandaşlar hemen şunu yazdı:
– Özden Örnek'i muhafaza­karlar değil, ulusalcılar he­def yaptı!
– Ulusalcılar, malum günlük­lerden ötürü Özden Örnek'e ağır hakaretler yaptı!
Bir oğlu Burak Öz­den “Çalık Holding'te çalışıyor” ve diğer oğlu Tolga Örnek'in filmine Çalık Holding sponsor olduğu için ulusalcılar demediklerini bırakmadı!
“Küçük Alçı” şunu yazdı:
“Bugün kritik soru şu: Bu günlüklerin ne kadarı orijinal, ne kadarı FETÖ fabrikasyonu? Bir kısmının FETÖ fabrikasyonu olduğu şüphesiz ama bir dönemin Başbakanları ve Genelkur­may Başkanı tarafından teyit edilen kısımları da çok fazla. Şu an toplumun çoğunluğu FETÖ'den nefret ediyorsa bu­nun sebebi bu örgütün, temiz ve dürüst şekilde yargı­lansa darbeciliği ortaya çıkacak kimileri hakkında bile fabrikasyon belge uy­durması ve onları kurtar­masıdır. İşte çok önemli bir belge olan bu günlükleri bile tahrif ederek askeri vesayete hizmet etti ve Türkiye'nin önünü tıkadı FETÖ.”
Dediklerinizi duyar gibiyim:
Buna yanıt verilir mi?
Verilir…
Fakat FETÖ kumpaslarının hedefinin MİLGEM gibi sa­vunma sanayi vs. olduğu konularına girmeyeceğim. Bir “ruh çözümleme­si” yapmaya çalışacağım:

Gerçek değil kurmaca

Olanı değil…
Görmek istediğini görmeyi yeğleyen…
“Don Kişotluk yapma durumu” diye nitelendirilen bir değerlendirme var!
Bunlar kendi fikrinin/ka­naatinin, gerçekliğin gösterdi­ğinden daha hakikat olduğuna inanır:
– “Ben ne düşünüyorsam gerçek odur!”
Bu sebeple…
Don Kişot; yağmur yağdığı için bakır leğeni kafasını geçiren eşek sırtındaki berbe­ri, başında altın miğferi olan kır at üzerindeki şövalye­ye dönüştürür!
Gerçeği, kurmacaya çevirir.
Öyle ki:
Büyük idealle… Tobo­solu Dulcinea'ı kurtarmak ve birçok krallıktan oluşan imparatorluğu ele geçirmek maksadıyla “mücadeleye” atılır.
– Don Kişot, devlerle sa­vaştığını sanır; ama savaştığı sadece yel değirmenidir!
– Don Kişot, şövalyeler­le savaştığını sanır; ama savaş­tığı sadece koyunlardır!
Gerçeği ve sahteyi görmek­te inat eden uşağı Sanço Panza'ya öfkelenir; onu “dar kafalılıkla” suçlar!
Herkese karşı sadece kendisi haklıdır!
“Gerçeği” gören salt kendi­sidir!
Gerçek onu haksız çıkarıyor­sa, haksız olan gerçeklerdir!
Böylece:
Akıldışı yargısını/kana­atini değil, somut gerçeği değiştirmeye çabalar.
Bu olmayanı görme hastalı­ğını -yalancılığını-, pek bilmiş kibir ve öfkeyle topluma/ uşağı Sanço Panza'ya daya­tır. Hem de cesur olduğu­nun sürekli altını çizerek. Yani, olmayanı görmemek korkak­lıktır!
Bu hakikatin düşmanı/ düşmanları itibarıyla her daim yanılır, başarısızlığa uğ­rar; ve gülünç halleri/sözleri/ yazılarıyla sürekli alay edi­lir. Evet, tıpkı Don Kişot gibi…
Öğrencisi beyaz atlı şövalye Samson Carasco iyi niyetle, alay edilen öğretmeni Don Kişot'u akla döndürmek için düelloda yener.
Ne gezer.
Don Kişot hemen “inkar zırhını” kuşanır!

İnkarcılık hastalığı

Yalın gerçek acıyla orta­ya çıksa da…
-İki kaburga kemiği kırılan, üç dişi sökülen, iki parmağı ezilen- Don Kişot yine de inadında ısrarcıdır.
O, yanılmazdır!
İnkarcılık, onu tanımlayan­dır; şizofreniye yakalanmıştır.
Uşağı Sanço Panza'ya şöyle der:
Büyücü, köylülerin bize saldırmaları için şövalyeleri koyuna çevirdi!”
Suçu/sorumluluğu hep baş­kası üzerine atar!
Aslında…
Her inkarcı gibi Don Kişot, kendine yalan söyler ve elbette bunun farkında değildir. “Don Kişotluğa” devam eder:
Akıldan elini-eteğini çeker; ahlakla bağını koparır.
Böylece…
İnkarcı; kendini büyük, güç­lü, güzel, yıkılmaz, önemli zan­neder. Kendini erdemli sayar; akıllı, cömert, yüce gönüllü, düşünceli, yardımsever sanır.
Oysa gerçek tam tersi­dir:
Zayıf karakterli, çirkin, güç­süz, sıradan, gülünç, görmez­den gelinen kötü biridir.
O, cadaloz, bencil, kıskançtır.
Özü/olduğu budur; diğer nitelikleri kendini kandırdı­ğı bir kurmacadır sadece.
Toparlarsam…
İspanyol Cervantes'in ro­manı Don Kişot, yarı güldürü yarı trajedidir.
Aradan dört asır geçti…
Tarihte katıksız akıldışılık ve bunun yandaşları hep görüldü.
Keza…
Türkiye'de bugün Don Kişot örneklerini…
– Gerek siyaset dünyasın­da…
– Gerek medyada fazla­sıyla görüyoruz.
Oysa…
İnkarcılık, bugün yal­nızca psikanalizin alanına girmektedir. Bu sebeple…
FETÖ kumpası içindeki varlıklarını hala inkar edip suçu salt ona atıyorlar! İnsanın kanını donduracak bayağı­lıkla-küstahlıkta hala zehir saçıyorlar!
Ve ne yaparlarsa yapsın­lar son gerçek şudur:
Don Kişot hasta yatağında değirmenlerin, gerçekte de­ğirmenler olduklarını itiraf ederek öldü.
Kazanan her daim haki­kat olur!
Cervantes der ki:
Yalan, gerçekten daha fazla egemenlik sürer; ancak sonunda gerçek egemen olur. Bu bir sabır sorunudur…

sozcu-banner-1
Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more