Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Kara Cuma

9 Ağustos 2018

2008 yılında dünyada ekonomik kriz/”kara cuma” yaşandı.
Erdoğan dedi ki: “Kriz bizi teğet geçti.”
Kriz teğet-meğet geçmedi; bugün net olarak ortaya çıktı ki; 2008'de bizde de alarm zilleri çalmaya başladı. Ama iktidar kendini ve halkı kandırmayı tercih etti. Hiçbir stratejik plan yapmadı.
2007 yılında doların değeri 1.307 lira idi.
Erdoğan “teğet geçti” sözünü güçlendirmek için dolar'a basmaya/baskılamaya başladı.
2008 yılında dolar kuru 1.299 liraya düştü.
2009'da 1.554 lira oldu. AKP halkı uyutup, Yeni Türk Lirası/YTL'nin “Y”sini atma gibi şovlar yaptı. Önemli olan yerel seçim başarısıydı!
2010'da dolar tekrar düştü; 1.508 liraya indi.
İktidar ekonomik sıkıntılara önlem alacağına inatla oy kazanmak için dolara basmayı sürdürdü. Merkez Bankası'nı hedef aldı!
2011 yılında dolar 1.678 liraya çıktı.
2012'de dolar 1.800 ve 2013'te 1.906 liraya yükseldi.
2014 yılında dolar 2 lira sınırını aştı; 2.192 liraya yükseldi; 2015'te 2.725 liraya fırladı.
İktidar gerçekle bağını koparıp inatla krizle yüzleşmek istemedi; “üst aklın oyunuydu” bu yaşananlar, öyle dediler!
2016'da dolar 3 lira sınırını aştı.
2017'de 4 lira ve bugün dolar 5 lirayı aştı.
“Teğet geçti” demeyip 10 yıl önce gerçekçi önlemler alınsaydı, ülke bu derece ekonomik travma yaşamazdı…

Hep manipülasyon

Erdoğan…
2008-2018 yılları arasında ekonominin alarm zilleri çaldığını söyleyen her işadamını azarladı:
-”Başımıza politikacı kesildiniz…”
-”Geçti o iktidarları yönettiğiniz günler…”
Hakikatleri görmek istemedi. Korku yaratarak iş ve işçi çevrelerini susturdu.
Takım çalışmasında tek adamlığa geçişin sonucu oldu bunlar. Ülke hedefi, bir kişinin iki dudağına bırakıldı! O da ekonomiyi -TBMM'den uluslararası kuruluşlara kadar- “denetimden” çıkardı; salt inşaatla “havuzu” büyüttü.
Sonra ne oldu: Kafamıza kiremit düştü! 2001 krizinin ağırını yaşamaya başladık!
Ne diyeceğiz bu tarihsel tekerrüre; trajedi mi, komedi mi?
Hep yazdım:
Sandık, Türkiye ekonomisinin en büyük düşmanı. Oy kazanmak amacıyla politikacılar sürekli popülist icraat yapıyor. Ve her seferinde ülkenin geleceğini yok ediyorlar.
Son örnek, Erdoğan!
“Oy sihirbazı” Erdoğan kafasında hayali bir Türkiye piyasası yarattı; hiçbir olgu gerçek değil:
-Ne enflasyon rakamı…
-Ne işsizlik sayısı…
-Ne kişi başına düşen milli gelir…
-Ne şu, ne bu…
Bize gösterilen hiçbir istatistik veri gerçek değil. Sürekli sayılarla-rakamlarla oynayan/gerçek ölçüm yapmayan/ manipülasyoncu bir iktidar var karşımızda.
Rakam fetişizminin tek gayesi, seçim kazanmak! (Geçen gün bir arkadaş söyledi; “Bu kadar sayılarla oynayan hükümet, seçim sonuçlarıyla oynamaz mı?”)
Uydurulmuş rakamı refah ölçütü yaparak -her şeyi yalan olan- bir sanal aleme soktular ülkeyi!
“IMF'ye 5 milyar dolar borç verdik” gibi gerçekdışı cazip masallar anlatarak ülke yıllarını heba ettiler. Dünya ülkeleri “bilgi toplumu” olmak için çabalarken, cehaleti beslediler ve cehaletten beslendiler.
Kimse kusura bakmasın:
Yaşadığımız ekonomik sıkıntı bu cehalet ittifakının sonucudur…

Alışmayın

Kuşkusuz rivayet:
II. Abdülhamit kötü bir rüya görür. Hemen müneccimbaşı-Namık Kemal'in babası- Mustafa Asım Efendi'yi çağırtır; rüyasını yorumlatır.
Mustafa Asım Efendi, “Sultanım önümüzdeki on yılda ülke kıtlıktan büyük sıkıntı çekecek” der.
II. Abdülhamit, “peki on yılın sonunda kıtlık bitecek mi” diye sorar.
Mustafa Asım Efendi, “hayır Sultanım kıtlık geçmeyecek ama kullarınız alışacak” yanıtını verir!
Ekonomik krize alıştırıldık/alıştırılıyoruz!
Bugün seçim olsa sandıktan yine AKP birinci parti olarak çıkar.
Ama… Mesele sadece ekonomi değil. (IMF kapısına giderler, Kıbrıs, Kuzey Suriye vs. siyasi bedeller ödeyerek 80 milyar dolar borç alıp, birkaç borç ertelemeyle ekonomik yangını şimdilik söndürürler.)
Fakat… Tehlikeli olan şu:
Tüm değerlerin aşındırılması sonucu, insanların devlete- kurumlara güveni kalmadı.
AKP, insanların ülkeye olan inancını öldürdü; ülkenin duygusal fay hattını kırdı.
Asıl yıkıcı olan budur; kanayan yerimiz burasıdır.
Herkes dolar hesabı yapıyor. Yazık.
Douglas R. Hofstadter'in Türkçe'ye çevrili zor okunan kitabı var: “Gödel, Escher, Bach…”
Dedi ki:
Arı değil; kovandır “organizmacı” olan.
Arı, bütünün parçasıdır sadece.
Buradan hareketle şunu söylemek isterim:
Organizmacı/beyin/devlet çökerse elinizdeki doların hiçbir değeri kalmaz. Tıpkı arının elindeki polenin bala dönüşmeyeceği gibi…
Kolektif ruhu kaybetmeyin; -boşverin Erdoğan'ı, AKP'yi filan- bu vatan hepimizin.
Ne üç kuruşluk kazanç peşinde koşun, ne de karamsar olun!
Kendinize güvenin, davanıza inanın.
Unutmayın ki; 1789 Fransız Devrimi'nin düşünsel temellerini 50 yıl önce attı Voltaire!
Gelecek, ilericilerindir.
Kıtlığa alışanların değil…
Kıtlıktan nemalananların hiç değil…

plusbanner2x
Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more